Konya BAM 6. Hukuk Dairesinin, asansör imalatı sözleşmesi kapsamında araçların kayden devredilmemesi ve muvazaalı icra iddiasıyla açılan alacak davası istinaf kararı.
Özet: Davacı tarafından, satım sözleşmesine dayanarak davalıdan demir kütük ve iki araç satın alındığı, ödeme yapılmasına rağmen araçların devirlerinin gerçekleşmediği ve davalı hakkında açılan icra takibi sonucu araçların muhafaza altına alınması nedeniyle 172.000 TL haksız zenginleşme bedelinin faiziyle tahsili talebiyle açılan alacak davasında, davalının sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını ve sözleşmenin geçersizliğini ileri sürdüğü, ilk derece mahkemesinin davanın reddine karar vermesi üzerine davacının istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/03/2025
NUMARASI : ... Esas - ... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : ......
VEKİLİ : Av...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av...
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 07/05/2026
YAZIM TARİHİ : 07/05/2026
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 27/03/2025 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Konya ilinde asansör imalat montajı işi yaptığını, ...... asansör işlerini yüklendiğini, bahsi geçen iş için gereken bir kısım imalatların temini için davalı taraf ile 20/06/2014 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre davalı tarafın 23.000 kg yeşil-beyaz demir kütük (ağırlık) teslim edeceğinin, karşılığında müvekkili tarafından 49.000 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki daha önceki ticaretten kaynaklanan 22.500 TL borç ile ......-...'in davalıya olan 25.000 TL borcun müvekkili tarafından kabul edildiğini, davalı ...'un müvekkiline kayden maliki olduğu ...... Marka-...... plakalı (80.000 TL bedelde anlaşılmış) ve ...... Marka ...... plakalı bir (92.000 TL bedelde anlaşılmış) aracı sattığını, sözleşme ile müvekkilinin davalıya toplamda 278.000,00 TL ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, davalının da 23000 kg ağırlık ile biri ...... diğeri ...... Marka iki aracı fiilen ve kayden teslim yükümlülüğü altına girdiğini, müvekkilinin davalı tarafa sözleşmeye göre ödemesi gereken yükümlülüğüne karşılık; 8 adet olmak üzere toplam 269.180,00 TL ödemede bulunduğunu, buna karşılık davalı taraf sözleşmeye konu ağırlıkları teslim ettiğini, araçları ise fiilen teslim ettiğini, ancak kayden devirlerini ise gerçekleştirmeyip müvekkili şirketi oyaladığını, müvekkili şirketin bu şekilde araçların kaydını almadan kullanmaya devam ettiğini ancak, 13/05/2015 tarihinde söz konusu araçların Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında muhafaza altına alındığını, bu şekilde müvekkilinin araçlar ile fiili bağının da kalmadığını, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının borçlusunun davalı ..., alacaklısının ise kardeşi ve birlikte çalıştığı ortağı ... olduğunu, davalıya dava konusu sözleşmeye istinaden ödeme yükümlülüğüne karşılık verilen çeklerin bir kısmının Metin, bir kısmının ise ... tarafından imza karşılığı teslim alındığını, çeklerin tamamının ... tarafından bankalardan tahsil edildiğini, söz konusu dosyanın alacak miktarının 5.000,00 TL olduğunu, dosya borçlusu ... adına 12 araç kayıtlı olduğu halde sadece müvekkiline satışı konusunda anlaşılan ve fiilen teslim edilen araçlara haciz ve yakalama konulduğunu, davalı tarafın muvazaalı şekilde kardeşi ve ortağı olan ...'a borçlanarak müvekkiline fiilen teslim ettiği araçları geri aldığını, bu şekilde müvekkili 80.000 TL ödediği ...... Marka araç ile 92.000 TL ödediği ...... Marka araçları teslim alamadığını, davalı tarafın toplamda 172.000 TL sebepsiz zenginleştiğini belirterek, 172.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sunduğu sözleşme altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davacının sunduğu sözleşme üzerinde imza incelemesi yapıldığı takdirde imzanın müvekkiline ait olmadığının çıkacağını, kaldı ki iş bu sözleşmenin müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, davacının ticari defterlerinde de böyle bir sözleşmenin kayıtlı olmayacağını, söz konusu sözleşmenin üst kısmında imalatçı olarak ... isminin yazdığını, sözleşmenin alt kısmında ise müvekkilinin isminin yazdığı fakat müvekkile ait olmayan kaşe üzeri müvekkili tarafından imzalanmadığını, müvekkili tarafından imzalanmayan sözleşmenin müvekkilini bağlayıcı herhangi bir tarafı olmadığını, sözleşme metnindeki isim ve sözleşme sonundaki isim farklı isimler olup imzanın da müvekkiline ait olmaması ve sözleşmenin de tarafı olmaması nedeniyle sözleşmenin müvekkilini bağlayıcı bir tarafının olmadığını, söz konusu sözleşmede belirtilen ... ile müvekkilinin herhangi bir ortaklığı da olmadığını, zaten davacı tarafın sözleşmeye konu çekleri ...'a teslim ettiğini beyan etmekte olduğunu, dava konusu sebepsiz zenginleşmenin nedeni olarak gösterilen çeklerin de müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 18/06/2020 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "...davacının iddiaları çok çeşitli olup, yapılan sözleşme irdelendiğinde, tarafların karşılıklı olarak birden fazla edimi gerçekleştirip gerçekleştirmediği karşılıklı olarak ticari alış veriş yaptıklarının anlaşıldığı, esas itibariyle, dava konusu mal teslimlerinin yerine getirilmiş olduğu ancak, sözleşme kapsamında ödemeye ilişkin 2 adet araç bedeli konusunda taraflar arasında ihtilafın yoğun olduğunun görüldüğü, her ne kadar dosya çeşitli safahatlarda ayrıntılı olarak incelense de davaya esas ve davanın temel delil ve objesi olan sözleşmenin aslının dava dosyasına teslim edilmediğinin anlaşıldığı, yapılan tahkikatta, davalının sözleşmenin tarafı olmadığı ve imzanın kendisine ait olmadığı savunmasını öne sürdüğü, imza inkarı neticesinde yapılması gereken imza incelemesinin sözleşme aslının sunulmaması nedeniyle yapılamadığı, davacı tarafın iddialarını somut delillerle ispatlayamadığı, özellikle davanın aydınlanmasında temel delil olacak sözleşmenin sunulmaması davanın başlı başına aydınlanmasına engel olduğu..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 20/01/2023 TARİHLİ, ... ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 18/06/2020 tarihli kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 20/01/2023 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; "...Çek, bir ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Bu durumda, davacının söz konusu çekleri mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verdiğinin kabulü gerekir. Yasal karinenin aksini, yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2018/2939 Esas, 2019/4786 Karar sayılı 2017/3521 Esas, 2019/1844 Karar sayılı kararları) Dava konusu somut olayda davacı taraf çeklerin araçların devri karşılığında verildiğini iddia etmektedir. Bu durumda ispat yükü davacı tarafa düşmekte olup davacının çeklerin araç karşılığında verildiğini kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davacı taraf bu iddiasını ispatlamak için 20/06/2014 tarihli sözleşmeyi ibraz etmişse de davacı tarafça ibraz edilen sözleşmenin fotokopiden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşme fotokopisinin sözleşme olarak kabulü mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece davacının iddiasını ispatlayacak yazılı delil ibraz etmediği yönündeki kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır Ancak davacı taraf, dava dilekçesinde belirttiği deliller arasında yemin deliline de yer vermiştir. Bu durumda, mahkemece davacıya yemin delili hatırlatılarak hâsıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının taraflar arasındaki ihtilaf ile ilgili esasa ilişkin delillerin toplanması ve değerlendirilmesi sonucunda karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine.." şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 05/10/2023 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "...Tüm dosya kapsamı, Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi İlhan Keten'in 27/10/2016 havale tarihli raporu, İstanbul Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi'ne gönderilmiş, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi'nin 31/12/2018 tarihli raporu, Konya Bölge Adliye Mahkemesinin 6. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 20/01/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı üzerinden yapılan değerlendirmede; davacı tarafın çeklerin araçların devri karşılığında verildiğini iddia ettiği, ispat yükünün davacı tarafa düştüğü, davacının çeklerin araç karşılığında verildiğini kesin delillerle ispatlaması gerektiği, davacı tarafın bu iddiasını ispatlamak için ibraz ettiği 20/06/2014 tarihli sözleşmenin fotokopiden ibaret olduğu, davacının iddiasını ispatlayacak yazılı delil ibraz edemediği, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı, davalı tarafın yemini eda ettiği anlaşılmakla, davacı iddiasını somut delillerle ispatlayamadığı…" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 03/06/2024 TARİHLİ, ... ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 05/10/2023 tarihli kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 03/06/2024 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...Çek, bir ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Bu durumda, davacının söz konusu çekleri mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verdiğinin kabulü gerekir. Yasal karinenin aksini, yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2018/2939 Esas, 2019/4786 Karar sayılı 2017/3521 Esas, 2019/1844 Karar sayılı kararları) Dava konusu somut olayda davacı taraf çeklerin araçların devri karşılığında verildiğini iddia etmektedir. Bu durumda ispat yükü davacı tarafa düşmekte olup davacının çeklerin araç karşılığında verildiğini kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davacı taraf bu iddiasını ispatlamak için 20/06/2014 tarihli sözleşmeyi ibraz etmişse de davacı tarafça ibraz edilen sözleşmenin fotokopiden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşme fotokopisinin sözleşme olarak kabulü mümkün değildir. Ancak davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmıştır. Mahkemece verilen ... esas, ... karar sayılı 18/06/2020 tarihli karar davacı tarafa yemin delilinin hatırlatılması gerektiği gerekçesiyle ortadan kaldırılmış olup, dairemizin kaldırma kararından sonra davacı taraf, davalı tarafa "araç satış sözleşmesi yapıp yapmadığı, sözleşmede bulunan araçları satış amacıyla verip vermediği, bedelini alıp almadığı, 4 adet çeki tahsil edip etmediği, çeklerdeki imzanın kendisine ait olup olmadığı, çekler karşılığında mal ve hizmet satıp satmadığı, satmış ise malları teslim edip etmediği hususlarında yemin teklif ettiğini beyan etmiştir. Davacı tarafça yapılan yemin teklifi üzerine mahkemece davalı şirket yetkilisine yemin davetiyesi tebliğ edilerek davalı şirket yetkilisinin yeminli beyanı alınmış ise de, davalı şirket yetkilisine asıl uyuşmazlık konusu olan "dava konusu çeklerin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla değil, araç satışı karşılığında avans olarak verildiği" iddiasına ilişkin olarak herhangi bir soru sorulmamış, asıl uyuşmazlık konusu ile doğrudan ilgisi olmayan taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, çekleri kimin tahsil ettiği gibi hususlarda soru sorulması ile yetinilmiştir. Davalı şirket yetkilisine sorulan sorular davanın çözümü bakımından önem taşıyan ve çekişmeli olan hususlara ilişkin olmadığından davalı şirket yetkilisine eda ettirilen yemin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 inci ve devamı maddelerine uygun olmamıştır. Mahkemece yemin teklif edilen tarafa hangi soruların sorulacağını belirleme yetkisinin hakime ait olduğu, sorulacak soruların çekişmeli vakıalara ilişkin olması gerektiği gözetilerek davalı tarafa Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 inci ve devamı maddelerine uygun olarak yemin eda ettirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yemini eda edecek olan davalı şirket yetkilisine asıl uyuşmazlık konusu ile doğrudan ilgisi olmayan sorular sorulmasıyla yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 27/03/2025 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Dava konusu somut olayda davacı taraf çeklerin araçların devri karşılığında verildiğini iddia etmektedir. Bu durumda ispat yükü davacı tarafa düşmekte olup davacının çeklerin araç karşılığında verildiğini kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davacı taraf bu iddiasını ispatlamak için 20/06/2014 tarihli sözleşmeyi ibraz etmişse de davacı tarafça ibraz edilen sözleşmenin fotokopiden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşme fotokopisinin sözleşme olarak kabulü mümkün değildir. Ancak davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmıştır. Davacı taraf, davalı tarafa "araç satış sözleşmesi yapıp yapmadığı, sözleşmede bulunan araçları satış amacıyla verip vermediği, bedelini alıp almadığı, 4 adet çeki tahsil edip etmediği, çeklerdeki imzanın kendisine ait olup olmadığı, çekler karşılığında mal ve hizmet satıp satmadığı, satmış ise malları teslim edip etmediği hususlarında yemin teklif ettiğini beyan etmiştir. Davalı ... " Dava konusu olan çekleri, davacının mevcut bir borcu için bana vermişti, bu çekler araç satışı karşılığında avans olarak verilmedi, çek avans çeki değildi, daha önce yaptığımız işlere ilişkin ticaretimiz vardı, bu işler için verilmişti, çek borç ödenmesinden başka bir amaçla verilmemişti, çekler araçların devri karşılığında verilmediği konusunda namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim. " şeklinde duruşmada yemini eda ettiği anlaşılmak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının kaldırma kararından önceki yargılamalarda çeklerdeki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek davanın reddini dilediğini ama bnu kere çeklerdeki imzanın kendisine ait olduğunu ama bu çekleri başkaca bir alacağına karşılık olarak aldığını beyan ettiğini, somut olayda gelinen aşamada davalının yemin edasının bağlantılı bileşik ikrar olup olmadığı ve davalının müvekkilinden başkaca alacağının bulunup bulunmadığı, bu minvalde müvekkiline borçlu olup olmadığı noktasında toplandığını, ...... Yozgat Şubesine yazılan müzekkere sonrasında 25/10/2014 ,25/11/2014 keşide tarihli 50.000,00 TL tutarındaki çeklerin davalı tarafından ibrazı ile tahsil edildiğinin çekin görüntülerinden anlaşıldığını, 25/01/2015, 25/02/2015 keşide tarihli iki adet 50.000,00 TL tutarlı toplam 100.000,00 TL tuarlı çeklerin davalı tarafından ilgili bankaya ibraz edildiği ve çeklerin karşılıksız kaldığı, bu çeklerin ibrazı ile karşılıksız kalması sonrasında davalı tarafından bu çeklerin müvekkili şirkete iade edildiği ve bu çeklerin karşılığında 10/07/2015 ve 20/08/2015 keşide tarihli ...... A.Ş şirketinin çeklerinin alındığı ve bu çeklerin davalı tarafından ibraz edilip tahsil edildiği, bilirkişi incelemesinde davalı tarafın ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin olmadığı ve bu çeklerin davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının tacir olduğu, velev ki sözleşmenin geçersiz olduğunu ve bu şekilde sözleşmenin var olmadığı bir an düşünülse dahi müvekkili şirketin davalıya bu çekleri verdiği ve müvekkili şirket tarafından cirolanan çeklerin karşılılığı olarak müvekkili şirket ile arasında ne tür bir ticari ilişki var olduğunun davalının açıkça ve ayrıca açıklaması gerektiğini, davalı tarafından edilen yeminin bağlantılı bileşik ikrar olup davalının yemin ile birlikte alacağının varlığını kanıtlaması gerektiğini, bu noktada ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, bağlantılı bileşik ikrarda bulunan tarafın, diğer tarafın ileri sürdüğü vakıayı ikrar edeceğini, fakat ikrarına bu vakıadan çıkan hukuki sonucu hükümden düşüren veya bu vakıanın doğumu ile ilgili bulunmayan başka bir vakıa ileri süreceğini, bu durumda ikrarın bölünebileceğini, dolayısıyla ispat yükünün davalıya düşeceğinin kabul edilmesi gerektiğini, davalının, davacı tarafın ileri sürdüğü vakıayı ikrar ettiğini, fakat ikrarında bu vakıanın doğumu ile ilgili bulunmayan başka bir vakıa ileri sürdüğünü, davacının ileri sürdüğü bu yeni vakıa ile ispat yükünün yer değiştirdiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı taraf, davalı ile 20/06/2014 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında davalıya 8 adet çek verildiğini, davalının sözleşme gereğince çekler karşılığında devretmesi gereken araçları devretmediğini, bu nedenle çeklerin 172.000,00 TL'lik kısmının bedelsiz kaldığını ileri sürerek 172.000,00 TL'nin istirdadını talep etmekte, davalı taraf ise sözleşmedeki imzanın davalıya ait olmadığını savunarak davanın reddini talep etmektedir.
Çek, bir ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Bu durumda, davacının söz konusu çekleri mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verdiğinin kabulü gerekir. Yasal karinenin aksini, yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2018/2939 Esas, 2019/4786 Karar sayılı 2017/3521 Esas, 2019/1844 Karar sayılı kararları) Dava konusu somut olayda davacı taraf çeklerin araçların devri karşılığında verildiğini iddia etmektedir. Bu durumda ispat yükü davacı tarafa düşmekte olup davacının çeklerin araç karşılığında verildiğini kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davacı taraf bu iddiasını ispatlamak için 20/06/2014 tarihli sözleşmeyi ibraz etmişse de davacı tarafça ibraz edilen sözleşmenin fotokopiden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşme fotokopisinin sözleşme olarak kabulü mümkün değildir.
Ancak davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı görüldüğünden Dairemizce verilen ilk kaldırma kararında davacıya yemin delilinin hatırlatılması gerektiğinin belirtildiği, kaldırma kararından sonra davacının davalıya yemin teklifinde bulunduğu, ancak yeminde sorulan soruların asıl uyuşmazlık konusu ile doğrudan ilgisi olmadığından Dairemizce ikinci kez kaldırma kararı verildiği, Dairemizin ikinci kaldırma kararı üzerine uyuşmazlık konusu hakkında davalı tarafından yeminin eda edildiği bu sebeple davacı iddiasını ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına,
6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 07/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
...