İstanbul Fikri Haklar Mahkemesinde, noterli fesih şartına uyulmaması nedeniyle otomatik yenilenen fikir ve sanat eserleri lisans bedeli alacağına yönelik icra takibine itirazın iptali davası.
Özet: Bu dava, fikir ve sanat eseri sözleşmesinden kaynaklanan, meslek birliğinin temsil ettiği mali hak sahiplerinin müzik lisans bedellerini ödemeyen davalıya karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebidir; davalı işyerinin kapandığını ve sözleşmenin konusuz kaldığını ileri sürerken, davacı sözleşmenin usulüne uygun feshedilmediği için otomatik olarak yenilendiğini belirtmiş ve bilirkişi raporu, noter aracılığıyla yazılı fesih şartı yerine getirilmediği sürece sözleşmenin geçerliliğini koruyacağını ve sözlü feshin hukuki sonuç doğurmayacağını tespit etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/137 Esas
KARAR NO : 2026/38
DAVA : İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/08/2025
KARAR TARİHİ : 27/03/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava Dilekçesin özetle; müvekkillerinin ... 24. İcra Müdürlüğü’nün .... E. Sayılı dosyası ile başlatılan takipte; takibe konu lisans bedeline ilişkin borca, faize, icra dairesinin yetkisine davalı tarafından itiraz edildiğini, bu itirazın hukuki dayanaktan yoksun ve usulsüz olduğunu, davalı tarafın müvekkilleri ile imzaladığı lisans sözleşmesi dolayısıyla ödemekle yükümlü olduğu mali hak bedellerini ödemediğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ‘’Mali Şartlar’’ başlıklı 3.maddesinin 1. bendinde;‘’ Lisans alanın işbu sözleşmenin konusu olan ve EK-1’de belirtilen mahallerde yapılan müzik yayınlarına, meslek birlikleri repertuarı için ödenecek (01.01.2020-31.12.2020) tarihine ilişkin toplam mali hak bedeli 2.805,83 TL+KDV’dir.’’ Hükmünün bulunduğunu, aynı maddenin 3. Bendinde ‘’01.01.2021 tarihinden itibaren sözleşmenin otomatik yenilendiği her bir takvim yılı için ödenecek mali hak bedeli, bir önceki yılın mali hak bedeli esas alınarak TÜİK tarafından bir önceki yıl için belirlenen (ÜFE+TÜFE)/2 artış uygulanmak suretiyle belirlenir ve bu bedel EK-1’de seçilen ödeme biçimine uygun olarak meslek birliklerine ödenir. ‘’, sözleşmenin 3.5. Fıkrasında ’sözleşme konusu ödemelerin 3.8 maddeye göre gecikmesi halinde Lisans Alan Türk Lirası üzerinden aylık %2 gecikme faizini başkaca bir bildirime gerek kalmaksızın meslek birliklerine ödeyeceğini açıkça kabul, beyan ve taahhüt eder.’’ hükümlerinin
bulunduğunu, ‘Sözleşmenin Süresi ve Feshi’ başlıklı 5. Maddesinde ‘’5.1.İşbu sözleşme imzalandığı tarihten itibaren başlayıp, imza tarihindeki cari yılın sonuna kadar geçerlidir. 5.2. Taraflardan her biri, 5.1. maddesinde belirtilen süre sonunda sözleşmeyi tek taraflı feshedebilir. Ancak fesih iradesi sözleşmenin hitamı tarihinden en geç bir ay öncesine kadar ulaşacak şekilde noter vasıtasıyla yazılı olarak karşı tarafa bildirmediği takdirde, sözleşme aynı şartlarla yıldan yıla yenilenerek devam eder.’’ Hükümlerinin yer aldığını, davalı tarafın sözleşme ile taahhüt ettiği ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkillerinin meslek birliğinin alacağı olan 48.147,53-TL’nın icra takibine konu edildiğini,
davalının icra takibine rağmen dava konusu borcu ödememe konusundaki ısrarı ve borcun tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazının açıkça kötü niyetli olduğunu davalının faize yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, ... 24.İcra Müdürlüğü’nün ...E.sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: davanın ... Adliyesinde açılması gerektiğini, yetki itirazının değerlendirilmesini, davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, davacı tarafından haksız şekilde aleyhine icra takibi başlatıldığından itiraz ettiğini, sözleşmeye konu işyerinin 28.08.2021 tarihinde kapandığını, bu sebeple lisans sözleşmesinin konusuz kaldığını, davacının durumdan haberdar olmasına rağmen 2021-2022-2023-2024 dönemlerine ait lisans bedeli talep etmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, davacının davasının reddini, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.
03/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında uyuşmazlık konusunun, FSEK m. 3 anlamında musiki eserlerinin umuma açık mahalde kullanımı olduğu; bu kullanımın eser sahiplerinin mali haklarına ilişkin bulunduğunu, dolayısıyla lisansa tabi olduğunu, meslek birliklerinin tam ruhsat esasına dayalı ve münhasır nitelikte toplu hak takibi yetkisine sahip olduğunu, bu kapsamda ...’nin (...), üyelerinden devraldığı yetkiye dayanarak umuma açık mahalde gerçekleştirilen müzik yayınına ilişkin mali hakların kullanımını lisansa bağlama, lisans bedellerini talep etme, icra takibi başlatma ve dava açma hususlarında aktif husumet ehliyetini haiz olduğunu,
... ile davalı arasında 10.03.2020 tarihli “Umuma Açık Mahallere İlişkin Lisans Sözleşmesi”nin geçerli şekilde akdedildiğini, sözleşmenin FSEK m. 52’de öngörülen şekil şartlarına uygun olduğunu, sözleşmede fesih iradesinin noter aracılığıyla ve süresinde bildirilmesinin geçerlilik şartı olarak düzenlendiğini, davalının sözlü fesih savunmasına hukuki sonuç bağlanamayacağı ve süresinde usulüne uygun bir fesih bildirimi bulunmadıkça sözleşmenin yıldan yıla
yenilenerek yürürlükte kalacağını, davacıya ait olan resmi defterlerin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulmuş olduğu görülmüş, sahibi lehine Yüce Mahkemenin takdirinde olmak üzere takdiri delil niteliğine haiz olduğunu,
davalı tarafın sözleşmeye konu işyerinin 28.02.2021 tarihi itibariyle kapandığını, davacı tarafından davalı adına icra takibine konu edilen mali hak bedellerinin sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, 2020 dönemi mali hak bedeli faturasının davacı tarafından davalı adına tanzim edildiği ve davacı ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu, devam eden dönemler için ( 2021-2022-2023-2024) fatura tanzim edilmediğini, davacı tarafından talep edilen asıl alacak ve faiz oranının sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan asıl alacak yönünden 34.339,97-TL, işlemiş faiz olarak 16.874,96 olmak üzere toplam 51.214,93-TL alacaklı bulunduğu ancak davacını talebiyle bağlı olması nedeniyle icra takip miktarı olan 48.147,53-TL tutarında alacaklı olduğu yönünde rapor sundukları görülmüştür.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın; davacı ... tarafından ... 24. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe, davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, davalı Şirket aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı, borçlunun itirazının iptali ile 2004 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarih, ... Esas,...Karar sayılı kararı).
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı, 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını kanunda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
02 Aralık 2016 gün ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasanın 41. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 TL'ye çıkarılmıştır. Bu miktar 2018 yılı için 3.560,00 TL, 2019 yılı için 4.400,00 TL'dir, 2020 yılı için 5.390,00 TL, 2021 yılı için 5.880,00 TL, 2022 yılı için 8.000,00 TL, 2023 yılı için 17.830,00 TL, 2024 yılı için 28.250,00 TL, 2025 yılı için 40.000,00 TL ve 2026 yılı için 50.000,00 TL'dir. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
04.06.2025 yürürlük tarihli 7550 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile değişik HMK’nın Ek 1/2. maddesi ile hükmün verildiği tarih ibaresinin, davanın açıldığı tarih olarak değiştirildiği, HMK’nın 448. maddesine göre ise değişen kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı, ilk derece mahkemesi tarafından hüküm kurulmakla; usul işleminin tamamlandığı, bu nedenle 04.06.2025 tarihinden önce verilen kararlarda kesinlik miktarının tespiti için karar tarihi, anılan tarihten sonra verilen kararlarda ise dava tarihinde talep edilen miktara göre kesinlik tespit edilecektir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda kesinlik hususunda dava değerinin dava açıldığı tarihteki kesinlik sınırı üzerinden değerlendirilmesi gerekirken sehven karar tarihinin kesinlik sınırı değerlendirilmek suretiyle kesin olarak verilmesi yerinde olmamasına karşın bu hususun gerekçe ile hüküm fıkrasının çelişemeyeceğinden yalnızca sehven olduğu hususu ifade edilmekle yetinilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde davalı tarafça icra dairesinin yetkisine yönelik yetki itirazında bulunulduğu, huzurdaki itirazın iptali davasına konu icra takibine davalı tarafça itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine de ayrıca itirazda bulunulduğu görülmüş, yetkili icra dairesinin itirazın iptali davası açısından dava şartı olduğu gözetilerek icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz ele alınmasına karar verilmekle; yapılan incelemede taraflar arasındaki sözleşmede İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunun düzenlenmiş olup davacı tacir olmadığından HMK 17 md uygulanamayacak ise de; konusu para alacağı olan takipte alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu ve kesin yetki kuralının bulunmadığı görülmekle icra dairesinin yetkisine yapılan yetki itirazının reddi ile açık yargılamaya devam olunmuştur.
Davaya konu ... 24. İcra Müdürlüğünün ... icra esas sayılı dosyası incelendiğinde; borçlu davalı hakkında Müzik Eserleri Yayını İzin Sözleşmesi ve faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkin olarak ilamsız takip başlattıklarını, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğu davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı ... ile Davalı ... arasında 10.03.2020 tarihinde imzalanan, dava dosyasında örneği mübrez sözleşmede, sözleşmenin 01.01.2020 – 31.12.2020 tarihleri arasındaki süreyi kapsadığı Sözleşmenin Süresi ve Feshi başlıklı 5.maddesinin 1.fıkrasında görülmektedir. 01.01.2020-31.12.2020 dönemi için mali hak bedeli olarak ödenmesi gereken tutar ise Mali Şartlar başlıklı 3. Maddesinin 1.fıkrasında ve Ek-1’de 2.805,83-TL+KDV olarak belirtilmiştir. Ödeme seçeneği olarak Nakit taksitli ödemenin seçildiği, buna durumda sözleşmenin imza tarihinden itibaren 4 eşit taksitte tahsil edileceği, Uzama halinde uzamaya esas bedel ödemesinin 1 Mart, 1 Haziran, 1 Eylül, 1 Aralık tarihlerinde ödeneceğinin hüküm altına alındığı Sözleşmenin Madde 5- Sözleşmenin Süresi ve Feshi başlıklı maddesinin 2.fıkrasında " Taraflardan her biri, 5.1 maddesinde belirtilen süre sonunda sözleşmeyi tek taraflı feshedebilir. Ancak fesih iradesi sözleşmenin hitam tarihinden en geç bir ay öncesine kadar ulaşacak şekilde noter vasıtasıyla yazılı olarak karşı tarafa bildirmediği takdirde, sözleşme aynı şartlarla yıldan yıla yenilenerek devam eder.’’ hükmünün bulunduğu, yine sözleşmenin Madde 3 Mali Şartlar başlıklı maddesinin 4. Fıkrasında "01.01.2021 tarihinden itibaren sözleşmenin otomatik olarak yenilendiği her bir takvim yılı için ödenecek mali hak bedeli, bir önceki yılın mali hak bedeli esas alınarak TÜİK tarafından bir önceki yıl için belirlenen ÜFE+TÜFE/2 (12 aylık ortalamalara göre) oranında artış uygulamak suretiyle belirlenir ve bu bedel EK-1’de seçilen ödeme biçimine uygun olarak Meslek Birliklerine ödenir." şeklinde hükme bağlandığı görülmektedir.
Davalının ticari defter ve belgelerini mahkemede hazır etmesi hususunda tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde ve tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, lisans sözleşmesi kapsamında değerlendirme yapması, mali bilirkişinin tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde ve tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yapmasına, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen FSEK kapsamında lisans sözleşmesi alacağının tahsiline yönelik takip dosyasından kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı ve davalı savunmaları da dikkate alınarak diğer uyuşmazlık noktaları dikkate alınarak diğer hususlarda bilirkişi raporu alınmasına karar verilerek, bilirkişiye tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 6100 sayılı HMK'nun 278/4 maddesi gereğince yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiş; dosya kapsamına sunulan esas bilirkişi rapor içeriğine göre davalının ödeme savunmasında bulunduğu görülmüştür. Davalı tarafın davaya konu sözleşme süresindeki bedelin ödendiği ilgili iş yerinin 28/02/2021 tarihinde kapandığı bu nedenle sözleşme yükümlülüğünün sürmeyeceğinden bahisle diğer yıllar için borçlu olmadığı savunmasının yapıldığı anlaşılmıştır. Ancak taraflar arasında imzalanan sözleşme incelendiğinde bu durumun hüküm altına alınmadığı feshin iki taraf için de mümkün olduğu ancak geçerlilik şartının mevcut olduğu ve icra takibi başlatılana kadar davalı tarafından usulünce yapılan bir fesih ihtarının mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Davacı kayıtlarına göre davacının sözleşme uyarınca davalı adına 10/03/2020 tarihli sözleşme sonrasında 10/03/2025 tarihine kadar sözleşme bedeli devreden miktar ve faiz oranları üzerinden bir ödeme yapılmadığı toplam mali hak bedeli olarak KDV dahil 34.339,97 TL’lik ana para ve 16.874,96 TL faiz işlediği hususunun bilirkişi raporu ile sabit olduğu anlaşılmıştır. davalı tarafından yapılmış herhangi bir ödeme kaydının bulunmadığı; Sözleşmenin 3.6. maddesinde "Sözleşme konusu ödemelerden herhangi birinin belirtilen ödeme tarihlerinde yapılmaması ve/veya gecikmesi halinde Lisans Alan, Türk Lirası için aylık %2 gecikme faizini başka bir bildirime gerek kalmaksızın Meslek Birliklerine ödeyeceğini açıkça kabul, beyan ve taahhüt eder." hükümlerinin yer aldığı, davacı tarafından talep edilen 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin mali hak bedeli ve faiz oranının sözleşme hükümlerine uygun olduğu, takip tarihi itibariyle -takibe bağlı kalınacağından- davacının davalıdan asıl alacak yönünden 34.339,97 -TL, işlemiş faiz olarak 16.874,96 -TL olmak üzere toplam 51.214,93-TL alacaklı bulunduğu, takip miktarı ve davacı talebi göz önünde bulundurulduğunda taleple bağlılık ilkesi gözetilerek davaya devam olunduğu, bilirkişi tarafından faiz hesabının da denetime açık olarak yapıldığı, davacının davasının kabulü ile, davalı tarafından 24. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden takip talebindeki şartlar ile aynen devamına, icra iflas kanun'unun 67/2. maddesi uyarınca alacak miktarının %20 si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi Yukarıda Açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile davalı tarafından ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden takip talebindeki şartlar ile aynen devamına,
2-İcra iflas Kanunun 67/2 maddesi uyarınca, asıl alacak miktarı olan 48.147,53-TL' nin %20 si 9.629,51-TL tutarındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 3.288,96-TL karar harcından peşin yatırılan 615,40 TL' nin mahsubu ile kalan 2.673,56-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına hesap olunan 48.147,53-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 18.000 TL bilirkişi ücreti, 1.865,00-TL posta tebligat ve 1.230,80-TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 21.095,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600-TL arabuluculuk sarf ücretini davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, miktar yönünden KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/03/2026
Katip ...
¸
Hakim ...
¸