Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararını, sanık müdafiinin delil yetersizliği ve suç vasfı itirazlarını reddederek oy birliğiyle onamıştır.
Özet: Hırsızlık suçundan mahkûm edilen sanık ile müdafiinin temyiz başvuruları üzerine yapılan incelemede, sanığın aracın kapılarının kilitli olmadığı, suç vasfının yanlış belirlendiği, uzlaşma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve mağdurun zararını gidermek istediği; müdafiinin ise aleyhe kesin delil bulunmadığı, tek parmak izinin şüphe oluşturmadığı ve soyut ikrarın maddi gerçeklikle doğrulanmadığı yönündeki itirazları yerinde görülmeyerek, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararının hukuka uygun bulunması nedeniyle onanmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2025/41 E., 2025/410 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: OnamaSanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin; ''suça konu aracın kapılarının kilitli olmadığına, suçun yanlış vasıflandırıldığına, bu nedenle atılı suçun uzlaşma kapsamına girmediğine, katılanın zararını gidermek istediğine'' ilişkin, sanık müdafiinin temyiz isteminin ise; ''dosya kapsamında sanık aleyhine her türlü şüpheden uzak kesin ve somut delil bulunmadığına, çalındığı iddia edilen aracın dikiz aynası üzerinden elde edilen dört adet izden birinin sanığın sağ el baş parmağına ait olduğunun belirlendiğine, bu durumun sanık aleyhine şüphe oluşturabilecek düzeyde bir delil olmadığına, sanığın ikrarının tek başına bağlayıcılığının bulunmadığına, yan kanıtlarla doğrulanmayan, oluşa ve maddi gerçeğe uygun düşmeyen, bilimsel kanıtlarla doğrulanmayan soyut ikrara dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulmasının ceza hukukunun 'maddi gerçekliğe ulaşma' ilkesine aykırılık teşkil ettiğine, sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararı kaldırılarak beraatine karar verilmesine'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla mahkûmiyet kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan ... Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca ... Batı 9. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.