İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin, bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali ve müteselsil kefillerin sorumluluğu hakkındaki istinaf kararı.
Özet: Davacı bankanın, ödenmeyen kredi borcu nedeniyle asıl borçlu şirket ile müteselsil kefil gerçek kişilere karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazların iptali ve icra inkar tazminatı talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi, genel kredi sözleşmesi ve kefaletlerin geçerli olduğuna, borcun temerrüde düştüğüne ve bilirkişi raporuyla belirlenen alacak miktarı üzerinden davacı bankanın talebinin kısmen kabulüne, asıl alacak, işleyen temerrüt faizi, BSMV ve ihtar masrafı ile birlikte belirlenen alacak miktarının tahsiline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2024/157 KARAR NO : 2026/1003T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 22/06/2023NUMARASI : 2022/616 Esas 2023/475 Karar DAVA: İtirazın İptaliDAVA TARİHİ: 12/09/2022İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/06/2026 Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA: Davacı vekili; müvekkili bankanın Elmadağ Şubesi ile davalı .....AŞ arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını,sözleşmeyi ...’nın müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, işbu sözleşmeye istinaden borçluya kredi açıldığını ve kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine sözleşmenin bankaya verdiği yetkiye istinaden Kadıköy 35.Noterliği’nin 03.01.2022 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile 260.449,79-TL tutarındaki borcun fer'ileriyle birlikte ödenmesinin borçlulara ihtar edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında İstanbul 32.İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile 270.438,10-TL tutarındaki alacağın fer'ileriyle birlikte tahsili için ilamsız icra takibine başlanıldığını fakat borçlular tarafından icra takibine itiraz edildiğini beyanla davalılar tarafından İstanbul 32.İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazların iptaline,alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP: Davalılar vekili; davalıların alacaklıya borcu bulunmadığını, kabul manasına gelmemek kaydıyla alacaklının doğrudan müteselsil kefillere icra takibi yapabilmesinin, asıl borçlunun ifada gecikmesiyle, ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerektiğini, dosyada bu şartlar sağlanmadığından tebliğ edilmiş bir ihtar olmadığından, ödeme güçlüğü olmadığından, temerrüt şartları oluşmadığından davalı kefiller hakkında icra takibi yapılamayacağını, TBKnın 583.maddesi uyarınca kefillik şartları yerine getirilmediğinden geçerli bir kefalet ilişkisi olmadığını, alacağın likit olmadığını, icra-inkar tazminatının reddine karar verilmesi gerektiğini, talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu beyanla davanın reddine, davacının alaacğın %20’si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı banka ile davalı şirket arasında 17/03/2021 tarihli 225.000-TL tutarlı genel kredi sözleşmesi akdedilmiş olup, davalılar ...'nın da ayrı ayrı 450.000-TL tutarında kefalet imzaları bulunduğu, kefalet sözleşmelerinin TBK'nın 583.maddesinde belirtilen şartlara göre düzenlendiği, ayrıca ticaret sicil kayıtlarına göre davalılar ...'nın davalı asıl borçlu şirketin ortağı ve yöneticisi olduklarından TBK'nın 584. maddesinin 3.fıkrası gereğince eşin rızası aranmadığı, davacı banka tarafından, asıl borçlu şirkete ... kefaleti ile ... no.lu taksitli ticari kredi kullandırıldığı ve asıl borçlunun 16/03/2021 tarihli yazılı talebi ile mevcut borcun 19/03/2021 tarihinde ... no.lu kredi hesabından 223.449,10-TL tutarlı, 6 ay ödemesiz 43 ay eşit taksit ödemeli olarak yapılandırıldığı,krediye herhangi bir geri ödeme yapılmadığı ve davacı bankaca 28/12/2021 tarihinde kredi hesabının kat edildiği, Kadıköy 35. Noterliği'nin 03/01/2022 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarı keşide edilerek 31/12/2021 tarihi itibariyle toplam 260.449,79-TL alacağın ihtarın tebliğ tarihinden itibaren 1 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği, davalı asıl borçluya gönderilen ihtarın 04/01/2022 tarihinde, diğer davalı kefillere gönderilen ihtarın ise 07/01/2022 tarihinde tebliğ edildiği,verilen 1 günlük süre sonu itibariyle asıl borçlunun 06/01/2021 tarihinde, davalı kefillerin ise 09/01/2022 tarihinde temerrüde düştükleri,hükme yeter nitelikte olan bilirkişi raporu uyarınca asıl borçlu/kredi lehdarı şirketten 269.634,14-TL, davalı kefillerden ise toplam 269.467,11-TL alacaklı olduğu; Sözleşme eki ödeme planında temerrüt faizinin yıllık %29,90 oranında kararlaştırıldığı gerekçesiyle; davalı ... AŞ yönünden; 260.340,31-TL asıl alacak, 7.714,71-TL işlemiş temerrüt faizi, 385,73-TL BSMV ve 1.193,39-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 269.634,14-TL; davalılar ... yönünden; 260.340,31-TL asıl alacak, 7.555,63-TL işlemiş temerrüt faizi, 377,78-TL BSMV ve 1.193,39-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 269.467,11-TL alacak yönünden iptali ile, takibin asıl alacak olan 260.340,31-TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %29,90 oranında işletilecek temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanarak devamına, fazla istemin reddine, %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEBLERİ: Davalılar vekili; somut olayda; likit bir alacaktan bahsedilemeyeceğini, alacağın varlığı ve miktarı yargılama sonucu toplanan deliller ve bilirkişi raporu alınarak yapılan hesaplamalar sonucu saptandığından dava konusu alacağın likit sayılamayacağını, alacaklının doğrudan müteselsil kefillere icra takibi yapabilmesi asıl borçlunun ifada gecikmesiyle ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerektiğini, dosyada bu şartlar sağlanmadığından tebliğ edilmiş ihtar olmadığından, ödeme güçlüğü olmadığından, temerrüt şartları oluşmadığından davalı kefiller hakkında icra takibi yapılamayacağını, TBK 583. Maddesi uyarınca kefillik şartları yerine getirilmediğinden geçerli bir kefalet ilişkisi olmadığını, mahkemece eksik inceleme yapıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE: Dava; genel kredi sözleşmesi nedeniyle ödenmeyen kredi borcunun tahsilini teminen asıl borçlu ve müteselsil kefiller hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.TBK'nın 583/1 maddesinde kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları düzenlenmiş olup; sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, müteselsil kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihinin,müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk altına girdiğinin el yazısıyla yazıldığı anlaşılmakla her bir davalı müteselsil kefil tarafından kanunda belirtilen şekil şartlarını haizdir. Müteselsil kefil gerçek kişi davalılar asıl borçlu şirketin ortak ve yöneticileri olduğunun eş rızası alınmasına da gerek bulunmamaktadır.TBK'nın 586. maddesi uyarınca, kefil yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse, alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Asıl borçlu şirketin kat ihtarına rağmen borcu ödememesi nedeniyle ödeme güçlüğü içerisinde olduğu da sabit olduğundan, alacağın tahsili amacıyla müteselsil kefillere başvuru koşulları oluşmuş olup,müteselsil kefil davalılar , asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrüdü dahil) kefalet limiti ile ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumludur.Davalı vekili alacağın yargılama sonunda belirlendiğini ,icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. İtirazın iptali davasında; alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması gereklidir. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesi gerekmektedir. Davalı şirket ve yetkilileri ne miktarda kredi kullandığını, ne miktarda ödeme yapması gerektiğini bilebilecek durumdadır.Takip ve dava konusu alacak genel kredi sözleşmesine dayalı taksitli kredi alacağına ilişkin olup,taksitli krediye hiç geri ödeme de yapılmadığı anlaşılmakta olup likit (bilinebilir, belirlenebilir) nitelikte olduğu, müteselsil kefillere başvuru şartlarının bulunduğu, hükme yeterli bilirkişi raporu ile alacağın varlığı ve miktarının belirlendiği anlaşılmakla itirazın kısmen iptaline, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığından davalılar vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 18.418,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 4.605-TL harcın mahsubu ile kalan 13.813,70-TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 40-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 01/06/2026