İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, veterinerlik şirketlerinde ortaklık yasağını aşmak amacıyla yapılan inançlı hisse devrinin iadesi ve müdürün ortaklıktan çıkarılması davası.
Özet: Davacılar, veterinerlik hizmeti veren şirketlerinde veteriner olmayan ortakların bulunamayacağına dair yasal düzenlemeyi aşmak amacıyla tüm hisselerini bir veterinere (davalıya) inançlı devrettiklerini iddia ederek, davalının kötü yönetimi ve hesapları boşaltma girişimleri nedeniyle hisselerin iadesini ve davalının müdürlük görevinin sonlandırılmasını talep etmişlerdir; ancak mahkeme, davacıların yasal mevzuatı bilmelerine rağmen, davalının diplomasından göstermelik olarak yararlanmak amacıyla yaptıkları bu hisse devrinin muvazaalı olduğunu ve yasal düzenlemenin amacını çiğnediğini, fiilen şirketi kendilerinin yönetmeye devam ettiklerini belirterek inançlı temlik iddiasının hukuken geçerli olmadığını belirtmiştir.

T.C.
İZMİR2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2020/479 EsasKARAR NO : 2020/738DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)DAVA TARİHİ : 01/09/2020KARAR TARİHİ : 01/12/2020Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA: Davacı vekili, mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; ... Şirketinin müvekkilleri tarafından %50'şer ortaklıkla kurulduğunu ve ilk müdürünün de ... olduğunu, şirketin iş kolunun veterinerlik hizmetlerine girdiğini ve bu amaçla bir kısım belgelerin şirketin kuruluşundan sonra temin edildiğini, ancak 15.10.2011 tarihinde Resmi Gazetede "Veteriner Hekim Muayenehane Ve Poliklinik Yönetmeliği"nin 22-e maddesine göre Muayenehane ve Polikliniklerde Veteriner hekim dışında şirket ortağının olamayacağı konusundaki yasal düzenleme nedeni ile yapılan çevresel araştırma sonucu veteriner olan davalı ile tanıştıklarını, davalının şirket ortağı olarak veteriner hekimlik belgesinin şirket bünyesinde kullanılmasına izin verdiğini, bunun karşılığında davalıya %10 hisse verildiğini ve aylık ödeme yapıldığını, ancak Bakanlıktan gelen yazıya göre bu hissedarlığın yeterli olmadığı bildirildiğinden inançlı temlik ile Bornova ....Noterliğinin 25.07.2012 tarih tarihli ... yevmiye nolu işlemi ile ve ortaklar kurulu kararı ile müvekkili Kenan'ın kendisine ait 20.000,00 TL bedelli 200 adet hisseyi ve müvekkili ...'in de 25.000,00 TL bedelli 250 adet hisseyi ...'a devrettiklerini, böylelikle ...'ın Şirkete %100 ortak olduğunu, bu işlemden sonra tek ortak ...'ın olduğunu ve ...'ın ise 10 yıl için tek ortak ile birlikte müdür seçildiklerini, müvekkillerinin hisse devri yapılırken bir bedel almadıklarını, şirketi fiilen ...'ın yönettiğini, şirket adına tüm banka ve muhasebe işlerinin müvekkileri tarafından yapıldığını, davalının, şirkete ait hesapları boşaltma girişiminde bulunduğunu, davalının tehdit ve şantaj içerikli mesajlar ile hakkı olmadığı halde Urla'daki ... Bankası Şubesinden uhdesine geçirdiği para ile ilgili olarak İzmir C.Başsavcılığına yapılan şikayet ile ... nolu soruşturma dosyasının açıldığını, tüm bu nedenlerle davalı ...'nin müdür sıfatı ile işlem yapmasının engellenmesi amacı ile davalının şirketi temsil yetkisinin dava süresince tedbiren kaldırılmasına, şirketi münferiden Kenan'ın temsil etmesine, bu hususun Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmesine, şirkette davalıya ait olan toplam 50.000,00 TL bedelli 500 adet payın terkini ile 25.000,00 TL bedelli 250 adet hissenin ...'e , 25.000,00 TL bedelli 250 adet hissenin ise ...'e aidiyetinin tespitine ve bu hususun İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmek sureti ile kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiş olmakla yapılan açık yargılama sonunda;GEREKÇE: Davalı davaya karşı bir cevap vermemiştir.Dava davacıların inançlı temlik ile davalıya devrettikleri hisselerin iadesi ve davalının müdürlük görevinin sonlandırılmasına yöneliktir.Dosyanın incelenmesinde, davacıların önceden %50 ortağı oldukları ... Şirketinin, "Veteriner Hekim Muayenehane Ve Poliklinik Yönetmeliği"nin 22-e maddesine göre Muayenehane ve Polikliniklerde Veteriner hekim dışında şirket ortağının olamayacağı konusundaki yasal düzenleme nedeni önce %10 hisseyi veteriner olan davalıya devrettikleri, ancak Bakanlık bu durumu yeterli görmediğinden bu kez hisselerin tamamını davalıya devrettikleri, şimdi ise davalının şirketten para çekmesi nedeni ile şirket hisselerinin iadesini ve davalının müdürlük sıfatının sonlandırılmasını talep etmiş iseler de,Davacıların bu yaptıkları işlemleri inançlı temliğe dayandırıyor iseler de, inanç sözleşmesi inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini, ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bir hakkı ya da nesneyi güvendiği bir kişiye devreden kimseye inanan denir. Devredilen hak ve nesneyi kendisine ait bir hak olarak kendi yararına doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kimseye inanılan denir. İnananın inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak veya nesnenin inanç konusu şey olduğu, ancak bu inanç konusu şeyin yani hisse devrinin hukuka ve mevzuata da uygun olması gerekir. Yani inanç konusu şeyin, hisse devrinin muvazaalı olmaması gerekir. Burada davacı bildiği yasal mevzauta rağmen iş koluna göre yalnızca veterinerlik hizmetleri verdiği anlaşılan şirkette önce davacıların %10 hisseyi davalıya devrettikleri, Bakanlığın mevzuata uygun görmemesi nedeni ile tamamını devrettikleri, davalıdan gerçekte ortak olarak değil de veterinerlik diplomasından göstermelik olarak yararlanmak istedikleri, ancak fiilen şirketi kendilerinin yönettiğini beyan ettikleri, yasal düzenlemenin amacının da zaten veteriner olmayan kişilerin bu iş kolunda teknik olarak çalışmaması olduğu, dolayısı ile "Veteriner Hekim Muayenehane Ve Poliklinik Yönetmeliği"nin 22-e maddesine göre Muayenehane ve Polikliniklerde Veteriner hekim dışında şirket ortağının olamayacağı konusundaki yasal düzenlemeyi fiiliyatta ortadan kaldırmayı hedefledikleri, ve muvazaalı işlemden sonra şimdi de tüm hisseleri geri istedikleri anlaşılmasına göre, davacıların kendi yaptıkları işlemin başta muvazaalı olduğu, kimsenin kendi muvazaasına dayanarak bu şekilde bir talepte bulunamayacağından ve bu durum davalının hakkın kötüye kullanılmasına yönelik davranışlarından önce geldiğinden ve talebin yalnızca hisselerin iadesine yönelik olduğu, bedele yönelik olmadığından davanın reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın REDDİNE dair,Harçlar kanunu gereğince 54,40.-TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal istinaf süresi içinde, İstinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 01/12/2020 Katip ...e-imzalı Hakim ...e-imzalı