Kefalet sözleşmesinin geçerliliği, eski Borçlar Kanunu hükümlerine uygunluğu ve borcun tahsil durumu tartışılan menfi tespit davasında davacının yargılama sırasında davasından feragat etmesi.
Özet: Menfi tespit davasında davacı, kambiyo senetlerinden kaynaklanan borca ilişkin kefalet sözleşmesinin Türk Borçlar Kanununun 583. maddesindeki şekil şartlarına uymaması nedeniyle geçersiz olduğunu ve borçlu olmadığını ileri sürerek icra takibinin durdurulmasını talep etmiş, davalı ise kefalet sözleşmesinin eski Borçlar Kanunu hükümlerine göre geçerli olduğunu ve ipotek tahsilatının borcun tamamını karşılamadığını savunmuş; ancak yargılama devam ederken davacı vekili sunduğu dilekçe ile davadan feragat ettiğini bildirmiş ve böylece dava feragat nedeniyle sona ermiştir.

T.C.
İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/290 EsasKARAR NO : 2026/471DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 31/03/2026KARAR TARİHİ : 11/06/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kefalet sözleşdmesinin kanun emredici hükümlerine aykırı olması ve bu nedenle geçerisz bulunması nedeniyle müvekkilin davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığı, davalı tarafından, borca kefil konumunda olan müvekkil aleyhinde .... İcra Dairesi 2017/... E. Dosyasında icra takibi başlatıldığı, TBK'nın 583. Maddesinde "Kefilin sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefalet olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır" hükmünü amir olduğu, kanunun aradığı bu şekil şartları geçerlilik şartı olduğundan aksine yapılan kefalet sözleşmeleri kesin olarak hükümsüz olup geçersiz kefalet sözleşmesine dayalı borç nedeniyle müvekkilin sorumlu tutulamayacağı izahtan vareste olduğu, dava konusu olayda da davalı tarafından, aynı alacağın tahsilini sağlamaya yönelik olarak borca kefil konumunda olan müvekkil aleyhinde .... İcra Dairesi 2017/... E. Sayılı dosyasında"Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla" ve .... İcra Dairesi 2017/... E. Sayılı dosyasında "İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla" takip yollarının ikisine de başvurulduğu, davalı tarafından, borca kefil konumunda olan müvekkil aleyhinde ilk olarak 09.01.2027 tarihinde menfi tespite konu ettiğimiz .... İcra Dairesi 2017/... E. Sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla "Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız takip" başlatılmış, ardından aynı alacağın tahsilini sağlamaya yönelik olarak 18.01.2017 tarihinde .... İcra Dairesi 2017/... E. Sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip" yoluna başvurulduğu, bu takip talebinin açıklama kısmında "aynı takibe yönelik İstanbul ilgili icra dairesinde başlatılan icra takibinin tahsilinde tekerrür olmamak kaydıyla" açıklamasına yer verilmiştirYukarıda arz ve izah olunan nedenlerle; müvekkilin davalıya karşı .... İcra Dairesi 2017/... E. Sayılı dosyasında herhangi bir borcu olmaması nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, aksi halde, müvekkilin davalıya karşı .... İcra Dairesi 2017/... E. Sayılı dosyasında tahsil edilen 276.103,54 TL yönünden borcu olmadığının tespitine, masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil Banka ile borçlu ve kefilleri arasında imza edilen Genel Kredi Sözleşmesi' nin tarihi 22.11.2010 olduğu, bilindiği üzere 2010 yılında imzalanan kefalet sözleşmeleri, o tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olup ilgili borçlar kanunu gereğince kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için "belli bir miktarı içermesi, yazılı olarak yapılması ve kefilin adı ile imzasını içermesi" yeterli olduğu, nitekim genel kredi sözleşmesinin yazılı olarak yapıldığı ve belirli bir miktarı içerdiği açık olup kefilin adı ve imzasını içerdiğine dair bir uyuşmazlık da söz konusu olmadığı, ayrıca 818 sayılı borçlar kanunu hükümlerine tabi olan sözleşmelerde eş muvafakati aranmadığı, bu bakımdan Müvekkil Banka ile borçlu kefilleri arasında akdedilen kefalet sözleşmenin geçerli olduğu açık olduğu, davacı yan her ne kadar Müvekkil Banka' nın alacağını ipotek takibi ile birlikte ipotekli taşınmazların satışından tahsil ettiğini bu sebeple .... İcra Dairesi 2017/... E. Sayılı dosyada borçlu olmadığının tespitini istemişse de, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe konu ipoteklerin limit ipoteği niteliğinde olması karşısında, yapılan tahsilatlar yalnızca ipotek limitleri ile sınırlı olup asıl borcun tamamını ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenledir ki Müvekkil Banka'nın alacağını tahsil etmek için .... İcra Dairesi 2017/... E. Sayılı dosyadan başlatılan takipte Müvekkil Banka alacağı devam ettiği, yukarıda izah edilen ve Sayın Mahkemenizin re’sen nazara alacağı sebeplerle davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının öncelikle esasa girmeden usulden reddini, sayın mahkemeniz aksi kanaatte olması ihtimalinde esastan reddini, davacıların takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir. Davacı vekili 08/06/2026 Uyap havale tarihli dilekçesi ile açmış olduğu davadan feragat ettiğini bildirmiştir.Feragat davaya son veren bir taraf işlemi olup, HMK.nun 307 ilâ 312.maddeleri arasında düzenlenmiştir. HMK.nun 307.maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen vaya tamamen vazgeçmesi olarak tarif edilmiştir. Bu kapsamda, davacı vekili tarafından davadan feragat edildiği, vekilin vekaletnamesinin incelenmesinde, davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla, davanın feragat nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; 1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 4.715,16-TL harcın mahsubu ile fazla alınan 3.983,16-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,3-Yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,4-Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerin davacının yatırmış olduğu gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye avansın davacıya iadesine,5-Taraflarca vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 11/06/2026Katip ... Hakim ...