İcra ihalesiyle satılan taşınmazın tapu iptali ve tescil davasında yurt dışındaki davacının tebligat usulsüzlüğü iddialarının Yargıtayca reddedilerek bölge adliye mahkemesi kararının onanması.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının alacaklı olduğu icra takibi sonucu satılan taşınmazının tapu kaydının yolsuz tescil iddiasıyla iptali ve kendi adına tescili talebine ilişkindir. Davacı, yurt dışında yaşadığı ve icra tebligatlarının işyeri adresine usulsüz yapılması nedeniyle satıştan haberdar olmadığını ve tapunun yolsuz tescil edildiğini ileri sürmüştür. Mahkemeler ise, davacının tebligat tarihinde yurt içinde bulunduğunu, ilgili işyerinin kendisine ait olduğunu ve tebligatların davacının çalışanı ve yakını olan kişiye yapıldığını tespit ederek tebligatlarda usulsüzlük bulunmadığına karar vermiştir. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, istinaf ve temyiz incelemeleri sonucunda da bu karar onanarak tebligatların geçerli olduğu ve tapu tescilinin yolsuz olmadığı kesinleşmiştir.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/91 E., 2025/815 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/329 E., 2024/565 K.Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; davalı Şirket’in alacaklı olduğu ... . İcra Müdürlüğünün 2021/10792 Esas sayılı dosyası ile maliki olduğu 136 78... parsel 1 nolu bağımsız bölümün ihaleyle diğer davalıya satıldığını, yurt dışında yaşadığını ve yerleşim yeri adresinin de yurt dışı olduğunu, dava konusu taşınmazın fırın olarak kullanıldığını, satış ilanı, kıymet takdiri vs gibi tüm ilanların “... Gıda Mamülleri ... Evleri Mahallesi ..., Sokak, No:11 ...” adresine yapıldığını, burasının iş yeri olduğunu, yerleşim yeri gibi iş yeri adresine tebliğ yapıldığını ve kiracı olan ... isimli dava dışı üçüncü bir kişiye tebliğ edildiğini, tebligatların usulsüz olup davalı adına tescilin yolsuz olduğunu, ihaleden haberdar olmadığını, ihalenin feshi davasının da süresinin geçtiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemiştir. Davalı ...; davacının icra dosyasında tebligatların yapıldığı adreste yaşadığını, dava konusu taşınmazdaki iş yeri sahibinin davacı olduğunu, tebligatın aynı konutta ikamet eden kişiye (yengesi) yapıldığını, iyi niyetli 3. kişi olduğunu, icra dosyasında yapılan işlemlerden haberdar olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 06.05.2013 tarihinde yurda giriş yapmış olup bu tarihten sonra yurt dışına çıkış kaydına rastlanmadığı, "... Gıda" ünvanlı iş yerinin davacı adına kayıt olduğu, tanık ...'ün fırının davacıya ait olduğu, kendisinin davacının işçisi olduğu, ihaleye ilişkin icra tebligatlarını kendisinin aldığını ve davacının kardeşi ...'un eşi olduğunu beyan ettiği, ihale aşamasında davacıya yapılan tebligatların usulsüz olmadığı, davalının iş yerinde çalışanına yapıldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.