Bölge Adliye Mahkemesi, ticari ilişkiden doğan alacağın tahsili ve icra takibine vaki itirazın iptali davasında, eksik ifa iddialarını ve ticari defterlerin uyumunu inceliyor.
Özet: Yerel mahkeme, taraflar arasındaki ticari ilişkide davacının düzenlediği ve davalının ticari defterlerine kaydettiği faturalara davalının itiraz etmemesi nedeniyle davacının alacağının sabit olduğuna hükmederek, davalının icra takibi ve dava tarihinden sonra ileri sürdüğü eksik ifa ve fazla ödeme savunmalarını, bu iddiaları destekleyen faturanın geç düzenlenmesi ve daha önce itiraz edilmemesi gerekçesiyle reddetmiş, davalı ise bu karara karşı eksik inceleme yapıldığı ve keşif ile bilirkişi incelemesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C. .... BAM ... HUKUK DAİRESİ

T.C.
....
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : .../....
KARAR NO : .../....
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : .../...
KARAR NO :.../....
KARAR TARİHİ : ........
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : .......
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
B.A.M. KARAR TARİHİ : .....
KARAR YAZIM TARİHİ :.........
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde dava vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, alacağın tahsili amacıyla .... ... İcra Müdürlüğü'nün .../... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, borçlunun amacının alacağı sürüncemede bırakmak olduğunu, borçlunun asıl alacak olarak toplamda 89.880,09.-TL tutarında borcu bulunduğunu belirterek haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin .........Alışveriş Merkezi ve Rezidanslardan oluşan taşınmazın ince inşaat işlerinin yapımı konusunda ...... şirketinin sahibi olan ...... ile sözleşme yaparak tüm iş bedelinin KDV hariç 2.100.000,00.-TL'ye yapılması konusunda anlaştıklarını, yapılan inşaatın çok kapsamlı ve aynı zamanda yüzlerce taşeronla çalışılması sebebiyle şirket sahipleri işleri idare etmek üzere dışarıdan vekaletle .......... vekil tayin ettiklerini, şirketin hak edişlerin denetlenmesi için inşaat mühendisi .......... isimli şahısları istihdam ettiklerini, .........'a ait firma tarafından yapılan hak edişlerin kontrolleri usulüne uygun yapılmadığından dolayı 4.000.000,00.-TL civarında fazla ödeme yapmasına sebebiyet verdiklerini, bu sebeple hakkında ...... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ..../.... soruşturma dosyası ile suç duyurusunda bulunduklarını, bağımsız denetçi Gümüşay firması tarafından rapor düzenlendiğini, davacının, davalı şirketi en az 4.000.102,42.-TL zarara uğrattığının tespit edildiğini, bağımsız denetçi raporuyla müvekkilinin hak ediş tutarlarından çok daha fazla ödeme yapıldığının sabit hale geldiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında kurulan eser sözleşmesine ilişkin olarak davacı yüklenici tarafından faturaların düzenlendiği, taraflar arasında TTK 89. madde anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin uygulamada sıkça karşılaşılan “açık hesap” ilişkisi olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının ticari defterlerine kaydının yapıldığı, ticari defterlerin birbiri ile uyumlu olduğu ve faturalara davalı tarafından itiraz edilmediğinden davacının 89.287,29.-TL alacağı olduğunun sabit olduğu, davalı tarafından çalışanlarının hak edişlerin denetlenmesinde, ölçümlerde usulsüzlükler yapıldığına dair eksik ifanın olduğunun savunulduğu ve 2.294.029,45.-TL bedelli fatura düzenlendiği ve faturanın icra takibi ve dava tarihinden sonra düzenlenerek ticari defterlere kaydının yapıldığı, alacağa davalının 31/12/2016 tarihinde mutabık kaldığı bu tarihten, takip tarihine kadar eksik ifaya yönelik bir itirazının bulunmadığı, BAM 7. Hukuk Dairesi'nin 2018/1433-2019/249 sayılı kararında vurgulandığı üzere," İhtarın ve eksik işin teknik olarak belirlenmemesi, eksik iş faturasının takipten sonra düzenlenmesi dikkate alındığında davalının fatura konusu işi ifa ettiğinin kabulü gerekir. " eksik ifaya yönelik faturanın dava tarihinden sonra düzenlendiğinden davalının savunmalarına itibar edilmediği belirtilerek asıl alacak 89.287,29.-TL yönünden davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacı taraf sahibi ........ ile yapılan sözleşme bedeli ile hak edişleri toplamları arasında ciddi fark olduğunu, mahkemece usulüne uygun olarak hesaplanmadığı tartışmasız olan hak edişlerin gerçekte verilen hizmetle uyumlu olup olmadığının denetlenmesi amacıyla keşif kararı alınması ve mahallinde keşif icra edilerek inşaatçı ve mimar bilirkişilerce yerinde görülen işler üzerinden metraj hesabı yapılması ve sözleşme kapsamı dışında hak edişlerin yapılıp yapılmadığının ve yapılan işler ile faturalarda gösterilen hak edişlerin eşdeğer olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, ek bilirkişi raporuyla müvekkilinin davacı tarafından alacağı olduğunun belirlendiğini, mahkemenin gerekçesinde atıf yaptığı BAM 7.Hukuk Dairesi kararının somut olaya uymadığını, müvekkili şirket tarafından düzenlenen iade faturasının 4/2018 yılı vergilendirme döneminde kdv beyannamesine eklenmesinin sehven unutulmuş olduğunu, söz konusu faturanın düzeltme beyannamesiyle Gelir İdaresi Başkanlığı'na bildirildiğini, buna ilişkin onayında 25/11/2018 tarihinde alındığını, 6102 sayılı TTK 'da ticari defterlerin kesin delil olma hususunda düzenleme olmadığını aksinin kabulü halinde dahi ticari defterlerin aksinin her zaman başka delillerle ispat edilebileceğini, gerekçeli kararın yeterli açıklıkta olmayıp birbiri ile çelişen ifadeler içerdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemidir.
Davacı, davalı aleyhine .... ... İcra Müdürlüğü’nün .../... esas sayılı dosyasında 05/03/2018 tarihinde cari hesap ekstresine dayanarak başlattığı ilamsız icra takibi ile 89.880,09.-TL asıl alacak ile 516,81.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 90.396,90.-TL’nın tahsilini istemiş, davalının borca itirazı üzerine süresinde dava açılmıştır.
Taraflar arasında 20/08/2014 tarihli davalının .............bulunan gayrimenkulü üzerinde inşa edilmekte olan konut ve alışveriş merkezini kapsayan proje kapsamında ince inşaat işlerinin yapımı hususunda 2.100.000,00.-TL bedelli eser sözleşmesi düzenlenmiş olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı taraf eser sözleşmesi kapsamında cari hesaba dayalı ödenmeyen alacağın tahsilini talep etmiş , davalı taraf ise müvekkili şirket tarafından metraj ve fiyatlama ile geçici kabul ve kesin kabulleri yapmak üzere hak edişlerin denetlenmesi için görevlendirilen çalışanları ile davacı şirket sahibinin hak edişleri usulüne uygun düzenlemediğini, müvekkili şirket tarafından fazla ödeme yapıldığını, takip ve dava konusu edilen tutarda borcunun bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan asıl ve ek bilirkişi raporlarında davacı şirketin ticari defterlerine göre icra takip tarihinde davacı şirketin davalı şirketten 89.880,09.-TL alacaklı gözüktüğü davalı şirketin ticari defterlerine göre icra takip tarihinde davacı şirketin davalı şirketten 89.287,01.-TL alacaklı gözüktüğü, davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen faturaların hiçbir itiraza uğramayarak kayıtlara alındığı ve ödemelerin yapıldığı, cari hesap ekstreleri incelendiğinde 31/12/2016 tarihinde davalı ve davacı şirketin bakiyede mutabık oldukları, davalı şirket tarafından davacı şirkete icra takibinden sonra 19/04/2018 tarihli 2.294.029,45.-TL bedelli e-arşiv iade faturası düzenlendiği, faturanın davalı şirket tarafından uzun süre sonra 25/11/2018 tarihinde ticari defterlerine kaydedildiği, davacı şirketin davalı şirketten icra takip tarihinde 89.287,29.-TL alacaklı olduğu saptanmıştır.
Tarafların ticari defter kayıtları ve cari hesap ekstrelerine göre 31/12/2016 tarihinde bakiye alacak miktarında mutabık kaldıkları, davacı tarafından düzenlenen faturalara davalı tarafından itiraz edilmeyerek ticari defterlerine işlendiği, kesin kabulün yapılıp işin teslim alındığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça işin yapılmadığına ilişkin bir iddiada bulunulmamış, hak edişlerin usulüne uygun düzenlenmediği, fazla düzenlendiğine ilişkin davacı tarafa ihtarda bulunup işin yapımı ile ilgisi bulunmayan bağımsız denetçi firmadan alınan rapor gönderilmiş olup, denetçi firmadan alınan raporun davacı tarafı bağlayıcılığı bulunmamamaktadır. Davalının ticari defterlerindeki aleyhine olan kayıtlar kendisini bağlayacağından icra takibinden sonra düzenlenen ve yargılama sırasında 25/11/2018 tarihinde ticari defterlerine kaydedilen iade faturasına dayalı olarak usulüne uygun hak ediş düzenlenmediği yönünde davalı tarafın iddiası yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin istinaf sebeplerine göre yerel mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davalının istinaf talebi yerinde görülmediğinden başvurunun esastan reddi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-... ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ........ tarih ..../...-.../.... sayılı kararı usul esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalının istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinafa başvuran davalının başvuru sırasında yatırdığı 1.524,80.-TL peşin harcın mahsubu ile 4.574,41.-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4-Karar tebliğ işlemlerinin 7035 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 359/3 hükmü gereğince İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 21/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...