Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satış eser sözleşmesinden doğan ayıplı imalat, ayıp ihbarı ve icra inkar tazminatı üzerine itirazın iptali davasında verilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, ofis bölmeleri ve mobilya satışı kaynaklı ticari alacak davasına ilişkin olup, davacının satılan ürünlerin bedelinin ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalının ayıplı ürün (çizik camlar) ve bu ayıbın giderilmesi için yapılan harcama gerekçesiyle itiraz etmesi üzerine, ilk derece mahkemesince ürünlerde ayıp olduğu tespit edilerek alacaktan düşülmesine rağmen, davalının ayıbı gidermek için üstlendiği masrafları davacıya yükleme iddiasını ispatlayamaması nedeniyle davacının alacağının bakiye bir kısmının devamına karar verilmiş, her iki taraf da bu kararı, ayıbın niteliği, ihbar süresi ve bedeli ile icra inkar tazminatı gibi hususlarda menfaatleri doğrultusunda istinaf etmiştir.

T.C. BURSA BAM ...... HUKUK DAİRESİ

T.C
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
...... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :.....
KARAR NO : .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ..... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/10/2021
NUMARASI :.....
DAVACI :.....
VEKİLİ : Av. ... -.....
DAVALI : ..v
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/02/2024
Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurunun incelenmesi neticesinde;
İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili şirketin dekoratif bölme, mobilya imalat ve satışı işi ile iştigal olduğunu, davalı şirketin ofis bölme ve dekorasyon işlerini yaptığını, satılan mallara ilişkin olarak düzenlenen 23/07/2019 tarihli A-..... numaralı, 100.482,90.-TL tutarlı ve A-..... numaralı 33.556,25.-TL tutarlı iki adet faturanın ..... barkod numaralı iadeli taahhütlü mektupla gönderildiğini, davalının faturaları teslim almadığını, davalının toplam 100.000,00-TL avans ödemesi gerçekleştirdiğini, davalı şirket yetkilisince ücretsiz olarak camların film kaplaması halinde faturaların kabul edilip eksik bakiyenin ödeneceği belirtildiğini ileri sürerek, davalının borcun tamamına itiraz ettiğini, yapılan itiraz üzerine icra müdürlüğünce takibin durmasına karar verildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket kayıtlarında takibe dayanak yapılan faturaların yer almadığını, yapılan işlerin karşılığı olan 113.592,50.-TL' nin davacı tarafa ödendiğini, davalı şirkete ait fabrika binası içerisinde ofis bölme işlemlerinin yapılması sırasında bölmelerin camlarında çizikler olduğunu ve davacı şirket yetkilisine iletildiğini, masrafların davacıya ait olacak şekilde camlara film kaplama yapılması suretiyle çiziklerin görsel olarak kapatılmasının kabul edildiğini, taahhüt edilen bu işlemin davacı şirket tarafından yerine getirilmemesinden dolayı, camların filmle kapatılması işlemini ..... ..... ..... ..... firmasına 12.390,00.-TL bedelle yaptırılmak zorunda kalındığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, davacının ofis camlarının üretilerek takılmasına yönelik eser sözleşmesi düzenlendiğini, dinlenen tanık beyanlarından ayıplı imalatın makul süre içerisinde bildirildiği gözetilerek ayıp ihbarının var kabul edildiği, yapılan keşifte gözle görülür çiziklerin olduğu, yine alınan bilirkişi raporundan da bu çiziklerin ayıp niteliğinde olduğu, bilirkişi tarafından teknik olarak çiziklerin camların tamamına sirayet ettiği ve ayıbın parasal karşılığının 5.512,50 TL olduğu, ayrıca davalının, cam filmi çekilerek ayıbın giderildiği ve bu bedelin davacı tarafça ödeneceği yönünde anlaşma olduğu dolayısıyla fatura bedelini bu sebeple ödemedikleri iddiası mevcut ise de, davalının bu iddiasını ispatlayamadığı, dolayısıyla davacının dava tarihi itibariyle iddiasını ispat ettiği gerekçesiyle, alacak miktarı olan 20.446,65 TL'den ayıp bedeli olan 5.512,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 14.934,15 TL üzerinden takibin devamına ayrıca bu bedel üzerinden %20 oranında inkar tazminatına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili, dava konusu ürünlerdeki ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğunu, 2 günlük süreye tabi olduğunu, ayıp ihbarına ilişkin ihtarnameyi icra takibinden sonra keşide edildiğini, ürünlerin ayıplı olduğu iddialarını kabul etmediklerini, bilirkişinin davaya konu ürün tespitlerinin hatalı olduğunu, istinaf başvurusunun reddi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili, müvekkili şirkete ait ofis bölmelerinin cam bölmelerinin tamamında çizikler olduğu, montaj aşamasında davacı şirket çalışanları şahitliği ile tespit edildiğini, davacı şirket yetkilisine çiziklerin gösterildiğini, masrafların davacıya ait olacak şekilde camlara film kaplama yapılmak suretiyle çiziklerin görsel olarak kapatılmasının kabul edildiğini, bu işlem için uzun süre beklenilmesine rağmen davacı tarafından yerine getirilmediğini, sonrasında 12,390-TL bedelle Berat Cam firmasına yaptırdıklarını, ödenen bedelin makul bedel olduğunu, alınan raporda 2. seçenek doğrultusunda karar verilmesi gerekirken 1. seçenek doğrultusunda karar verilmesinin hatalı olduğunu, alacağın likit olmadığı, yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan yüklenicinin iş bedeli alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı tarafından davalı şirketin dekorasyon işlerini yaptığını, yapılan işe karşılık faturalar düzenlendiğini ancak bedellerinin ödenmediğinin ileri sürüldüğü, davalı ise davacı tarafından yapılan işlerin ayıplı olduğunu, masrafı davacıya ait olacak şekilde üçüncü kişiye yaptırıldığını ve bu işlemi davacı tarafından kabul ettiğini savunduğu anlaşılmakla uyuşmazlık noktasının, davacı tarafından yapılan işlerin ayıplı olup olmadığı, açık ayıp mı, gizli ayıp mı olduğu, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davalı tarafından ayıpların giderilmesine dair masrafın davacıya ait olacak şekilde davalı ile sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Taraflar arasında davalıya ait ofiste dekorasyon, camlarının üretimi ve montajı işlerin yapılmasına dair eser sözleşmesinin düzenlendiği, davacının yüklenici, davalının iş sahibi olduğu ve eserin teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacı tarafın eksik ödeme iddiası ve davalı tarafın eserin ayıplı ifa ile teslimi iddiasına dayanmaktadır.
Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek; iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluk borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak, meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken niteliklerin yokluğu söz konusudur.
Eser sözleşmesinin eksik veya ayıplı ifa edilip edilmediği, eksik iş ve ayıplardan dolayı talep haklarının ne olduğu ve hangi koşullarla istenebileceği yönünden, sözü edilen eksik ve kusurların eksik iş, açık ayıp ve gizli ayıp olup olmadığının saptanması gerekir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan (noksan bırakılan) işleri ifade eder. Eksik işlerin bedeli, teslim tarihine, bu işlerin ikmâl edilebileceği sürenin ilavesiyle bulunan tarihteki rayiç bedellerle talep edilebilir. Eksik işler bedelinin istenebilmesi için teslim sırasında ihtirazi kayıt konulmasına ya da ihtar çekilmesine gerek bulunmamaktadır. Açık ayıp, eserde dikkatli bir inceleme sonunda görülebilen ve anlaşılabilen bozuklukları, gizli ayıp ise dikkatli bir inceleme ile ortaya çıkmayan ve sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıpları ifade eder. Yüklenicinin açık ayıplar nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için teslimden itibaren makul sürede (işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir zaman süreci içinde) eserin muayenesini yaptırıp varsa ayıplarını ihbar etmesi gerekir. Aksi halde yüklenici ihtirazî kayıtsız eseri kabul etmiş sayılacağından ayıba bağlı hakları yitirir. Sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların da ayıba vakıf olunur olunmaz derhal bildirilmesi gerekir. Aksi halde iş sahibi eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır ve ayıba bağlı hakları düşer. Sözleşmede garanti (teminat) süresi kararlaştırılmışsa ayıp ihbarı bu süre içinde de yapılabilir. Süresinde ayıp ihbarı yapılmışsa, açık ayıplı imalâtın bedeli eserin teslim edildiği ve ayıp ihbarının yapıldığı, gizli ayıplı imalâtın bedeli de gizli ayıbın ortaya çıktığının anlaşıldığı tarihteki rayiçlerle istenebilir. Şayet sözleşmede özel düzenlemeler varsa öncelikle sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekir. Öte yandan ayıplı işlere ilişkin ihbar mükellefiyeti getiren kanun koyucu eksik işler yönünden iş sahibine böyle bir yükümlülük yüklememiştir. Bir başka deyişle, eksik işlerde ihbara gerek olmaksızın zaman aşımı süresi içerisinde eksik işler bedeli her zaman talep edilebilir. (Yargıtay 15 Hukuk Dairesi'nin 2019/2005 esas ve 2019/3700 karar sayılı ilamı)
Bu durumda, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, ofis camlarının çizikli olduğu, bazı yerlerde birden fazla çiziklerin olduğunun tespit edildiği, bu çiziklerin, davacı tarafından teslim edilen cam tabakaların birbirlerine temas ederek sürtünmesi sırasında cam tabakalar arasında mikro boyutlu gözle tespit edilemeyecek kadar ince ve sert cam tozlarının neden olduğu ve açık ayıp olduğunun tespit edildiği, aksine kullanıcıdan kaynaklı tanık beyanları olduğu ileri sürülmüş ise de ayıbın varlığı yönünden algı kişiden kişiye değişebildiği, objektif bir bakış açısının yapılması gerektiğinden tanık beyanlarına itibar edilmeyeceğinden, davacı tarafından yapılan işin ayıplı olduğu ve açık ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Diğer yönden davacı tarafından ayıp ihbarının süresi içinde yapılmadığına dair istinaf başvurusunda bulunmuş ise de dinlenen tanık beyanlarında, davacı tarafa ayıbın bildirildiği, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesi olup açık ayıplarda makul sürede ayıp ihbarının yapılması gerektiği, 2 günlük sürenin öngörülmediğinden, ayıp ihbarının süresi içinde yapılmadığına yönelik istinaf başvurusun yerinde değildir.
Her ne kadar davalı tarafından davacı ile camların çizikli olduğundan giderilmesi için üçüncü kişiye camların kaplanarak masrafın ödeneceğine dair sözleşme ilişkisi kurulduğunu savunmuş ise de davacı tarafın ayıbı açıkça inkar ettiğinden sözleşme ilişkisinin kurulduğunun yazılı ve kesin delillerle davalı tarafından ispatla yükümlü olup mahkemece ispat edilemediğinden bu savunmaya itibar edilmemesinde ve verilen alacağa dair kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan itirazın iptali davalarında İİK’nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Somut olayda, alacak likit olmayıp, işin ayıplı olduğu savunması nedeniyle varlığı ve miktarı bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirdiğinden icra inkar tazminatının yasal koşulları oluşmadığından, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddi gerektiği halde mahkemece kabulüne yönelik karar verilmesi doğru görülmemiş davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun icra inkar tazminatı yönünden kabulü ile kararın kaldırılarak karar verilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE
2-Davalı vekilinin istinaf talebinin Kabulü İle ..... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/10/2021 tarih, .....sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-HMK’nın 353/1/b/2 maddesine göre yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
a-Davanın kısmen kabulü ile ..... 4. İcra Müdürlüğünün..... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 14.934,15.-TL üzerinden devamına,
b-Alınması gereken 1.020,15-TL karar ve ilam harcından başlangıçta davacıdan alınan 411,11.-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 609,09.-TL harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
c-7155 Sayılı Kanunun 23.maddesi ile 6325 Sayılı Kanun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin kabul red oranına göre (kabul %44, red %56) 739,20.-TL sinin davacıdan, 580,80.-TL sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taktir ve tayin olunan 4.080,00-TL vekalet ücretinin müteselsilen davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
e- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taktir ve tayin olunan 4.080,00-TL vekalet ücretinin müteselsilen davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f-Davacı tarafça yapılan toplam 2.080,00.-TL yargılama giderin kabul red oranına göre (kabul %44, red %56) 915,20.-TL si ve 411,11.-TL harç toplamı olan 1.326,31.-TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
g-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nun 333. Maddesi uyarınca davacı tarafa iadesine,
3-İstinaf harç ve giderleri yönünden,
a- Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde iadesine,
Harçlar kanunu gereği alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
b-İstinaf başvurusu aşamasında davacı tarafından yapılan 22,00-TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan bir gider bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına
c-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
d-Karar tebliği, harç iadesi ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca KESİN olmak üzere 22/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır