Şirket hisse devri ödemesi kapsamında vekalet görevinin kötüye kullanılarak hile ile yapılan taşınmaz devrinin tapu iptali ve tescili talepli temyiz incelemesi.
Özet: Davacı tarafından, davalılarca vekalet görevinin kötüye kullanılması ve hile ile taşınmazının haksız yere devredildiği iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesi davalıların fikir ve eylem birliği içinde hileyle taşınmazı ele geçirmeleri nedeniyle satışın geçersiz olduğunu belirterek davayı kabul etmiş, bu karar bölge adliye mahkemesince incelenmiş ve ardından dosyaya ilişkin yapılan temyiz başvurusu üzerine, tarafların duruşmalı temyiz istemi kabul edilerek, belirlenen günde yapılan duruşmada asillerin ve vekillerin sözlü savunmaları alındıktan sonra dosyanın esastan inceleme sürecine başlanmıştır.
1. Hukuk Dairesi         2025/1162 E.  ,  2025/5359 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2388 E., 2024/3032 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/797 E., 2024/241 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalılar ... ve ... ve vekilleri Avukat ... ile temyiz edilen davacı ... ve vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen asiller ve vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalılardan ... ve dava dışı ... Petrol Ürünleri İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. ile müvekkili arasında, Çanakkale ili, ... ilçesinde bulunan, ... Petrol ve ... Petrol namıyla maruf iki adet benzin istasyonunun istasyon ruhsatları-tapu mülkiyet-kira sözleşmesi ile tüm belge bilgi ve haklarının sahibi bulunan ... Petrol Ltd. Şti'nin %100 hisse bedelli 1.810.000,00 TL olarak kabul edilmiş olarak %60 hissesinin tüm borçlardan ari 905.000,00 TL karşılığında davacı ... adına devir ve tesciline ilişkin olarak 19.10.2010 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşme gereğince bir kısım ödemeleri yapan davacının bir kısım ödemesinin de adına kayıtlı dava konusu 21 58... parsel sayılı taşınmazdaki mesken niteliğindeki 7 numaralı bağımsız bölümün satışı ile ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bunun için ise davalı ... tarafından işaret edilen diğer davalı ...'a ... 15. Noterliğinin 25.10.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vekaletnamesinin verildiğini, söz konusu vekaletname ile dava konusu taşınmazın diğer davalı ...'a devredildiğini, müvekkilinin yaptığı diğer ödemeler ile birlikte dava konusu taşınmazın satışı sonucu elde edilen miktar ile toplam 580.000 TL ödeme yapmış olduğunu, sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini davacının yerine getirmesine rağmen, davalının sözleşme yükümlülüğünü ifa etmediğini, davalıların el ve iş birliği içerisinde hareket etmek suretiyle müvekkilini zararlandırdıklarını, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ... ... vekili; dava konusu taşınmazı 320.000 TL bedelle satın aldıklarını, diğer davalı ve davacı arasında imzalanan sözleşme ile kendilerinin ilgisinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ...'a usulüne uygun biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen yargılama oturumlarına katılmamış, yazılı bir beyanda da bulunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.10.2022 tarihli ve 2011/307 E., 2022/570 K. sayılı kararı ile; davalıların davacının iradesini fikir ve eylem birliği içerisinde cebir ve hile yoluyla fesada uğratarak dava konusu taşınmazın mülkiyetini kendi üzerlerine geçirdikleri anlaşıldığından, yapılan satış sözleşmesi de bu suretle geçersiz olduğundan davanın kabulüne, birleştirilen dava davacı tarafından takip edilmediğinden HMK'nın 150. maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, söz konusu kararın davalılar ... ... ve ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2023 tarihli ve 2023/618 E., 2023/1797 K. sayılı kararı ile; " İşlemden kaldırma kararı verilmeksizin birleştirilen dosya yönünden doğrudan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir. " gerekçesi ile davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; (son celse, birleştirilen el atmanın önlenmesine ilişkin davanın tefrikine karar verildiği görülmekle) davalıların, davacının iradesini fikir ve eylem birliği içerisinde cebir ve hile yoluyla fesada uğratarak dava konusu taşınmazın mülkiyetini kendi üzerilerine geçirdikleri, yapılan satış sözleşmesinin de bu suretle geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vekil ...'ın kendisine taşınmaz temlik edilen ilk el konumunda bulunan ...’ın 2007 yılından beri iş arkadaşı olup ticari ortaklık ve dostlukları bulunduğu, ayrıca diğer davalı ...'ı da ticari ortaklık ve dostluk ilişkisi nedeniyle yakından tanıdıkları, satış bedelinin vekil eden davacıya ödendiğinin ispat edilemediği, yapılan temlikin vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle el ve iş birliği içersinde gerçekleştirildiği, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalılar ... ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesi ile; İlk Derece Mahkemesinin hatalı bir şekilde "cebir ve hile" ile irade fesadı yaratılarak dava konusu işlemin yapıldığını belirterek hüküm kurmuş iken, Bölge Adliye Mahkemesince vekalet görevinin kötüye kullanılması gerekçesi ile dava dosyası ve maddi gerçekler ile bağdaşmayan bir karar verdiğini, hatalı her iki kararın, tüm davalıların fikir ve eylem birliği içerisinde olduğu düşüncesi ve tespiti ile verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin "ayrıca diğer davalı ...'ı da ticari ortaklık ve dostluk ilişkisi nedeniyle yakından tanıdıkları" şeklinde, gerçekte olmayan ve dava dosyasında da bulunmayan bir tespitten hareketle karar verdiğini, müvekkillerinin ... ile hiç bir ticari ortaklığı bulunmadığı gibi buna ilişkin hiç bir delilin de olmadığını, nitekim bu anlamda bir delil bulunmaması sebebi ile İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesince; 2020/241 Esas, 2022/186 Karar sayılı dosyasında her iki müvekkili için beraat kararı verildiğini, bu beraat kararlarının temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, anılan dosyada ...'ın ceza aldığını, ancak müvekkileri ile bir iş birliğinin bulunmaması sebebi ile müvekkilerinin beraat ettiklerini, ceza yargılaması sonunda verilen karardan da açıkça görüleceği üzere, müvekkillerinin diğer davalı ve sanık ile iş birliği içinde olduğuna ilişkin delil bulunmadığı gibi, müvekkillerinin istikrarlı savunmalarına aykırı bir durumun da olmadığının hükme bağlandığını, kararın ve kararda yer alan tespitlerin Hukuk Mahkemelerini bağlayacağı açık iken, aksine delil bulunmadığı halde istinaf taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin "davacıya herhangi bir bedel ödenmedi" yanlış tespitinde de bulunduğunu, oysa dava dosyasında bedelin davacının istediği biçim ve miktarda ödendiğine ilişkin belgelerin bulunduğunu, dava konusu satış işleminin tamamının usul ve yasaya uygun olduğunu, gerek vekaletnamenin düzenlenmesi ve gerekse tapu işleminde bir usulsüzlük bulunmadığını, müvekkillerinden vekalet alan ...'ın, daha önceden yalnızca tanıdığı olan ...'ın kendisine bir taşınmazı alması konusunda teklif götürmesi ve ...'ın bunu kabul edip ortağı ... ...'a bu teklifi götürerek ... ...'in taşınmazı satın almasını sağlamasında hiç bir olağan dışılık bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hile ile alınan vekaletin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı ...'in ... 15. Noterliğinin 25.10.2010 tarih ve ... yevmiyeli vekaletnamesi ile davalılardan ...'ı vekil olarak tayin ettiği, vekil ...'ın anılan vekaletname ile, davacının kayden maliki olduğu 21 58... parsel sayılı taşınmazdaki 7 numaralı bağımsız bölümü 28.10.2010 tarihli satış işlemi ile ve 235.000,00 TL bedelle davalı ...'a temlik ettiği, eldeki temyize konu davanın 12.04.2011 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ... ve ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 21.434,60 TL bakiye onama harcının davalı ...'dan; 32.436,70 TL harcın davalı ...'tan alınmasına,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.