Yargıtay, silahlı terör örgütüne üyelik suçunda Bölge Adliye Mahkemesinin bozma yetkisini aşarak verdiği kararları hukuka aykırı bularak hükmü bozdu.
Özet: Sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen hükmün, istinaf mahkemesi tarafından kanuni yetki sınırları aşılarak usulüne aykırı bir şekilde bozulması ve bu hatanın sonraki yargılama süreçleri ile kararları hukuki değerden yoksun bırakması sebebiyle, istinaf mahkemesinin duruşma açarak yeniden karar vermesi gerekirken yapılan usul hatalarını hukuka aykırı bularak, temyiz edilen hükmü bozmuştur.
3. Ceza Dairesi         2022/37868 E.  ,  2025/28216 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/533 E., 2021/629 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/149 E., 2021/30 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜMLER : TCK'nın 221/2 ve CMK'nın 223/4-a maddesine göreceza verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 esas, 2025/197 sayılı kararında da belirtildiği üzere Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin 5271 sayılı Kanun'un 280/1-(e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayıldığı ve bozma kararına karşı ilk derece mahkemesinin direnme hakkının bulunmadığı, bu kapsamda Bölge adliye mahkemelerinin Kanunda sınırlı nedenlere münhasır kılınmış bozma yetkisinin, bu sınırın dışına çıkılarak kullanıldığı durumlarda ilk derece mahkemesinin yapacağı işlemlerin görevsiz mahkeme tarafından gerçekleştirilmiş kabul edileceği ve aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca yapılan işlemlerin hükümsüz olacağı belirlenerek;
Bu açıklamalar ışığında; sanık hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2019 tarihli ve 2018/119 esas, 2019/531 sayılı kararı ile sanığın anılan suçtan cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 16.10.2020 tarihli ve 2020/294 esas, 2020/793 sayılı kararı ile bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesinin 22.01.2021 tarihli kararı ile; sanık hakkında atılı suçtan Ceza Verilmesine Yer Olmadığına dair karar verildiği, yapılan istinaf başvurusunun ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 23.06.2021 tarihli ve 2021/533 esas, 2021/629 sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine, sanık müdafiinin ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminde bulunduğu, bu kapsamda bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin anılan bozma kararı ve bozma sonrası verilen hükümlerin hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı kanun'un 304. maddesi uyarınca dosyanın Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.12.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.