İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, fikir ve sanat eseri lisans sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen mali hak bedelleri için başlatılan icra takibine davalının itirazının iptali davası.
Özet: Davacı meslek birliğinin, davalı ile 01.09.2023 tarihli "umuma açık mekanlara ilişkin lisans sözleşmesi" kapsamında ödenmeyen 42.398,47 TL mali hak bedelinin tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız itirazı üzerine açılan bu itirazın iptali davasında, davacı itirazın dayanaktan yoksun olduğunu, borcun likit ve faiz oranının sözleşmeye uygun olduğunu savunurken, davalı takibin dayanaksızlığını ve fahiş faiz iddialarını ileri sürmüştür; bilirkişi raporu ise sözleşmenin geçerliliğini, davacı defterlerinin usulüne uygunluğunu, takip konusu bedellerin sözleşmeye uygunluğunu ve davalıdan bir ödeme kaydının olmadığını doğrulamıştır.

T.C.
İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/141 EsasKARAR NO : 2026/36DAVA : İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 22/08/2025KARAR TARİHİ : 27/03/2026Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflarınca ... 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası ile başlatılan takipte, takibe konu lisans bedeline ilişkin borca, faiza, icra dairesinin yetkisine davalı tarafından itiraz edilmiş olup işbu itiraz hukuki dayanaktan yoksun ve usûlsüz olduğunu, davalı taraf, davacı ile imzaladığı lisans sözleşmesi dolayısıyla, ödemekle yükümlü olduğu mali hak bedellerini ödememiş olduğunu, Davacı ... ve diğer meslek birlikleri ile Davalı arasında 01.09.2023 tarihli "lisans sözleşmesi" akdedildiğini, Davalı taraf, Sözleşme ile taahhüt ettiği ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğunu, davacı meslek birliğinin alacağı olan 42.398,47 Türk Lirası icra takibine konu edildiğini, Davalı, icra takibine rağmen dava konusu borcu ödememe konusundaki ısrarı ve borcun tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazı açıkça kötü niyet belirtisi olduğunu, davalının faize yaptığı itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı tarafından takibe konu borcun yanı sıra fer’ilerine itiraz edildiğini, ancak davalı tarafından yapılan bu itiraz Sözleşmeye aykırı olduğunu, Zira tarafımızca icra takibine konu edilen faiz oranı yine taraflar arasında akdedilen sözleşmeyle belirlenmiş olup davalının sözleşmeyi, dolayısıyla faiz oranını bildiği, davacı davalıya sözleşmeyle belirlenen oran ve tutarda faiz işlettiğini, davalı taraf aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince mali hak bedellerine ilişkin olarak yapılması gereken ödemeler bulunmasına rağmen Davalı tarafından davacı ...’a herhangi bir ödeme gerçekleştirilmemiş olduğunu, Sözleşme hükümlerinde gerek Sözleşme bedelinin, gerekse ödemede gecikme veya hiç ödeme yapılmaması hallerinde uygulanacak hükümler ile faiz oranlarının belli olduğu, bu kapsamda davalının borçlu olduğu miktarı bildiği ve söz konusu borcun likit olduğu, Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir ki icra takibine konu sözleşme ile borçlu ne kadar miktar borçlu olduğunu bilebilecek durumda olduğunu, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonuçsuz kaldığını, dava konusu borca ilişkin haksız itiraz sonucu tarafımızca arabuluculuk sürecine başvurulmuş ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu, ... 14. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, Davalı aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibi tamamen dayanaktan yoksun olduğunu ve imzası ikrar edilmiş herhangi bir hukuki borçlandırıcı belgeye de dayanmamakta olduğunu, Ortada likit bir alacak-borç ilişkisi bulunmaması ve hiçbir belgeye dayanmaksızın açılan işbu icra takibi nedeniyle müvekkil şirketin karşı tarafa herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, İcra takibinde talep olunan ve fazla hesaplanan faizlere ve diğer tüm ferilere de itiraz ettiklerini, Tüm bu durumlar nedeniyle, icra takibinde sunulmayan belgelerin işbu alacak talebi içermeyen itirazın iptali davası aşamasında iddianın genişletilmesi yönünde ileri sürülmesine muvafakat etmediğimizi bir kez daha belirtir, hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine karar verilmesini, davanın reddine karar verilmesini, tamamen kötü niyetli olarak hiçbir dayanak belge göstermeksizin icra takibi açan karşı taraf aleyhinde en az % 40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. Bilirkişi heyeti 28/02/2026 tarihli raporlarında ; Davacı ve davalı arasında FSEK m. 41/1 kapsamında 01.09.2023 tarihinde yazılı olarak “Umuma Açık Mekanlara İlişkin Lisans Sözleşmesi” akdedildiği; Davacıya ait olan resmi defterlerin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulmuş olduğu görülmüş, sahibi lehine Yüce Mahkemenin takdirinde olmak üzere takdiri delil niteliğine haiz olduğu, Davacı tarafından davalı adına icra takibine konu edilen mali hak bedellerinin sözleşme hükümlerine uygun olduğu, 2023 ve 2024 dönemi mali hak bedeli faturalarının davacı tarafından davalı adına tanzim edildiği ve davacı ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu, davalıya ilişkin herhangi bir ödeme kaydının bulunmadığı, Davacı tarafından talep edilen asıl alacak ve faiz oranının sözleşme hükümlerine uygun olduğu, Takip tarihi itibariyle davacının davalıdan asıl alacak yönünden 38.710,60-TL, işlemiş faiz olarak 6.465,92 olmak üzere toplam 45.176,52-TL alacaklı olabileceği ancak davacının talebiyle bağlı olması nedeniyle icra takip miktarı olan 42.398,47-TL tutarında alacaklı olacağı sonuç ve kanaati ile rapor düzenlenmiştir. KANAAT VE GEREKÇEUyuşmazlığın; davacı ... tarafından ... 14. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe, davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, davalı Şirket aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı, borçlunun itirazının iptali ile 2004 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarih, ... Esas, ...Karar sayılı kararı).Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı, 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını kanunda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.02 Aralık 2016 gün ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasanın 41. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 TL'ye çıkarılmıştır. Bu miktar 2018 yılı için 3.560,00 TL, 2019 yılı için 4.400,00 TL'dir, 2020 yılı için 5.390,00 TL, 2021 yılı için 5.880,00 TL, 2022 yılı için 8.000,00 TL, 2023 yılı için 17.830,00 TL, 2024 yılı için 28.250,00 TL, 2025 yılı için 40.000,00 TL ve 2026 yılı için 50.000,00 TL'dir. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.04.06.2025 yürürlük tarihli 7550 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile değişik HMK’nın Ek 1/2. maddesi ile hükmün verildiği tarih ibaresinin, davanın açıldığı tarih olarak değiştirildiği, HMK’nın 448. maddesine göre ise değişen kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı, ilk derece mahkemesi tarafından hüküm kurulmakla; usul işleminin tamamlandığı, bu nedenle 04.06.2025 tarihinden önce verilen kararlarda kesinlik miktarının tespiti için karar tarihi, anılan tarihten sonra verilen kararlarda ise dava tarihinde talep edilen miktara göre kesinlik tespit edilecektir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda kesinlik hususunda dava değerinin dava açıldığı tarihteki kesinlik sınırı üzerinden değerlendirilmesi gerekirken sehven karar tarihinin kesinlik sınırı değerlendirilmek suretiyle kesin olarak verilmesi yerinde olmamasına karşın bu hususun gerekçe ile hüküm fıkrasının çelişemeyeceğinden yalnızca sehven olduğu hususu ifade edilmekle yetinilmiştir.Dosyanın incelenmesinde davalı tarafça icra dairesinin yetkisine yönelik yetki itirazında bulunulduğu, huzurdaki itirazın iptali davasına konu icra takibine davalı tarafça itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine de ayrıca itirazda bulunulduğu görülmüş, yetkili icra dairesinin itirazın iptali davası açısından dava şartı olduğu gözetilerek icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz ele alınmasına karar verilmekle; yapılan incelemede taraflar arasındaki sözleşmede İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunun düzenlenmiş olup davacı tacir olmadığından HMK 17 md uygulanamayacak ise de; konusu para alacağı olan takipte alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu ve kesin yetki kuralının bulunmadığı görülmekle icra dairesinin yetkisine yapılan yetki itirazının reddi ile açık yargılamaya devam olunmuştur.Davaya konu .... 14. İcra Müdürlüğünün ... icra esas sayılı dosyası incelendiğinde; borçlu davalı hakkında ...Yayını İzin Sözleşmesi ve faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkin olarak ilamsız takip başlattıklarını, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğu davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı ... ile Davalı ... Şirketi arasında 01.09.2023 tarihinde imzalanan, 21/07/2023 ile 31/12/2023 dönemini kapsadığı sözleşmenin süresi ve feshi başlıklı 3.maddesinin 1.fıkrasında görülmektedir. 21.07.2023-31.12.2023 dönemi için mali hak bedeli olarak ödenmesi gereken tutar ise mali şartlar başlıklı 3. Maddesinin 1.fıkrasında ve Ek-1’de 14.597,91 TL+ KDV olarak belirtilmiş olup; ödeme seçeneği ise 3.9. Madde ile açıklanmış ve EK-1 olarak sunulan belgeden anlaşılacağı üzere davalı ücreti 4 eşit takbit halinde 1 Haziran, 1 Ağustos, 1 ekim ve 1 Aralık tarihlerinde ödemeyi secmiş ve imza altına almıştır. Ayrıca uzama halinde de uzamaya esas bedel ödemesinin (nakit taksitli) 1 Haziran, 1 Ağustos, 1 Ekim, 1 Aralık tarihlerinde ödeneceğinin hüküm altına alındığı, sözleşmenin madde 5-sözleşmenin süresi ve feshi başlıklı maddesinin 2.fıkrasında "Taraflardan her biri, 5.1 maddesinde belirtilen süre sonunda sözleşmeyi tek taraflı feshedebilir. Ancak fesih iradesi sözleşmenin hitam tarihinden en geç bir ay öncesine kadar ulaşacak şekilde noter vasıtasıyla yazılı olarak karşı tarafa bildirmediği takdirde, sözleşme aynı şartlarla yıldan yıla yenilenerek devam eder." hükmünün bulunduğu, yine sözleşmenin Madde 3 Mali Şartlar başlıklı maddesinin 4. Fıkrasında "01.01.2024 tarihinden itibaren sözleşmenin otomatik olarak yenilendiği her bir takvim yılı için ödenecek mali hak bedeli, bir önceki yılın mali hak bedeli esas alınarak TÜİK tarafından bir önceki yıl için belirlenen ÜFE+TÜFE/2 oranında artış uygulamak suretiyle belirlenir ve bu bedel EK-1’de seçilen ödeme biçimine uygun olarak Meslek Birliklerine ödenir." şeklinde hükme bağlandığı görülmektedir.Sözleşmenin Madde 5- Sözleşmenin Süresi ve Feshi başlıklı maddesinin 2.fıkrasında " Taraflardan her biri, 5.1 maddesinde belirtilen süre sonunda sözleşmeyi tek taraflı feshedebilir. Ancak fesih iradesi sözleşmenin hitam tarihinden en geç bir ay öncesine kadar ulaşacak şekilde noter vasıtasıyla yazılı olarak karşı tarafa bildirmediği takdirde, sözleşme aynı şartlarla yıldan yıla yenilenerek devam eder.’’ hükmünün bulunduğu, yine sözleşmenin Madde 3 Mali Şartlar başlıklı maddesinin 4. Fıkrasında "01.01.2021 tarihinden itibaren sözleşmenin otomatik olarak yenilendiği her bir takvim yılı için ödenecek mali hak bedeli, bir önceki yılın mali hak bedeli esas alınarak TÜİK tarafından bir önceki yıl için belirlenen ÜFE+TÜFE/2 (12 aylık ortalamalara göre) oranında artış uygulamak suretiyle belirlenir ve bu bedel EK-1’de seçilen ödeme biçimine uygun olarak Meslek Birliklerine ödenir." şeklinde hükme bağlandığı görülmektedir.Davalının ticari defter ve belgelerini mahkemede hazır etmesi hususunda tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde ve tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, lisans sözleşmesi kapsamında değerlendirme yapması, mali bilirkişinin tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde ve tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yapmasına, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen FSEK kapsamında lisans sözleşmesi alacağının tahsiline yönelik takip dosyasından kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı ve davalı savunmaları da dikkate alınarak diğer uyuşmazlık noktaları dikkate alınarak diğer hususlarda bilirkişi raporu alınmasına karar verilerek, bilirkişiye tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 6100 sayılı HMK'nun 278/4 maddesi gereğince yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiş; dosya kapsamına sunulan esas bilirkişi rapor içeriğine göre davalının ödeme savunmasında bulunduğu görülmüştür. Davalı tarafın davaya konu sözleşme süresindeki bedelin ödendiği ilgili iş yerinin 2024 yılında kapandığı bu nedenle sözleşme yükümlülüğünün sürmeyeceğinden bahisle diğer yıllar için borçlu olmadığı savunmasının yapıldığı anlaşılmıştır. Ancak taraflar arasında imzalanan sözleşme incelendiğinde bu durumun hüküm altına alınmadığı feshin iki taraf için de mümkün olduğu ancak geçerlilik şartının mevcut olduğu ve icra takibi başlatılana kadar davalı tarafından usulünce yapılan bir fesih ihtarının mevcut olmadığı anlaşılmıştır.Yapılan yargılama sırasında 28/02/2026 tarihli bilirkişi raporu alınarak taraf ticari defterleri incelenmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesi doğrultusunda davacı kayıtlarına göre davacının sözleşme uyarınca davalı adına 2023 ve 2024 yılları telif bedeli ve tespit bedeli olarak KDV dahil 38.710,61-TL’lik fatura düzenlediği, davalının herhangi bir ödeme kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamından Davacı tarafından davalı adına icra takibine konu edilen mali hak bedellerinin sözleşme hükümlerine uygun olduğu, 2023 ve 2024 dönemi mali hak bedeli faturalarının davacı tarafından davalı adına tanzim edildiği ve davacı ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu, davalıya ilişkin herhangi bir ödeme kaydının bulunmadığı, Takip tarihi itibariyle davacının davalıdan asıl alacak yönünden 38.710,60-TL, işlemiş faiz olarak 6.465,92 olmak üzere toplam 45.176,52-TL alacaklı olabileceği ancak davacının talebiyle bağlı olması nedeniyle icra takip miktarı olan 42.398,47-TL tutarında alacaklı olduğu kanaatine varılmakla, davacının davasının kabulü ile davalı tarafından 14. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden takip talebindeki şartlar ile aynen devamına, icra iflas kanun'unun 67/2. maddesi uyarınca alacak miktarının %20 si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,1-Davanın kabulü ile davalı tarafından ... 14. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden takip talebindeki şartlar ile aynen devamına,2-İcra iflas Kanunun 67/2 maddesi uyarınca, asıl alacak miktarı olan 42.398,47 TL' nin %20 si olan 8.479,70-TL tutarındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 2.896,24-TL karar harcından peşin yatırılan 724,06-TL'nin mahsubu ile kalan 2.172,18-TL bakiye karar harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına hesap olunan 42.398,47-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 20.000,00-TL bilirkişi ücreti, 75,00-TL posta tebligat ve 1.339,46-TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 21.414,46-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.140,00-TL arabuluculuk sarf ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, miktar yönünden KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/03/2026Katip ¸ Hakim ¸