Eski Eşler Arasında Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak Davası: Banka Hesaplarının Ticari Tahsilatlarda Kullanımı ile Mali Sorumluluk ve Rücu Anlaşmazlığı.
Özet: Davacı, evlilik birliği döneminde ticari faaliyet kurmasında destek olduğu eski eşi davalının, kendisinin tarafı olmadığı ticari sözleşmeler kapsamında üçüncü kişilerden tahsilat yapmak amacıyla banka hesaplarını kullanması nedeniyle, yerine getirilemeyen hizmet taahhütleri ve organizasyonlar yüzünden hukuki ve mali sorumluluk riski altına girdiğini belirterek 1.500.000 TL alacak ve ihtiyati haciz talep ederken; davalı ise davacının iddialarının asılsız olduğunu, hesap kullanımının ve ticari faaliyetlerin davacının bilgisi, rızası ve verdiği vekalet kapsamında gerçekleştiğini savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.
İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2026/419 EsasKARAR NO :2026/483DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:13/05/2026KARAR TARİHİ:08/06/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA :Davacı 13/05/2026 tarihli dava dilekçesi ile; davalıyla geçmişte evli olduklarını, taraflar arasındaki boşanma kararının kesinleştiğini, işbu davanın aile hukuku kapsamında değil; tamamen ticari tahsilat süreçleri, mali sorumluluk ve rücu ilişkisi kapsamında açıldığını, davacının evlilik birliği devam ettiği dönemde davalının emeklilik sonrası ekonomik faaliyet oluşturabilmesi ve iş kurabilmesi amacıyla davalıya destek olduğunu, bu kapsamda davacının davalı ... ... ile Almanya’da faaliyet gösteren ... ...’ın tanışmasına vesile olduğunu, ancak davacının taraflar arasındaki ticari faaliyetlerin, organizasyon süreçlerinin, müşteri ilişkilerinin, hizmet taahhütlerinin, operasyonel kararların içerisinde aktif yürütücü veya karar verici olarak yer almadığını, davalının kendi adına kayıtlı şahıs işletmesi kapsamında çeşitli danışmanlık, yurtdışı süreç yönetimi, iş bulma, okul, kurs ve staj organizasyonları gibi faaliyetler yürüttüğünü, üçüncü kişiler ile yapılan sözleşmelerin davalı şahıs işletmesi adına düzenlenmiş, davalı tarafından imzalanmış, ticari faaliyet ve organizasyon sorumluluğu davalı tarafından üstlenilmiş olduğunu, davacı söz konusu sözleşmelerin tarafı olmadığını, tahsilat süreçlerinde çeşitli dönemlerde davalı tarafından davacıya ait banka hesaplarının kullanılmasının talep edilmesi üzerine üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemeler davacı hesaplarına gönderildiğini, bu kapsamda yalnızca ... Bankası nezdindeki hesap bakımından davalı tarafından işlem kolaylığı sağlanabilmesi amacıyla vekalet alındığını, diğer banka hesaplarına gelen bedeller ise davacı tarafından makul süreler içerisinde davalı hesaplarına aktarıldığını, davacı hesabına gelen bedellerin davacı üzerinde kalıcı ekonomik fayda oluşturmadığının banka kayıtları ile sabit olduğunu, davacının şahıs işletmesi sahibi, hizmet sağlayıcısı, organizasyon yürütücüsü, sözleşme tarafı olmadığını, nihai ekonomik faydalanıcı olmadığını, davacının banka hesaplarının fiilen teknik tahsilat ve transfer amacıyla kullanıldığını, ilgili transferlerin “eşler arası olağan para transferi”, “aile içi destek” veya “ortak yaşam gideri” olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığını, zira transferlerin çok sayıda üçüncü kişi tarafından gerçekleştirildiğini, euro bazlı olduğunu, belirli hizmet ve organizasyon ilişkilerine dayandığını, tahsilatların sistematik ve ticari yoğunluk içerdiğini, ticari tahsilat niteliğinde olduğunu, tahsilat hesaplarının davacı adına olması nedeniyle davacının fiilen üçüncü kişiler ile doğrudan muhatap hale geldiğini; ciddi ekonomik, hukuki ve kişisel mağduriyet riski ile karşı karşıya kaldığını, gelinen aşamada ilgili organizasyonlar kapsamında üçüncü kişilere verilen taahhütlerin önemli kısmının yerine getirilemediği; bazı vaat ve organizasyon süreçlerinin fiilen gerçekleştirilemediğinin anlaşıldığını, bu durumun davacıyı ciddi mali ve hukuki sorumluluk riski altında bıraktığını, edinilen bilgi ve duyumlar kapsamında, davalının yakın zamanda adres değişikliği hazırlığında bulunduğunun öğrenildiğini, davacının üçüncü kişilerin yoğun ödeme baskısı, icra ve dava tehdidi, sürekli artan mali sorumluluk riski, ticari ve kişisel itibar kaybı, ekonomik güvenlik endişesi altında bulunduğunu, davalının malvarlığını azaltma, üçüncü kişilere devretme, banka hesaplarını boşaltma ve alacağın tahsilini güçleştirme ihtimali bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.500.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline, dava sonuna kadar alacağın güvence altına alınabilmesi amacıyla davalı adına kayıtlı banka hesapları, araçlar, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar, taşınır ve taşınmaz mallar üzerine ihtiyati haciz uygulanmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı 01/06/2026 tarihli cevap dilekçesi ile; davanın gerçek olay akışını yansıtmadığını, tek taraflı ve kişisel husumete dayalı iddialardan ibaret olduğunu, dava konusu edilen hesap kullanımı, ticari faaliyetler, Almanya'daki ... ... şirketinin sermaye süreci, öğrenci/aday organizasyonları ve şirketin devrinin davacının bilgisi, rızası, yönlendirmesi ve verdiği vekalet kapsamında gerçekleştiğini, davacının vekaletnamenin varlığını tamamen inkar etmeyip bu vekalet ilişkisini kendi lehine olacak şekilde eksik, yanıltıcı ve gerçeğe aykırı biçimde yorumlamaya çalıştığını, davacının, ... Bankası hesabına gelen ödemeleri şahsi menfaatine kullandığı veya davacıyı zarara uğratma kastıyla hareket ettiği yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, söz konusu hesaba gelen tüm bedellerin tarafların tam bilgisi, rızası ve ortak ticaret hedefleri doğrultusunda Almanya'da Mayıs 2025 tarihinde kurulan ... ... isimli şirketin ticari faaliyetlerinin eksiksiz sürdürülebilmesi amacıyla harcandığını, Almanya'daki şirketin ortaklık yapısının %66 oranında davalı ...'a %34 oranında ise davacı ...'e ait olmak üzere belirlendiğini, sermaye taahhütleri ve sermaye tamamlanmasının da bu ortaklık yapısı ve tarafların ticari mutabakatı çerçevesinde gerçekleştirildiğini, dava konusu ödemelerin şahsi amaçla kullanılmadığını, gizlenmediğini veya davacıdan kaçırılmadığını, bu bedellerin tarafların bilgisi dahilindeki ticari faaliyet kapsamında ... şirketine yatırılan sermaye artırımı ödemelerinde ve Almanya'daki stajyer öğrencilere ilişkin konaklama, transfer, ulaşım kartları, telefon hatları ile diğer operasyonel giderlerin karşılanmasında kullanıldığını, davacının boşanma sürecinde kendisine yönelik tehditkar tavırları üzerine ... Aile İçi ve Kadına Karşı Mücadele Büro Amirliği'ne başvurarak koruma talebinde bulunduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın daha fazla büyümemesi, boşanma sürecinin çekişmeli hale dönüşmemesi için Almanya'daki ticari sürecin ve temsilcisi ...'ın daha fazla zarar görmemesi amacıyla ... ... şirketinin davacıya herhangi bir bedel alınmaksızın devredildiğini, bu devir işleminin davacının mağduriyet yaşadığı için değil kendisinin baskı ve uyuşmazlık ortamını sona erdirmek amacıyla yapıldığını, ... ismi ve logosuna ilişkin hakların Almanya Köln'de bulunan ... adlı noterde tarafı adına alınmış olduğundan davacının şirketi devraldıktan sonra ... ismi ve logosunu kullanmadığını, ticari faaliyetini ...ismi altında sürdürmeye başladığını, bu durumun Almanya'daki şirketin fiilen davacıya devredildiğini ve davacının söz konusu ticari yapılanmayı kendi kontrolü altında devam ettirdiğini gösterdiğini, davacının kendi yürüttüğü bazı aday süreçlerinde mağduriyet yaşandığını bizzat bu adayların kendisini telefonla arayarak beyan ettiklerini, davacıya ödeme yaptıklarını ancak vaat edilen şekilde Almanya'ya götürülmediklerini ve süreçlerinin sonuçlandırılmadığını beyan ettiklerini, bu nedenle davacının dava konusu ... Bankası hesabıyla bağlantısı bulunmayan ve kendi yürüttüğü aday süreçlerinden kaynaklandığı anlaşılan bu mağduriyetleri kendisine kişisel husumetlerinden dolayı yüklemeye çalıştığını belirterek davacının haksız, dayanaksız, somut delilden yoksun ve gerçeğe aykırı alacak iddiasına dayanan davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, davacı hesaplarına yönlendirilen ticari tahsilatlar nedeniyle davacının maruz kaldığı mali sorumluluk, ekonomik zarar riski, üçüncü kişi talepleri ve müteselsil sorumluluk ihtimali kapsamında davacının davalıdan talep ettiği şimdilik 1.500.000,00 TL alacak talebine ilişkindir. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik TTK 'nın 5/A maddesinde'' Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'' düzenlemesi yer almakta olup 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle yapılan değişiklik 01.09.2023 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile “ Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır.'' hükmünün ve 18/A maddesinde;(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' hükümlerinin cari olduğu tespit edilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinde; davacının dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağını sunmadığı, Mahkememizce davacıya arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış tasdikli suretini sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verildiği, davacının 18/05/2026 tarihli dilekçesi ile dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusu kapsamında ... başvuru numaralı ... evrak numaralı, 18/05/202- 08:55 başvuru tarihli başvurusu ile...Arabuluculuk Bürosu'na başvuruda bulunduğunu, arabuluculuk süreci sonunda düzenlenecek son tutanağın dosyaya sunulacağını beyan ettiği görülmüştür. 6235 sayılı HUAK'ın 18/A-2.bendine göre, "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca "herhangi bir işlem yapılmadan" tabirinden kasıt arabulucuya başvuru için taraflara süre verilemeyeceği, başka hiçbir usuli işlem yapılmadan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğidir. Bu nedenle, yasanın çok açık hükmü karşısında zorunlu arabuluculukta arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı davadan önce gerçekleştirilmek zorunda olup, HMK'nın 115/2. Maddesi kapsamında tamamlanabilir bir dava şartı olarak görülmemiştir.Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. İşbu davada yukarıdaki kanuni düzenlemeler doğrultusunda davacı tarafından dava tarihi olan 13/05/2026 tarihinden sonra arabulucuya başvurulduğu, anılan maddede aranan dava şartı yokluğunu ortadan kaldırmayacağı anlaşılmakla; eldeki dava bakımından arabuluculuk başvuru şartının gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği kanaatiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. (Yargıtay 6. HD. 2022/5267 E.-2024/2376 K., Yargıtay 6. H.D. 2026/1125 E.-2026/1335 K.)HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;1-Davanın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A ve 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince dava konusu itibariyle Zorunlu Arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca USUL YÖNÜNDEN REDDİNE,2-Alınması gerekli 732,00 TL harcın davacı tarafça yatırılan peşin harçtan mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,Dair, tarafların yokluğunda, HMK'nın 341/1 ve 345/1. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/06/2026Katip ...e-imzalıdır Hakim ...e-imzalıdır