Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin İhtiyati Haciz Kararı İstinafı: Kefil Yönünden Ret Nedeninin Hesap Kat İhtarnamesi Tebliğ Sırası ve Borcun Muacceliyetine Etkisinin Değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı için talep ettiği ihtiyati haciz kararının, ilk derece mahkemesince asıl borçlu hakkında kısmen kabul edilip müteselsil kefil hakkında, hesap kat ihtarının asıl borçludan önce kefile tebliğ edilmesi nedeniyle Türk Borçlar Kanununun 586. maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, banka vekilinin tebliğ sırasının kefilin sorumluluğunu etkilemediği iddiasıyla kefil hakkında da ihtiyati haciz talebinin kabul edilmesi yönündeki istinaf başvurusunu ve bu başvuru kapsamında tebliğ sırası ile kefil sorumluluğu meselelerini incelemektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/733 Esas 2026/655 Karar

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/733
KARAR NO : 2026/655
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 31/03/2026
NUMARASI : 2026/150 D.İş - 2026/150 Karar
TALEP : İhtiyati haciz
TALEP TARİHİ : 23/03/2026
KARAR TARİHİ : 15/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2026
Taraflar arasındaki ihtiyati haciz kararı talep eden vekilinin talebinin kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TALEP
İhtiyati haciz kararı talep eden dilekçesinde özetle; borçlu şirketin hesaplarının kat edilmesini müteakiben borçlarını ödeme iradesi taşımadığı, somut olayda bilgileri verilen borçların vadesi geçmiş olduğundan ve borçluların mal kaçırmaya çalıştığı istihbar edildiğinden ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde müvekkilin alacağının tahsilinde güçlük ortaya çıkacağı, ihtiyati haciz talep edilen banka alacağı rehinle temin edilmediği, ihtiyati haciz talep etme şartlarının oluştuğunu bildirerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece 31/03/2026 tarihli ara karar ile; asıl borçlu ... yönünden ihtarname ile talep edilen nakit alacak 1.189.445,17‬ TL için İ.İ.K’nun 257. maddesinde aranan yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin bu miktar üzerinden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istem kat ihtarı olmadığından reddine, borçlu - kefil ... yönünden asıl borçluya ihtarname 10/10/2025 +5 gün 04/11/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu - kefile 01/11/2025 tarihinde tebliğ edildiği, asıl borçludan önce kefile tebliğ nedeniyle TBK m.586 koşullarının oluşmadığı, usulüne uygun başvurma olmadığından borçlu - kefil yönünden yasal koşulları oluşmayan talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl borçlu şirkete gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihinin, kefile gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden sonra olması; kefil yönünden borcun muaccel olmadığı anlamına gelmemekte olduğunu, bu bakımdan da ihtiyati haciz talebinin kabulunü etkileyen bir durum bulunmadığını,ihtiyati haciz verilmesi için gereken koşullar belli olup taleplerinin yaklaşık ispat koşulunu sağladığını bu nedenle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda tamamen kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak kapsamında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İhtiyati haciz talep eden banka vekilinin istinaf itirazı karşı taraf kefil hakkında ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin karara yönelik olup, Dairemizce istinaf incelemesi bu kapsamda yapılmıştır.
İİK'nun 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, aynı yasanın 258. maddesinde ise ihtiyati haciz talep eden alacaklının, alacağa ve icabında haciz sebepleri hakkında kanaat getirecek kadar delil göstermesi yeterli olup, alacağın varlığının tam ispatı gerekmeyip yaklaşık ispatın yeterli olacağı hüküm altına alınmıştır.
Talep dayanağı genel kredi sözleşmesinin ihtiyati haciz talep eden banka ile karşı taraf borçlu şirket arasında 21/10/2024 tarihli 3.000.000,00 TL limitli olarak akdedildiği, karşı taraf borçlu ...'nın sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, kefilin eşi asıl borçlu ...'nın da eş rızasının alındığı görülmüştür.
İhtiyati haciz talep eden banka tarafından karşı taraf borçlulara gönderilen 30/10/2025 tarihli hesap kat ihtarnamesinde kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam 1.189.445,17 TL'nin (3) gün içinde ödenmesi ihtar edilmiş olup, anılan ihtarname asıl borçluya 04/11/2025 tarihinde, kefil ...'a ise 01/11/2025 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.
İİK'nun 258. maddesi uyarınca, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur.
İhtiyati haciz talep eden banka karşı taraf kefilden, kredi kartından ve genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan nakit alacağı bulunduğunu, anılan alacağa ilişkin yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini ileri sürmektedir.
Anılan talebe konu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan nakit alacağa yönelik olarak ihtiyati haciz talep eden banka tarafından karşı taraf asıl borçlu şirkete ve borçlu kefile hesap kat ihtarnameleri gönderilmiş ise de, 30/10/2025 tarihli hesap kat ihtarnamesinin asıl borçluya tebliğ tarih olan 04/11/2025 tarihi, kefile tebliğ tarihi olan 01/11/2025 tarihinden sonraki tarihtir.
TBK'nun 586/1. maddesi; "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." hükmünü içermektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2016 tarih ve 2016/12120 Esas 2016/8556 Karar sayılı emsal içtihadında da "... borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir..." denilmiştir. Tüm bu hal, kuşkusuz ki kefil yönünden de alacağın muaccel olması durumunda geçerlidir. TBK'nun 590/3. maddesi "Asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar" düzenlenmesini içermektedir.
Anılan hükümler karşısında, ihtiyati haciz talep eden banka tarafından gönderilen 30/10/2025 tarihli hesap kat ihtarnamesi karşı taraf asıl borçlu şirkete, karşı taraf kefilden daha sonraki bir tarihte tebliğ edilmiştir. Bu durumda, asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunduğunun kabulü mümkün olmayacaktır.
Hal böyle olunca, mahkemece ihtiyati haciz talep eden bankanın karşı taraf kefil ...'ya TBK'nun 586/1 maddesi uyarınca başvuru koşulunun oluştuğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, anılan borçlu yönünden ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı gözetilerek ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kefil ... yönünden ihtiyati haciz talebinin reddi yönündeki kararında, karar tarihi itibarıyla dosya içerisinde yer alan belgeler karşısında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/05/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -