İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasında reddedilen ihtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispat yetersizliği üzerine istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, hakkında icra takibi başlatılan bir borçlunun, boş verildiğini ve sonradan tahrif edildiğini iddia ettiği kambiyo senedine dayalı menfi tespit davasında, icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin, ilk derece mahkemesince borçlunun borçlu olmadığını yaklaşık olarak ispat edemediği gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, borçlunun bu ret kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunu ele almaktadır; davacı vekili istinaf dilekçesinde, yaklaşık ispat şartının hatalı yorumlandığını ve sunulan uzman görüşlerinin haklılıklarını desteklediğini ileri sürmektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/588 KARAR NO : 2026/937T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 19/02/2026NUMARASI : 2026/153 Esas DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit/ İhtiyati Tedbir (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)BAM KARAR TARİHİ : 10/04/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 10/04/2026Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... hakkında davalı ... tarafından Aydın İcra Müdürlüğünün 2023/27214 takip nolu dosyası ile kambiyo senetlerine özgü yolla 10 örnek icra takibine girdiğini, müvekkili tarafından davalıya 2006-2008 yılları arasında davalıya güvene istinaden boş bir senet olarak verildiğini, 2010 yılında söz konusu borcu ödediğini, 20 yıl önce boş olarak verildiğini, üzerine gerçek dışı tanzim ve vade tarihleri yazıldığını, senedin zamanaşımına uğradığını, Aydın İcra Müdürlüğünün 2023/27214 takip nolu takibinin teminatsız olarak tedbiren durdurulması ile senedin ve icra takibinin iptalini, Mahkeme aksi kanaatte ise takibin kısmen iptalini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Talep, derdest menfi tespit davasında ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İİK 72.m. uyarınca açılan menfi tespit davalarında tedbir talepleri değerlendirilirken İİK 72.madde yanında HMK 389 ve devamı maddelerinin de dikkate alınması gerekir.HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir.Öte yandan HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden taraf, talep dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.İİK 72. maddesinde; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İİK'nın 72/3. maddesinde; ''İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir'' hükmü yer almaktadır.Somut olayda; davacının, davaya konu bonodanan dolayı davacının herhangi bir borcu olmadığını ileri sürülerek dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talep edildiği, İİK, icra takip hukuku açısından HMK’na göre özel kanun olup takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İİK hükümlerinin uygulanması gerektiği, davacının iddialarının yargılamayı gerektirdiği, davacı menfi tespite yönelik iş bu davada davanın geldiği aşama itbariyle bu iddiasını yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile; "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğini, HMK'nın 390/3 maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep edenin davanın esası yönünden yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu, Yargıtay yerleşik içtihatlarında tam ispatın değil, haklılığın muhtemel ve olası görülmesinin yeterli olduğunun açıkça ilke edindiğini, ilk derece mahkemesince bu ilkenin göz ardı edildiğini, alınan iki uzman görüşünden de anlaşılacağı üzere davalının, senet üzerinde oynama ve tahrifat yaparak kendi lehine maddi menfaat sağlamaya çalışıldığını, hukuk düzenince iyi niyetli olmayan davranışların mahkemelerce korunamayacağının gözetilerek tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, senedin tahrif edildiğine dair uzman görüşünün yaklaşık ispat için yeterli olduğunun Bölge Adliye Mahkemesi kararlarıyla da teyit edildiğini, müvekkilinin davalıya karşı 6.100.000 TL gibi bir fahiş miktarda borçlu olmasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki ve müvekkilinin mali hacmi ile bağdaşmadığını, müvekkili aleyhine başlatılan bu haksız takip kapsamında yapılacak haciz ve muhafaza işlemlerinin müvekkilinin ticari itibarını zedeleyeceği gibi ekonomik olarak mahfına da yol açacağını, 459 sıra numaralı Vergi Usul Kanunun Genel Tebliği uyarınca belirli bir tutarı aşan tahsilatın ve ödemelerin finansal kurumlar aracılığıyla belgelendirilmesinin zorunlu olduğunu, söz konusu eşiğin 575 sıra numaralı VUK Genel Tebliği ile güncellendiğini, söz konusu senedin 2006-2008 yılları arasında verildiğini, aradan geçen 18-20 yıllık süreçte zamanaşımına uğradığını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: menfi tespit; talep, ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılması talebidir.HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlenmiştir. Yine özel bir düzenleme olarak, İİK'nın 72. maddesinin 2. fıkrasında; "İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin istek üzerine alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceği"; 72. maddesinin 3. fıkrasında ise; "icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebileceği" düzenlenmiştir. Dosyadaki belgelere, davanın niteliğine, davacının talebine, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ara kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/153 Esas sayılı dosyasında verilen 19/02/2026 tarihli ihtiyati tedbir isteminin reddine kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcı başlangıçta peşin olarak yatırılmış olmakla, bu hususta başkaca karar verilmesine yer olmadığına, yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 10/04/2026