Bölge Adliye Mahkemesi, ticari fason üretim anlaşması kapsamında üretilen ahududularda yabancı madde tespiti sonucu doğan ayıplı mal ihtilafında, itirazın iptali davasında ayıp ihbarı süresi ve üretici sorumluluğunun değerlendirildiği istinaf incelemesini yaptı.
Özet: Davacı, davalının fason üretimini yaptığı ürünlerde yabancı madde çıkması nedeniyle zarara uğrayarak başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamı talebiyle dava açmış olup, yerel mahkeme, ayıplı ürünlerin zamanında ihbar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir; davacı ise istinaf başvurusunda, ayıbın niteliği ve ortaya çıkış süreci göz önüne alındığında ihbarın süresinde yapıldığını ve davalının da zımnen ayıbı kabul ettiğini iddia etmektedir.

T.C. ..... BAM .... HUKUK DAİRESİ

T.C.
....
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
..... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : .../....
KARAR NO : .../...
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : .../...
KARAR NO : .../...
KARAR TARİHİ : .......
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : ....
DAVACI : ... - .....
VEKİLİ : Av. ... - ......
DAVALI : M.......
VEKİLİ : Av. ... -......
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
B.A.M. KARAR TARİHİ : ......
KARAR YAZIM TARİHİ : ............
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 2016 yılında davalıya fason mal üretimi yaptırdığını, bu ürünleri başkaca firmalara satan müvekkiline ürünler içerisinden yabancı maddeler çıktığının bildirilerek iade faturası düzenlendiğini, müvekkilin bu şekilde zarara uğradığını, zararının karşılanmaması nedeniyle davalı hakkında ... ..... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkil ile davacı arasındaki ticari ilişkide sebze ve meyvelerin davacı şirket tarafından doğranmış, ayıklanmış ve ambalajlanmış vaziyette getirildiğini, müvekkili şirketin sadece dondurma işlemini yaptığını, 28.06.2016 tarihinde müvekkiline ....... plakalı araç ile 16 sele 69 kg ürün ile 73 sele 329 kg ürün teslim edildiğini, ürünlerin girdi şartlarının taşımadığını, davacı şirketin onayı ile kabul işleminin yapıldığını, ürünlerin hatalı ve kalitesiz olması nedeniyle müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini ancak, davacının dava konusu fason hizmet faturası düzenleyerek gönderdiğini, ihtarname ile faturanın iade edildiğini, davacının iddialarını ispata yönelik delil sunmadığını, ahududuların müvekkil tarafından dondurulduğunu da ispat edemediğini, kabul etmemekle birlikte ürünler şirkette doldurulmuş olsa dahi ürünler müvekkilden alındıktan sonra başka bir firmaya yeniden doldurulmak üzere gönderilme ihtimali bulunduğunu, kaldı ki ayıplı olduğu iddia edilen 4300 kg ahududunun karantinadan geçirilerek işlendiğini, 1700 kg ise başka firmalara satıldığını, süresinde yapılmış ayıp ihbarı bulunmadığını, ticari ilişkinin 2016 yılında gerçekleştiğini, iddia edilen ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğunu, fiyat farkı faturasının usulüne uygun düzenlenmediğini, 48.988,80.-TL zarar gördüğünü iddia eden davacının zararını ispatlaması gerektiğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirketin davacıya fason üretim ve donmuş muhafaza hizmeti verdiği, fason üretim ahududuların içinde yabancı madde tespit edildiğinden ayıplı olduğu, süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı, ayıplı ürünlerin 16.03.2017 tarihinde alındığı, ihbarın 10.04.2017 tarihinde yapıldığı, davalının yeterli kontrol yapmadığı, 4300 kg ahududunun akıbetinin bilinmediği, takibe konu fatura içeriğinin neyi kapsadığının fatura içeriğinden anlaşılamadığı, ahududuların ne kadarının ayıplı olduğunun belli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkil şirket tarafından tüm ihbarlarının yapıldığını, davalının da ihbara verdiği cevapta fason olarak işlediği ürünlerdeki ayıbı kabul ettiğini, DÖF formundan da anlaşılacağı üzere davalı tarafından yapılan ayıplı üretimin kendi ikrarıyla sabit olduğunu, ayıbın fason üretimde seçme ayıklama işleminin gereği gibi yapılmamasından kaynaklandığını, müvekkilinden 16.03.2017 tarihinde malı alan Oluşum Tarım Firması Tukaş Firmasına müvekkilden aldığı ürünleri gönderdikten sonra 10.04.2017 tarihinde Tukaş'ın işleme alarak bu tarihte şikayette bulunduğu ve iade faturası düzenlediğini, müvekkilinin oluşum firmasının bildirimde bulunduğu tarihte davalıya ayıp ihbarında bulunduğunu, davalı tarafından müvekkile teslim edilen ürünlerdeki ayıbın olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkan ayıplardan olmadığını, davaya konu olayda müvekkilinin 600 kg taze ahududu teslim ettiğini, ürünler fason olarak işlendikten sonra teslimat sırasında kontrol edildiğini, ürün miktarı ve donmuş olduğu gözetilirse ayıp bulunup bulunmadığının anlaşılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin davalıya 2016 yılında gönderdiği ürünü 2017 yılında çektiğini, bu süreçte malların başka bir firmayla karışıp karışmadığının belli olmadığını, davalı tanıklarının sadece saklama yükümlülüğünden bahsettiğini, beyanlara itibar edilmesinin mümkün olmadığını, kararda 4300 kg ahududunun akıbetinin bilinmediğinin belirtildiği ancak 4300 kg ahududu Tukaş firması tarafından imha edildiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, fason hizmet fiyat farkı faturasına dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosyada mevcut delil, bilgi ve belgelere göre bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davalı şirketin davacı şirkete fason üretim ve donmuş muhafaza hizmeti verdiği anlaşılmıştır.
Davacı, davalı tarafından paketleme ve dondurma işlemi yapılırken gerekli dikkat ve özen gösterilmemesi nedeniyle kendisinin başkaca firmalara satmış olduğu, kolilerdeki donmuş ürünler ile ilgili şikayetler aldığını, bu nedenle zarara uğradığı iddiasıyla zararına karşılık takip konusu iade faturasını düzenlemiştir.
Takip konusu faturanın davacı şirket ticari defterlerinde yer almadığı tespit edilmiştir. Ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin davalı şirketten 16.03.2017 tarihinde teslim alındığı, ayıp ihbarının 10.07.2017'de yapıldığı, ürünlerdeki ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu, dava dışı Oluşum Tarım Firması tarafından 1.700 kg ürünün davacıya iade edilmiş olduğu, iade faturası düzenlendiği, davacı tarafından bu ayıplı ürünlerin davalı şirkete iade edildiği savunulmuş ise de, davalı tarafından iade alınmadığı belirtilmiş olup davacı tarafça teslime ait herhangi bir belge sunulmamıştır.
Ürünlerdeki ayıp açık ayıp niteliğinde olup ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilse dahi ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin mevcut olmadığı ve ürünler üzerinde yapılan bir tespitte mevcut olmadığından ne kadarının ayıplı olduğu ve ayıbın neden kaynaklandığı ve davacının sorumlu tutulup tutulamayacağı kesin olarak tespit edilmediğinden mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin istinaf talebi yerinde değildir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.... ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... tarih .../...-.../.... sayılı kararı usul esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili tarafından istinaf aşamasında harçlar peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 30/11/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır