İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari alacak davasında sahte evrak iddialarına dayalı ihtiyati haciz ara kararının istinaf incelemesi.
Özet: İstinaf incelemesine konu bu belgede, ticari alacak davası açan davacı tarafın, davalının sahte olduğunu iddia ettiği acentelik ve devir sözleşmeleri sunarak davayı manipüle etmeye çalıştığını, imzaların ve kaşelerin müvekkiline ait olmadığını, davalının mal teslim etmeyip ödemeyi iade etmediğini ve kötü niyetli davrandığını ileri sürerek, davalının malvarlığına teminatsız veya uygun teminat karşılığı ihtiyati haciz konulması talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi ara kararının hukuka aykırı olduğunu belirtip karara itiraz ettiği anlaşılmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1031
KARAR NO: 2026/1037
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 06/03/2026
NUMARASI: 2025/130 Esas (Derdest)
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP:İhtiyati haciz talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Davalı tarafından dosyaya sunulan "Transit Acentesi' Aracılık Faaliyetine İlişkin Acentelik Sözleşmesi" ve "Devir İşlemlerine İlişkin Çerçeve Sözleşme" başlıklı belgelerin içeriğinin tamamına reddettiklerini, belgeler üzerindeki imza ve kaşenin müvekkili şirkete ait olmadığını, müvekkilinden alınan bilgiler tahtında bu belgelerin davanın seyrini değiştirmek amacıyla sonradan kurgulanmış sahte evrak olduklarını, bu hususta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunduklarını, davalı şirketin yetkilisi ve sahibi olan ...'un daha önce de Resmi Belgede Sahtecilik suçundan yargılanmakta olup, hakkında Çaykara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/546 Soruşturma sayılı dosyası bulunduğunu, sözleşmenin birinde imza yeri İstanbul, diğerinde ise ... (Slovakya) gösterildiğini, müvekkili şirket yetkilisi... sözleşmelerin imza tarihi olan 22.07.2018 yılında Polonya'dan çıkış dahi yapmadığını, ...'ın, yıllardır Polonya'da yaşadığını, sözleşmenin imzalandığının iddia edildiği tarihte ne Türkiye'ye ne de Slovakya'ya gitmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; işbu sözde sözleşmeler ile müvekkilinin haklı davasında kazanımları geciktirilmeye ve yok edilmeye çalışıldığını, davalı tarafından dosyada cevap dilekçesi ve beyan dilekçelerinde hiçbir zaman beyan edilmediği halde, duruşmaya günler kala ileri sürülen sözde sözleşmelerin İddianın Ve Savunmanın Genişletilmesi Yasağı kapsamında olduğunu, belgelerin sunuluş zamanı usul hukuku açısından açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın, yargılamanın başında kendisine verilen kesin sürelere uymadığını, 'Transit Acentesi' Aracılık Faaliyetine İlişkin Acentelik Sözleşmesi ile müvekkili şirket, ... isimli Slovakya şirketinin acentesi olarak düzenlendiğini, gerçekte kendi nam ve hesabına hareket eden bağımsız bir şirket olduğu halde sözleşme ile ... isimli yabancı şirketin temsilcisi olarak gösterilmeye çalışıldığını, müvekkilinden alınan bilgiler tahtında; bu belgenin içeriğinin müvekkilinin iradesini yansıtmadığını, sözleşmedeki kaşe ve imzanın da kesinlikle müvekkili şirkete ait olmadığını, 22.07.2018 tarihli Acentelik Sözleşmesinden mahkeme tarafından tebliğ edilmesi ile haberdar olduklarını, aynı şekilde Devir İşlemlerine İlişkin Çerçeve Sözleşmesi ile müvekkili şirket, ... unvanlı Slovakya şirketi ve üçüncü bir şirket olan ... arasında olmayan bir sözleşme daha düzenlenmiş gibi gösterilerek ... unvanlı şirketin borcunu müvekkilinin ödeme yükümlülüğü altına sokularak tek taraflı olarak ... unvanlı şirket ibra edildiğini ve bu belgeye istinaden herhangi bir alacağın bulunmadığının belirtildiğini, tek taraflı ibra edilmesinin dahi şüpheleri kanıtlar nitelikte olduğunu, işbu sözleşmede ... şirketinin imzası dahi olmadığını, bu haliyle hukuken geçerli olamayacağını, sözleşmenin, müvekkilinin haklarını ve yükümlülüklerini önemli ölçüde etkileyen, özellikle mali sorumluluk doğurabilecek bir belge niteliğinde olduğunu, davalı ..., müvekkilinin adına düzenlenmiş bu sahte sözleşmeleri hukuka aykırı şekilde kullanmaya çalışmasının, hem müvekkiline maddi zarar verme amacı taşıdığını, hem de müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, sözleşmelerin içeriği incelendiğinde, müvekkili şirketin hiçbir menfaati olmadığının, tam tersine ciddi zararlara yol açabilecek nitelikte olduğunun görüldüğünü, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, davalının malı teslim etmeyerek sahip olduğu sorumlulukları yerine getirmediğini, dava konusu olan ödemeyi bugüne kadar iade etmeyerek müvekkilini ciddi miktarda zarara uğrattığını, sahte sözleşmeye dayanılarak mahsup yapılmış gibi iddia edilerek müvekkili ile davalı arasında var olan ticari ilişkiye rağmen kötü niyetli hareket edildiğini beyan ederek; davalının borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının teminatsız olarak veya uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 05.03.2026 tarihli ara karar ile, "....Her ne kadar davacı vekilince; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, davalının malı teslim etmeyerek sahip olduğu sorumlulukları yerine getirmediğini, dava konusu olan ödemeyi bugüne kadar iade etmeyerek müvekkilini ciddi miktarda zarara uğrattığını, sahte sözleşmeye dayanılarak mahsup yapılmış gibi iddia edilerek müvekkili ile davalı arasında var olan ticari ilişkiye rağmen kötü niyetli hareket edildiğini beyan ederek; davalının borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının teminatsız olarak veya uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiş ise de; talebin mahkememizin 28.02.2025 tarihli mahkememiz ara kararı ile reddedildiği, ara karar tarihinden sonra dosyamızda bilirkişi raporu alınmış ise de; yargılamanın bulunduğu aşama ve İstanbul CBS' nin 2026/47013 sayılı soruşturma dosyasının bulunduğu aşama itibariyle ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşmediği anlaşılmakla talebin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 23.01.2026 tarihli bilirkişi raporunda, iddialarının haklılığı ve alacağın varlığı net bir şekilde tespit edildiğini, raporda lehine yer alan bu teknik ve hukuki açıklamalar doğrultusunda davanın lehe sonuçlanacağı güçlü bir kanaat haline geldiğini, bu durumun ihtiyati haciz için aranan yaklaşık ispat şartının çok ötesine geçildiğini gösterdiğini, bilirkişi incelemesi kapsamında yapılan değerlendirmede; Müvekkilİ tarafından davalıya aktarılan bedeller olması ancak karşılığında davalı tarafından davacıya mal teslimi yapılmadığının veya bedel iadesi yapılmadığından açık bir dengesizlik doğurduğunu, bu durumun Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerinin somut olayda uygulanabilir olduğunu açıkça gösterdiğini, davalının müvekkil tarafından gönderilen paralara karşılık herhangi bir mal teslim ettiğini somut belgelerle ispat edemediğini, bilirkişi raporuyla tüm evraklar ve ticari kayıtlar değerlendirilerek açıkça hayatın olağan akışına uygun bulunmayarak davalının savunmalarına itibar edilmediğini, müvekkilİ şirket kayıtlarında davalıya yapılan ödemelerin açıkça görüldüğü, ödemelerin karşılıksız kaldığı ve davalı uhdesinde kalan meblağın sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini kanıtladığını, davalı tarafından yasal süresinden sonra dosyaya, taraflarınca kabulü mümkün olmayan sözde sözleşmeler sunulduğunu, belgeler üzerindeki imza ve kaşe müvekkilİ şirkete ait olmadığını, müvekkilden alınan bilgiler tahtında bu belgelerin davanın seyrini değiştirmek amacıyla sonradan kurgulanmış sahte evraklar olduğunu, taraflarınca derhal İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2026/47013 soruşturma numaralı suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı ...'ın yetkilisi ve sahibi olan ... daha önce de resmi belgede sahtecilik suçundan yargılandığını hakkında soruşturma dosyası mevcut olduğunu, ön inceleme duruşmasının ardından bilirkişi raporu dahi dosyaya gelmişken daha önce bildirilmeyen yeni çeviri yaptırılmış sözleşmeler sunulmasının kabul edilemeyeceğini, bu belgelerin hükme esas alınamayacağını, söz konusu belgelerdei imza sahteciliğinin sübutu ve karşılaştırmaya esas teşkil etmesi amacıyla, müvekkil şirketin imza ve kaşe örneklerini içerir belgelerinin Savcılığa sunulmuş olup, Yerel Mahkemenin bilgisine de sunulduğunu, davalı şirketin sözde sözleşmeler ile yapmak istediği yargılamayı sürüncemede bırakmak, hileli davranışlarla adaleti geciktirdiğini, ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde müvekkil telafisi imkansız zararlara uğrayacağını, müvekkil şirket adına sipariş alınmadığına veya taraflar arasında anlaşma olmadığına dair iddiaların mesnetsiz olduğunu, çünkü davalının kendisi imalatçı firma olduğunu ve ticari ilişkinin varlığını kabul ettiğini, mal teslimini ...'ye yaptığını iddia ettiğini ancak ... ile davalı arasındaki ticari ilişkinin; Müvekkil ile davalı arasındaki ticari ilişkiden ayrı olduğunu, ... ile davalının 2017'de yapmış olduğu bir mal satımı mevcu olup, 2020 yılında Müvekkil ile davalı arasındaki mal satımı için ödeme yapıldığını ancak işbu ödemenin muvazaalı kayıt ile ... ile ilişkilendirildiğinin anlaşıldığını, davalının savunmalarının Mahkeme'yi yanıltmaya ve davanın esasından uzaklaşmaya yönelik olduğunu, 2020 yılı itibariyle davalı tarafından mal gönderimi yapılmadığının ortada olduğunu, hileli hareketler ile yargılamayı sürüncemede bırakan davalı tarafın kaçma şüphesi mevcut olduğunu beyanla Yerel Mahkemenin 06.03.2026 tarihli ara kararının bozularak Sayın Başkanlığınız tarafından ihtiyati haczin reddi kararının kaldırılarak beyan ve itirazları dikkate alınarak İhtiyati Hacze karar verilmesini, yargılama masrafları ve ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Talep, mal teslimi yapılmadığı iddiasıyla ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin derdest davada ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz talep edebilmek için, İİK'nın 257/1.maddesine göre alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması, müeccel para alacağı yönünden ise İİK'nın 257/2. maddesindeki şartların bulunması gerekir.
İİK'nın 258/1. maddesinin ikinci cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış olmakla birlikte bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması gerektiği kabul edilmiştir. Salt fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli olmayıp, alacağın varlığının başka delillerle alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir.
Somut olaydayargılamanın bulunduğu aşama ve mevcut delil durumuna göre ihtiyati haciz talebine konu alacağın varlığı ve miktarı yönünden yaklaşık düzeyde ispat koşulu oluşmamış olup, değişen delil durumuna göre yeniden geçici hukuki koruma talep edilebileceği de nazara alındığında mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/05/2026