Birinci derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın, bölge adliye mahkemesinin yeni bir hüküm kurmadığı durumlarda temyiz hakkının olmadığına dair yargıtay içtihadı.
Özet: Hukuk sistemindeki iki dereceli kanun yolu denetimi kapsamında, ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın, bölge adliye mahkemesinin sadece diğer tarafın istinaf başvurusunu reddetmesi ve kendisi aleyhine yeni bir hüküm kurmaması durumunda, bölge adliye mahkemesi kararını müstakilen veya katılma yoluyla temyiz etme hakkının bulunmadığı, zira istinaf yoluna başvurmayarak ilk derece mahkemesi kararını kabul ettiği ve bu karara ilişkin konuların temyiz denetimi kapsamı dışında kaldığı belirtilmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2025/3284 E.  ,  2026/969 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/188 E., 2025/901 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/8 E., 2022/355 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dosya incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacının istinaf başvurusunda bulunmadığı anlaşılmıştır.
Öncelikli sorun İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan tarafın, somut olayda davacının, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından karşı tarafın istinaf başvurusunu yeni bir karar verilmeden reddetmesi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da katılma yolu ile temyiz etme hakkının olup olmadığıdır.
Hukuk Mahkemelerinin kesin olduğu yasalarla belirtilenler dışındaki kararlarının kanun yolu denetimi 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihine kadar sadece Yargıtay tarafından "Temyiz yolu ile" yapılmakta iken 5235 sayılı Kanun ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçirilmesi üzerine kanun yolu denetimi iki kademeli hâle gelmiştir. Başka bir deyişle İlk Derece Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra verdiği kararlara karşı doğrudan temyiz yolu kapatılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki yeni düzenleme ile getirilen istinaf kanun yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur.
İstinaf kanun yolu uygulamasında, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hâle gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtayda temyiz incelemesine gidilmektedir.
Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi mümkün değildir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmaması hâlinde karar kesinleşmektedir.
6100 sayılı Kanun'un yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı öncelikle istinaf yoluna başvurulmalıdır.
Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusu üzerine tarafın istinaf başvurusunun usulden/esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırarak yeniden hüküm kurulabilir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeni karar verilmesi hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır.
Taraflardan birinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmaması hâlinde kamu düzenine aykırılık yok ise diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. Karşı tarafın istinafı üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesince değiştirilmemesi hâlinde, istinaf etmeyenin temyize başvurması usulü müktesep hak ilkesine aykırı olacaktır. Zira istinaf mahkemesince incelenmeyen bir kararın temyiz incelemesi söz konusu olmaz ve olmamalıdır. Dolayısıyla, tarafların istinaf incelemesinin kapsamı dışında bıraktığı hususlar kendiliğinden temyiz incelemesinin de kapsamı dışında bırakılmış sayılır.
Kural olarak, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk kararı istinaf etmeyen taraf Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi hâlinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmemiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere davacı vekili, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığından ve aleyhine yeni bir karar verilmediğinden, davacının Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da “katılma yoluyla" temyiz hakkı bulunmamaktadır. Aksi düşüncede istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf kanun yolunu atlayarak temyiz etme hakkı tanınmış olur ki, bu durum 6100 sayılı Kanun ile hayata geçirilen üç kademeli yargılama sistemini iki kademeli yargılama sistemine dönüştürür ve istinafın devre dışı bırakılmasına yol açar.
Bu açıklamalar karşısında İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 366. maddesi atfıyla 348. maddesi uyarınca, temyiz dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile temyiz yoluna başvurabilir. Temyiz yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir.
Katılma yolu ile temyiz için, usule uygun temyiz hakkı gerekmekte olup somut olayda davacının temyiz dilekçesi reddedildiğinden davalı vekilinin katılma yolu ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin ve davalı vekilinin katılma yolu ile temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.