İş kazası sonucu vefat eden sigortalının maddi ve manevi tazminat davasında, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi bozması sonrası yeniden yargılamada hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplama hatalarının Yargıtay 10. Hukuk Dairesince incelenmesi.
Özet: İş kazası sonucu vefat eden sigortalının mirasçılarının açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, yerel mahkemenin önceki Yargıtay bozma kararına uyarak verdiği ikinci karar, davacılar ve davalılar tarafından yeniden temyiz edilmiş olup, davacılar, tazminat hesaplamasına esas alınan bilirkişi raporunun, peşin sermaye değerlerinin güncel verilere göre tenzilinde ve işçinin net ücretinin asgari ücretle kıyaslanmasında eksik ve hatalı olduğunu, bu durumun Yargıtayın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu iddia ederek kararın bozulmasını talep etmektedir.
10. Hukuk Dairesi         2024/8776 E.  ,  2025/9475 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2020/184 E., 2021/644 K.
Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Yargıtay(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili, davalı ... Belediyesi vekili ve davalı ...Tem. İnş. Tic. A.Ş. (eski Ünvanı .... Temizlik Ticaret Ltd. Şti.) vekili tarafından temyiz edilmek temyiz edilmek ve de davacılar vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 24.05.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. ... ile davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili özetle; iş kazası nedeniyle sigortalının vefatından dolayı eş için 171.237,91 TL maddi, 125.000,00 TL manevi, çocuk... için 50.415,49 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, çocuk ...için 37.468,62 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.02.2016 tarihli ilk kararıyla; davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davalı ... dışındaki davalılardan tahsil edilmek üzere eş lehine 60.000,00 TL, çocuklar lehine 30.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 23.02.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... dışındaki tüm taraflarca temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin Dairemiz'in 11.06.2020 tarihli kararı ile temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının reddine ancak faiz talebi olduğu halde bu konuda karar verilmemesinin hatalı olduğu, öte yandan sigorta şirketleri yönünden faiz başlangıç tarihinin temerrüt tarihlerine göre belirlenmesi gerektiği, hesaplanan zararlardan davacılara kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücuya tabi kısımlarının tenzil edilmesi gerektiğini, davalı ....'nin ihtiyari sigortacı olup sigorta şirketleri arasında silsile bulunduğu, önce zorunlu sorumluluk sigortacısı ... Sigorta’nın poliçe limitinin bitirilmesi gerektiği, bu husus dikkate alınarak davalı ...’nın sorumlu olup olmadığını değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 22.10.2021 tarihli kararla maddi tazminat istemleri yönünden... Sigorta hakkındaki davanın reddine, eş için 92.916,96 TL maddi, çocuk... için 25.473,69 TL maddi, çocuk ...için 14.437,80 TL maddi tazminat ödenmesine, ZMMS sigortacısı davalı ... yönünden manevi tazminat istemleri hakkındaki davanın reddine, davalı ... dışındaki davalılardan tahsil edilmek üzere eş lehine 60.000,00 TL, çocuklar lehine 30.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, bozma sonrası dosyanın İş ve Sosyal Güvenlik konusunda uzman bilirkişi Hakkı Yılmaz’a tevdi edildiğini, bilirkişinin 12.05.2021 tarihli rapor sunduğunu, tarafların itirazlarına rağmen aynı bilirkişi tarafından önceki rapor değiştirilmeden ek rapor düzenlendiğini, Mahkemece hükme esas alınan bu raporun gerekçeli kararda da belirtildiği üzere son derece eksik ve hatalı olduğunu, her ne kadar peşin sermaye değerlerinin rücuya kabil kısımları ayrı ayrı tenzil edilmişse de bu işlemin 25.11.2015 tarihli rapora göre yapıldığını, oysa bilirkişinin bu tenzili güncel asgari ücrete göre yeniden yapması gerekirken eksik inceleme ile hazırlanan rapora dayanılarak hüküm kurulduğunu, oysa gerçek zararın hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre belirlenmesi gerektiğini, bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarının bulunduğunu, ayrıca işçinin bilinen net ücreti ile asgari ücretin kıyaslanarak aradaki oransal fark üzerinden zarar ve tazminat hesabı yapılması gerekirken bu yönteme de başvurulmadığını, hükme esas alınan raporun birçok açıdan hatalı olduğunu, bu hatalara dayalı olarak verilen kararı bozan Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin kapatıldığını, dosyaların Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ile birleştirildiğini, hükme esas alınan 25.11.2015 tarihli raporda destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında PMF-1931 tablosunun esas alındığını, ancak Yargıtay 21. Hukuk Dairesi ile 10. Hukuk Dairesi birleştikten sonra bakiye yaşam süresi tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiğinin kabul edildiğini, hükme esas alınan raporun usule, yasaya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, raporun kendi içinde dahi hesap hataları barındırdığını, bilirkişi tarafından 5510 sayılı Kanun’un 21/4. maddesi ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 2018/4240 Esas, 2018/7241 Karar sayılı ilamı hatalı yorumlanarak üçüncü kişi konumundaki ...’un kusur oranının yarıya indirilmek suretiyle %65 oranında toplam kusur oranı ile hesap yapıldığını, ancak bu yaklaşımın yanlış olduğunu, Yargıtay kararları uyarınca toplam kusur oranının sabit kalması gerektiğini, üçüncü kişinin sorumluluğunun kusur oranının yarısı üzerinden değil, ilk peşin sermaye değerinin yarısına uygulanacak toplam kusur oranı üzerinden belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle raporda kurum zararı hesaplanırken esas alınması gereken toplam kusur oranının %80 olduğunu, bu şekilde yapılacak doğru bir hesaplama sonucunda kurum zararlarının daha da artacağı, dolayısıyla müvekkillerine ödenecek tazminat oranlarının neredeyse yok denecek seviyeye geleceği, bu durumun da TRH 2010 yaşam tablosuna göre ve güncel asgari ücret esas alınarak yeni bir hesap raporu alınması yönündeki itirazlarının haklılığını bir kez daha ortaya koyduğunu, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin dosyalarda yapılacak hesaplamalarda teknik faizin hesaplamaya dâhil edilip edilmeyeceği ile iskonto yüzdesinin de son derece önemli olduğunu, bu hususların hesaplamalarda dikkate alınmamasının raporun sağlıklı ve denetlenebilir olmasını engellediğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu, Mahkemece verilen kararda, dava dilekçesinde açıkça ... şirketinin manevi zarardan sorumlu tutulması talep edilmediği halde, davalı ...Ş. yönünden poliçe kapsamında bulunmadığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, 03.06.2014 tarihli dava dilekçesinin ikinci sayfasında ... Sigorta A.Ş.'nin yalnızca maddi zararlardan poliçe limiti dâhilinde sorumlu tutulmasının talep edildiğini, ....’nin ise manevi tazminat açısından sorumlu tutulmasının açıkça talep edildiğini, bu açık talebe rağmen ... Sigorta A.Ş. hakkında talep dışı şekilde manevi tazminat yönünden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinin sonuç kısmında da poliçe limitleri ile sınırlı bir talep bulunduğu dikkate alındığında, talep edilmeyen bir hususta hüküm tesis edilemeyeceğini, Mahkemece verilen kararın taleple bağlılık ilkesini ihlal ettiği gibi, vekâlet ücreti yönünden kurulan hükümlerin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira ... Sigorta A.Ş. yönünden dava dilekçesinde manevi tazminata ilişkin herhangi bir talepte bulunulmadığı açıkça ifade edilmiş olmasına rağmen, Mahkemece hatalı şekilde davalı ...Ş. yönünden poliçe kapsamında bulunmadığından manevi tazminat talebinin reddine” şeklinde hüküm kurularak talep dışına çıkıldığını, ayrıca ... Sigorta A.Ş. kendisini vekille temsil ettirdiğinden bahisle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.350,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesinin de hatalı olduğunu, zira yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinin üçüncü fıkrasında bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu olarak hükmolunacağının düzenlendiğini, bu yönüyle dahi Mahkeme kararında yer alan vekâlet ücretinin nispi şekilde belirlenmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı .... Tem. Tic. Ltd. Şti. (Yeni Ünvanı ...Tem. İnş. Tic. A.Ş.) vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusur oranlarının hatalı tespit edildiğini, hüküm altına alınan tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkiline kusur verilmesinin hatalı olduğunu, kazanın muris kusurundan kaynaklandığını, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, vekalet ücreti konusundaki hükmün infazda tereddüt oluşturduğunu, müvekkilinin müteselsilen sorumlu tutulmasının doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, 6360 sayılı yasanın yürürlük tarihinden diğer bir deyişle...Büyükşehir Belediyesi kurulmazdan önce...Belediyesinin davalı .... Tem. Tic. Ltd. Şti.'ne (yeni ünvanı ...Tem. İnş. Tic. A.Ş.) atık toplama işini verdiği, davalı ...aat Temizlik şirketinde çöp toplama işçisi olarak çalışan davacılar murisinin aynı ekipteki araç şoförü davalı ...’un araçla geri manevrası sırasında ağaç ile çöp kamyonu arasında sıkışarak vefat ettiği, davalı ... şirketinin çöp kamyonunun ZMMS sigortacısı olduğu, diğer davalı ... şirketinin ise ihtiyari sorumluluk sigortacısı olduğu, temyiz incelemesine konu eldeki davanın 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlüğünden sonra açıldığı ve dosyasının davalılarından birisinin ... olduğu, Dairemizin geri çevirme kararı doğrultusunda 6360 sayılı yasa gereğince düzenlenen devir tasfiye komisyon kararının dosya kasamına alındığı, 17.03.2014 tarihli komisyon kararında "Ordu ili Belediyesinin bildirimleri, personel, taşınır, taşınmaz, hak, alacak ve borçlarının değerlendirilmesi sonucunda:...Belediye Başkanlığının personelleri hakkında form B1 ve form B2'de düzenlendiği şekliyle işlem tesis edilmesine,...Belediye Başkanlığının taşınmaz malları hakkında form B4‘de düzenlendiği şekliyle işlem tesis edilmesine,...Belediye Başkanlığının taşınır malları hakkında form B5 ve form B6'da düzenlendiği şekliyle işlem tesis edilmesine,...Belediye Başkanlığının Hak Alacak ve Borçlarında meydana gelebilecek eksilme ve artışlarda ayrıca bir karar alınmasına gerek olmaksızın en son güncel halinin esas alınarak Form B7 ve Form B8'de düzenlendiği şekliyle işlem tesis edilmesine,...Belediyesine ait olmakla birlikte yukarıda belirtilen formlarda herhangi bir sebeple belirtilmeyen taşınır, taşınmaz, hak, alacak ve borçlardan su ve kanalizasyon hizmetlerine ilişkini olanların OSKİ'ye, katı atık depolama ve bertaraf, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin olanların Büyükşehir Belediyesine, bunların dışında kalanların ... İlçe Belediyesine devredilmesine" karar verildiği, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen davalı Çevre Temizlik Tic. Ltd. Şti.'nin aşamalarda temyiz incelemesine konu karar verilmezden önce ...Tem. İnş. Tic. A.Ş. ile birleştiği ve Çevre şirketinin Mahkemenin karar tarihinden önce ticaret sicilinden terkin edildiği, Mahkemece aslında karardan yaklaşık 6 ay önce sicilden terkin edilmiş Çevre şirketi hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu usul hukuku değil, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk meselesidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, Mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir. Davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine, davalı sıfatı ise sübjektif hak kendisinden istenebilecek kişiye aittir. Kuşkusuz bu hak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz iktisaptan veya kanundan doğabilir.
Bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın gerçek borçlusundan başka bir kişiye karşı açılırsa, dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil, davalının davalı sıfatına sahip olmadığından dolayı reddedilir. (Hukuk Muhakemeleri Usulü, Prof. Dr. Baki Kuru, I. Cilt, s. 1159)
HMK. 119. maddesi, dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bildirim esnasında yapılan kimi yanlışlıklar, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi bazı durumlarda mümkün olabilmektedir.
Davanın, hasımda değil temsilcide yanılma sonucu hatalı açılması halinde husumetten reddedilmeyip gerçek temsilciye davanın yöneltilmesi gerektiği Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 124. maddesi ile, “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Buna göre, taraf değişikliği karşı tarafın muvafakati ile gerçekleştirilebilirken, maddi hata bulunması, dürüstlük kuralına aykırı olmaması veya yanlışlığın kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde ise karşı tarafın muvafakati aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilmek suretiyle yapılabilmektedir.
Öte yandan dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, Mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).
Somut olayda Mahkemece 6360 sayılı yasa gereğince düzenlenen 17.03.2014 tarihli devir tasfiye komisyon kararında "Ordu Belediyesine ait olmakla birlikte formlarda herhangi bir sebeple belirtilmeyen taşınır, taşınmaz, hak, alacak ve borçlardan su ve kanalizasyon hizmetlerine ilişkini olanların OSKİ'ye, katı atık depolama ve bertaraf, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin olanların Büyükşehir Belediyesine, bunların dışında kalanların ... İlçe Belediyesine devredilmesine" karar verildiği, çöp toplama ve nakliye işinin...Belediyesi tarafından Çevre şirketine verildiği, çöp toplama ve nakliye işinin katı atık depolama ve bertaraf işinden farklı bir iş olduğu, çöp toplama işi esnasında ortaya çıkan yargılamaya konu iş kazasından kaynaklanan tazmin borcunun dava dışı ... Belediyesine devrilmiş sayılması gerektiği, bu haliyle...Büyükşehir Belediyesi’ne husumet düşmediği, husumetin ayrı bir tüzel kişiliği bulunan ... Belediyesine yöneltilmesi gerektiği gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olduğu gibi tüzel kişiliği karardan önce sona ermiş Çevre şirketi hakkında hüküm tesis edilmesi de yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 124. maddesini göz önünde bulundurmak suretiyle...Büyükşehir Belediyesine husumet düşmediğini, husumetin dava dışı ... Belediyesine yöneltilmesi gerektiğini dikkate alıp usulüne uygun şekilde taraf teşkilini sağlamak, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ve birleşme nedeniyle terkin edilmesinden dolayı tüzel kişiliği sona ermiş devralan Çevre şirketinin leh veya aleyhine herhangi bir şekilde hüküm kurulamayacağını, birleşmeden sonra devralan ...Tem. İnş. Tic. A.Ş. tarafından eldeki davanın takip edildiğini, birleşme ve terkinden sonra davanın tarafının artık Çevre şirketi değil ...şirketi olduğunu dikkate alarak, usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Davacılar avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.