Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin, Denizli Ticaret Mahkemesinin bonolardan kaynaklanan alacak davasında ciro iptali ve ödeme iddialarını inceleyerek verdiği istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalı şirketin kendisine borçları karşılığında ciro ettiği bonoları, ödeme yapmaksızın ve ciroyu iptal etme vaadiyle geri alarak başkalarına karşı icra takibinde kullandığını iddia ederek alacak davası açmış; davalı ise davacıya yapılan cironun sehven olup çizilerek iptal edildiğini, bonoların aslında davacı tarafından asıl lehtarın vekili olarak borç karşılığı kendilerine teslim edildiğini savunmuştur.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:20/04/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:21/11/2022DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:20/04/2026İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Denizli 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip dayanağı olan 10/05/2014 tanzim tarihli, 05/05/2020 vade tarihli 7.000,00 TL, 05/06/2020 vade tarihli 7.000,00 TL, 05/07/2020 vade tarihli 7.000,00 TL, 05/08/2020 vade tarihli 7.000,00 TL, 05/09/2020 vade tarihli 7.000,00 TL, 05/10/2020 vade tarihli 7.000,00 TL, 05/11/2020 vade tarihli 7.000,00 TL, 05/12/2020 vade tarihli 7.000,00 TL, 05/01/2021 vade tarihli 7.500,00 TL, 05/02/2021 vade tarihli 7.500,00 TL, 05/03/2021 vade tarihli 7.500,00 TL, 05/04/2021 vade tarihli 7.500,00 TL, 05/05/2021 vade tarihli 7.500,00 TL bono olmak üzere toplam 93.500,00 TL bonolardan dolayı müvekkilinin, davalı şirketten alacaklı olduğunu, icra takip dosyasında bulunan dava konusu senetlerin arka yüzlerinde görüleceği üzere, davalı şirketin müvekkiline olan borçları nedeniyle dava konusu olan senetleri cirolayarak verdiğini, müvekkilinin bu senetleri başkasına vermek için ciroladıktan sonra vermeden önce bu hususu davalı şirket yetkilisine söyleyince davalı şirket, "biz bu senetleri teminat senedi olarak başkasına vereceğiz, bize lazım deyip" ödeme yapmadan tekrar müvekkilinden geri aldığını, davalı şirketin bu senetleri geri alırken, müvekkile hitaben "sana senetlerden olan borcumuzu sonra öderiz, cironu da iptal ederiz." dediklerini, davalı şirketin dava konusu senetleri başkasına vermediğini, tekrar ciro ederek senet keşidecileri ve lehtarı aleyhine icra takibi ikame ettiğini, davalı şirketin bu senetlerden kaynaklanan müvekkiline olan borcunu ise hali hazırda ödemediğini, müvekkiline, ihbar edilen ve konusu lehtarın senet istirdatı olan Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında, davalı şirket cevap dilekçesinde, dava konusu bonoların müvekkili ... tarafından lehtar vekili olarak cirolanarak kendilerine verildiğini beyan ettiğini, bu beyanın doğru olmadığı hususunun kesinleşen ilam ile sabit olduğunu, davalı şirketin mahkeme dışı ikrar ile dava konusu bonoların müvekkili davacıya bedeli ödenmeksizin geri aldığının sabit olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak, müvekkiline olan borç için verilen daha sonra ödeme yapılmadan geri alınan bonolardan kaynaklanan alacak için, kısmi dava olarak 56.000 TL'nin müvekkilinin alacağının vade tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkiline ödenmesi için alacak davası açtıklarını, Denizli Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı dosyası ile arabuculuk görüşmesinin anlaşmazlık ile sonuçlandığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak, davanın kabulü ile, dava konusu Denizli 5. Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinde, takip dayanağı olan dava konusu bonolardaki cirolardan kaynaklanan şimdilik 56.000,00 TL'nin, dava konusu bonoların ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacının senet metinleri üzerinde dayandığı ciro yani senet arka yüzünün baş kısmındaki müvekkili şirket adına yapılmış ciro sehven atılmış bir ciro olup, bu ciroların çizilerek iptal edildiğinin açık olduğunu, kaldı ki sehven atılarak üzeri çizilmek suretiyle iptal edildiğini, bu cironun alt kısmındaki ciro silsilesi incelendiğinde; senet lehtarı ... adına vekaleten bu senetlerin ... tarafından ciro edilip imzalanmak suretiyle müvekkili şirkete bizzat ... tarafından teslim edildiğinin açık olduğunu, öte yandan yine ciro silsilesi incelendiğinde; söz konusu senetlerin ancak senet lehdarı olan ... tarafından tedavüle sokulabileceğini, oysa senet lehdarı olan ...'ın bu senetleri ...'a ciro ettiğine dair de bir ciro kaydı da mevcut olmadığını, dolayısıyla davacının iddiasının esasen hayatın olağan akışına aykırı temelsiz bir iddia olup dinlenmesinin mümkün olmadığını, dava konusu senetleri senet keşidecileri olan ... ve ...'in, senet lehtarı olan ...'a kira sözleşmesinden kaynaklanan borçlarına yönelik olarak düzenleyip verdiklerini, ...'ın oğlu olan davacı ...'ın da müvekkili şirket yetkilisinden annesi ...'ın aldığı borç para karşılığında bu senetleri annesi adına vekaleten imza edip cirolayarak müvekkili şirkete teslim ettiğini, ..., oğlu ...'ın bu senetleri kendisine adına vekaleten müvekkili şirkete teslimi ve cirosu sırasında oğlu ...'ın vekili olduğunu, müvekkili şirkete beyan ettiği gibi oğlu ... de vekilliğini beyan ettiğini, senetlerin düzenlendiği temel ilişki olan kira sözleşmesini de ... adına vekaleten düzenleyenin de ... olduğunu, ... ile ... arasındaki bu akrabalık ilişkisine ve söz konusu kira sözleşmesinin de vekaleten ... adına ... tarafından yapılmasına güvenerek, bu senetleri teslim alan müvekkili şirketin, senetlerin bedelleri ödenmeyince, senet lehtarı olan ... ve keşidecileri aleyhine icra takibine geçince, ..., oğlu ...'ın (davacının) söz konusu senetleri vekaleten müvekkili şirkete ciro etmesi için vekalet vermediğini öne sürererek müvekkili şirkete istirdat davası açtığını, o davaya kendilerince ihbar edilen ...'ın da annesi ile işbirliği içinde bu senetlerin asıl sahibinin kendisinin olduğu, senet borçlusunun ise; müvekkili şirket olduğunu iddia ettiğini, senet keşidecileri de müvekkili şirkete dava açarak menfi tespit isteğinde bulunduklarını, bu şekilde müvekkili şirketin bu senetlerdeki alacağını alamadığı gibi açılan davalardaki vekalet ücretleri, yargılama masrafları sebebiyle yüksek bir maddi zarara uğradığını, söz konusu davalardan istirdat davasının Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ... lehine sonuçlandığını ve kesinleştiğini, davacının annesi bu senetlerin maliki haline geldiğini yani davacının kendisine ait olduğunu belirttiği senetleri, annesi ...'a ait olduğu konusunda kesinleşmiş yargı kararının bulunduğunu, keşidecilerin açtığı menfi tespit davasının ise, yine Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında sonuçlandığını ve kesinleşmediğini, ...'ın ve senet keşidecilerinin açtığı bu davalara kendilerince ...'ın ihbar edilerek, bu davaların kaybedilmesi halinde kendisine rücu edileceği belirtildiğinden ve rücu davaları için hazırlık yapıldığını, ...'ın da kendisine açılacak rücu davalarından kurtulmak üzere amiyane tabiri ile "ya tutarsa" düşüncesi ile eldeki yersiz davayı açmış bulunduğunu savunarak; davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... Davaya konu senetler nedeniyle davacı davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürmüş ise de; bu hususun geçerli bir kambiyo ilişkisine dayanarak ispatı mümkün değildir. Çünkü davacının senedi geçerli bir ciro ile devralmadığı, dolayısıyla davanın tarafları arasında da geçerli bir kambiyo ilişkisi kurulmadığı kesinleşen Mahkeme kararı ile de sabittir. Bu durumda davacı ancak davalıdan aralarındaki temel ilişki nedeniyle alacak iddiasında bulunabilir. Davacı davaya konu senetlerin davalı tarafça kendisine olan borçları nedeniyle imzalanıp verildiğini iddia etmiş ise de; senetlerin ciro silsilesine göre davacının davalıya ciro ettiği ve senetlerin davalının elindeyken Mahkeme kararı ile dava dışı lehdara vermesine karar verildiği göz önüne alındığında, davacının bu iddiasını senetlerle ispatı mümkün değildir. HMK'nın 200. maddesinde düzenlenen tanıkla ispat yasağı gereğince davacının alacak iddiasını yazılı delille ispatı gerektiği halde yazılı bir delil sunulmadığı, kesin delil olan yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmış olup, davacı tarafça ispat edilemeyen davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bonoların arka yüzleri incelendiğinde, davalı şirket tarafından müvekkili davacıya ciro edildiğinin görüldüğünü, bu hususun ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğunu, cirolar arasındaki ilişkinin kendi içinde bağımsız olduğunu, davalı şirketin bu bonolara geçerli bir ciro ile hamil olmamasının, bu cirolardan ve bonodan kaynaklanan ödeme sorumluğunu ortadan kaldırmayacağını, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının hukuka ve dava konusuna uygun olmadığını, davalı şirketin, diğer dava dosyasındaki cevap dilekçesinde yer alan ikrarı ile, dava konusu bonoların bedelinin müvekkiline ödenmeksizin geri aldığının sabit olduğunu, bonoları müvekkilinden geri alırken ödeme yaptığına dair bir beyanın da söz konusu olmadığını, ispat yükünün davalı şirkete ait olduğunu, bono bedellerini müvekkiline ödeyerek geri aldığını yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini, ancak böyle bir beyan ve belge sunulmadığını, davalı tarafın delil listesinde yemin deliline dayandığını, delil listesinin süresi içinde sunulmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, alacak istemine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, senet üzerindeki yapılan incelemede, davacının cirosunun ...'a vekaleten atılmış olmasına, ...'ın açtığı istirdat davasının Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile kabulüne karar verilmiş, kararın ise kesinleşmiş olmasına, eldeki kararın ise usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...