Konut kredisi ile ilişkili hayat sigortası poliçesinin prim ödenmediği gerekçesiyle iptali ve murisin bilincinin kapalı olmasının mücbir sebep teşkil etmesi nedeniyle mirasçıların tazminat talebi.
Özet: Davacılar, murislerinin kullandığı konut kredisine bağlı hayat sigortası poliçesinin, ikinci yıl priminin ödenmediği gerekçesiyle davalı sigorta şirketi tarafından iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, prim ödeme tarihlerinin belirsizliği, bankanın primleri hesaptan çekmemesi ve murisin yoğun bakımda olduğu sırada yapılan bildirimle iptalin mücbir sebep nedeniyle geçersizliği ileri sürülerek, kredi borcunun sigorta kapsamında ödenmesini ve yapılan ödemelerin faiziyle iadesini talep ederken; davalı banka, ölüm tazminatının lehtarı olarak kendisinin belirlenmesi nedeniyle davacıların dava açma sıfatı olmadığını savunmuştur.

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2016/1970 Esas - 2017/558 Kararİlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris ...'ın 25.05.2012 tarihinde davalılardan .... Şubesinden 30.000,00 TL bedelli konut kredisi kullandığını, davalı banka şubesinin davalılardan .... Sigorta A.Ş.'nin acentası sıfatıyla murise 25.05.2012 başlangıç 25.05.2022 bitiş tarihli 30.000,00 TL teminatlı ... Sigortası Poliçesi düzenlediğini, poliçe uyarınca ödeme şeklinin yıllık olarak belirlendiğini ve bankanın muristen hayat sigortası primlerinin murise ait cari hesaptan alınması için talimat aldığını, ilk sigorta priminin bu şekilde murisin hesabından kesilerek yapıldığını, murisin 10.10.2013 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefatı üzerine davacıların, davalı sigorta şirketine başvurarak murisin hayat sigortası poliçesi kapsamında bankaya kalan kredi borcunun kapatılmasını talep etiklerini, davalı bankanın söz konusu başvuru sonucu işlemlerin 1 ay kadar süreceğini beyan ettiklerini, daha sonra davacıları arayan banka şubesi personelinin murisin poliçe priminin 2. yıl taksidini ödememesi sonucu murise 18.07.2013 tarihinde ihtar çekildiğini ve ihtar sonrası 1 aylık ödeme süresi içinde ödeme yapılmadığı için 28.08.2013 tarihinde poliçenin davalı sigorta şirketi tarafından iptal edildiğini ve ödemenin yapılmayacağının bildirdiğini, poliçe primlerinin ödeme şekillerinin yıllık olarak belirlendiğini, ödeme gün ve ayının belirtilmediğini, dolayısıyla poliçenin prim ödemesinin 2. yılının ödeme süresi 2013 yılı ilk ve son günü arasında olduğunu, bu nedenle yıl olarak henüz ödeme süresinin dolmadığını ve poliçenin iptalinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca sigorta primlerinin murisin cari hesabından çekilmesi yönünde muristen yazılı talimat alındığını, prim ödeme gününün geçirildiğinin bir an için düşünülmesi halinde ise primi murisin hesabından çekmeyen davalı bankanın kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin 18.07.2013 tarihinde murise bildirim yaparak prim ödemesinin 1 ay içerisinde gerçekleşmemesi nedeniyle 28.08.2013 tarihinde poliçeyi iptal etmesinin de haksız olduğunu, murisin 01.07.2013 tarihinde bilinci kapalı bir şekilde yoğun bakıma kaldırılması karşısında bilinci yerinde olmayan bir kişiye bildirim yapılması ve karşılığında ödeme beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, muris yönünden mücbir sebebin varlığının sabit olduğunu, bu nedenle de poliçenin iptalinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu iddia ederek davalı sigorta şirketinin murise ait sigorta poliçesini iptal etmesinin hukuka uygun olmadığının tespiti ile, vefat tarihindeki tazminat tutarı olan 27.783,32 TL'nin davalı sigorta şirketinden alınarak davacılara veyahut şartları taşıması halinde dain-i mürtehin sıfatı taşıyan davalı bankaya ödenmesine, 10.10.2013 tarihi itibarıyla murisin davalı bankadan kullandığı konut kredisi nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve halen kredi ödemeleri davacılar tarafından yapıldığından, 10.10.2013 tarihi ile karar tarihi arasında yapılan kredi ödemelerinin, ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş reeskont avans faizinin davalı sigorta şirketinden alınarak davacılara verilmesine, mahkemenin aksi kanaati halinde yani poliçenin iptalinde davalı bankanın kusurlu kabul edilmesi halinde; poliçenin iptalinde kusuru olan davalı bankanın kusuru neticesinde davacıların zararına sebebiyet verdiği 27.783,32 TL'nin 10.10.2013 tarihi ile itibariyle murisin davalı bankadan kullandığı konut kredisi nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, halen kredi ödemeleri davacılar tarafından yapıldığından, 10.10.2013 tarihi ile karar tarihi arasında yapılan kredi ödemelerinin ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş reeskont avans faizinin davalı bankadan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı .... vekili cevap dilekçelerinde; söz konusu hayat sigortası sözleşmesinde lehdar olarak diğer davalı bankanın tayin edildiğini, ölüm tazminatı isteme hakkının da davalı bankaya ait bulunduğunu, huzurdaki davada ölüm tazminatının sigortalı varisleri olan davacılar tarafından talep edildiğini, davacıların sigorta sözleşmesinde lehdar olarak tayin edilmemeleri nedeniyle dava açma sıfatlarının da bulunmadığını, sigortalı muris ile müvekkili şirket arasında murisin .... Şubesinden kullanmış olduğu krediye istinaden yapıldığını ve 25.05.2013 başlangıç tarihli, 10 yıl süreli sigorta sözleşmesi akdedildiğini ve bu sözleşme primlerinin de yıllık 169,33 TL'lik taksitlerle tahsil edileceğinin kararlaştırıldığını, ilk yıl priminin sigortalı muris tarafından ödendiğini, ikinci yıl priminin ödenmediğini, bu primin ödenmemesi üzerine 25.07.2013 tarihli iadeli taahhütlü mektup gönderilerek sigortalının ihtar edilmesine rağmen herhangi bir ödemede bulunulmaması nedeniyle 28.08.2013 tarihinde poliçenin tenzil edildiğini, poliçenin tenzilinin sigortalının ölüm tarihinden önce gerçekleşmiş olması nedeniyle vefat teminatı ödemesi yapılamadığını, yıllık taksitlere bağlanan poliçede, prim tahsilatının takvim yılı değil poliçe üzerinde belirlenen tarihlerin esas alındığını, yani poliçe başlangıç tarihi 25.05.2012 olan poliçe için ödenen ilk yıl priminin sigortacı sıfatına haiz müvekkili şirketin 25.05.2013 tarihine kadar sigortalıyı teminat altına aldığını, 2. yıla ait prim ödeme yükümlülüğünün doğduğunu, 25.05.2013 tarihi itibariyle müteakip yıl için prim ödemesi yapılmadığından teminatların yürürlüğe girmediğini, sigortalıya yapılan ihtarın sigortalının kendilerine bildirilen son adreslerine yapıldığını, dolayısıyla tebliğ olunmayan ihtar mektubundan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin mevzuat dahilinde ödemekle yükümlü olduğu tüm tutarları dain-i mürtehin sıfatına haiz davalı bankaya ödediğini savunarak öncelikle sıfat yokluğundan davanın reddine, aksi takdirde esasa ilişkin itirazlar doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; muris ... ile müvekkili banka arasında 25.05.2012 tarihinde konut kredisi sözleşmesi imzalandığını, alacağın güvence altına alınması amacıyla anılan şahsın sigorta ettirildiğini ve ilk yıl priminin tahsil edildiğini, ikinci yıl sigorta priminin tahsil tarihinin geldiği 25.05.2013 tarihinde ise müteveffanın sigorta primini yatırmadığı gibi hesabını da prim tutarı kadar müsait hale getirmediğini, 18.07.2013 tarihinde müteveffaya ödeme ihtarı gönderildiğini, buna rağmen ödeme yapılmadığından poliçenin 28.08.2013 tarihinde iptal edildiğini, 10.10.2013 tarihinde ...'ın vefat ettiğini, ...'ın mirasçılarının tazmin talebinde bulunduğunu, ancak poliçe iptal edildiğinden talebin reddedildiğini, müvekkili bankanın ek hesaptan tahsil ederek hesap sahibini borçlandırma yetkisi olmadığı gibi hastanede şuuru kapalı olarak yatan birine ek hesabından kredi kullandırmak suretiyle borçlandırma hak ve yükümlülüğünün de olmadığını, bu durumun sigorta şirketine tek taraflı olarak haklı nedenlerle fesih hakkı dahi verdiğini, prim taksit tarihlerinin açıkça belli olduğunu, bu nedenle de vadesi belli olan bu borç için ihtarname gönderilmesinin de hukuken gerekli olmadığını, müvekkil banka şubesinin davalı sigorta şirketinin acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, acentenin kural olarak aracılık yaptığını, yani müvekkiliyle sözleşmenin diğer tarafını karşı karşıya getirdiğini, acentenin sigorta aktinin tarafı olmadığını, davanın müvekkili bankaya yöneltilmesinde hukuki yarar bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, muris ...'ın hayat sigortası poliçesi yaptırırken poliçe taksitlerinin cari hesabından alınması için bankaya talimat verdiği, cari hesaba 500,00 TL'lik kredili mevduat hesabı tanımlandığı, bankanın çoğu zaman kredi taksitlerini ve diğer sigorta primlerini kredili mevduat hesabından tahsil ettiği, ancak hayat sigortası poliçesinin 2.taksit tarihi ile murisin öldüğü tarihe kadarki dönemde, uzun süre kredili mevduat hesabında yeterli bakiye bulunmasına ve murisinde bu konuda yazılı talimatı olmasına rağmen, bankanın ikinci taksit ödemesini yapmamak suretiyle poliçenin iptaline sebebiyet verdiği, bu nedenle poliçenin iptal edilmesinin tamamen bankanın kusurundan kaynaklandığı anlaşıldığından, davalı banka yönünden davanın kabulüne karar verilerek mirasçıların bankaya borçlu olmadıklarının tespiti ile karar tarihine kadar mirasçılar tarafından ödenen meblağın istirdadına karar verilmesi gerektiği, davalı .... yönünden ise, murisin hayatını kaybettiği 10.10.2013 tarihinde davalı sigorta şirketi ile yapılmış bir hayat sigortası poliçesinin bulunmadığı, yukarıda açıklanan nedenlerle bu konuda sigorta şirketine kusur atfedilmesinin de mümkün olmadığı değerlendirildiğinden sigorta şirketi yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek davalı .... yönünden davanın husumetten reddine, davalı .... yönünden davanın kabulü ile, davalıların murisi ...'ın kullandığı tüketici kredisi nedeniyle davacıların davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine, mirasçılar tarafından davalı bankaya yapılan toplam 18.336,17 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı .... vekili temyiz dilekçesinde; banka ile müteveffa ... arasında 25.05.2012 tarihinde konut kredisi sözleşmesi imzalandığını ve bu krediye konu alacağı güvence altına almak için ... sigortası poliçesi düzenlendiğini ve ilk yıl priminin tahsil edildiğini, ikinci yıl sigorta priminin tahsil tarihi 25.05.2013 tarihinde ise müteveffanın sigorta primini kendisi yatırmadığı gibi hesabını da prim tutarı kadar müsait hale getirmediğini, sigorta priminin yatırılmasını teminen 18.07.2013 tarihinde ...'a ödeme ihtarı gönderildiğini ve buna rağmen ödeme yapılmadığından poliçenin 28.08.2013 tarihinde iptal edildiğini, müşterinin talimatının ek hesabına ilişkin değil, cari hesabına ilişkin olduğunu, bankanın ... Sigorta Şirketinden ayrı bir tüzel kişiliği olduğunu ve bu sigorta şirketinin acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, TTK 105/3 maddesinde mahkemelerce verilecek kararların acente hakkında uygulanamayacağının belirtildiğini, davacılar poliçe primlerinin yıllık olarak tahsilinin kararlaştırıldığını ve bunun da yılın ilk günü ile son günü arasında herhangi bir gün yapılabileceği anlamına geldiğini iddia etmişlerse de TTK 1431 ve devamı maddeleri kapsamında bu yorumun yasal dayanağının bulunmadığını, poliçe priminin elden ödemek üzere ... veya mirasçılarının girişimde bulunmadıkları gibi hesaptan ödeme yapılabilmesi için hesabı da yıl sonuna kadar hiç müsait hale getirmediklerini, dava dilekçesi incelendiğinde görüleceği üzere davacılar tarafından müvekkili banka ve ... aleyhine 27. 783,32 TL'lik dava ikame edildiğini, mahkemece 18.336,17 TL üzerinden hüküm tesis edildiğini, müvekkili banka lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacılar murisinin 10.10.2013 tarihinde vefatından dolayı taraflar arasında 25.05.2012 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli olarak tanzim edilen konut kredisi ve bağlı hayat sigortası poliçesi kapsamında, davalı bankanın kusuru neticesinde poliçenin iptali nedeni ile davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine va davacılar tarafından yapılan ödemenin davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı .... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı .... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ... yükletilmesine,Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,18.02.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.