Borcun teminatı olarak yapılan inançlı taşınmaz devri ve sözleşmedeki seçimlik hakkın yorumlanmasıyla ilgili tapu iptali ve tescil davası.
Özet: Taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlık, davacının üçüncü bir şahsın borcunu ödemesi karşılığında taşınmazını davalıya devrettiği ve bu inançlı işlem uyarınca davalının, belirli bir süre sonunda taşınmazı iade etme veya rayiç değerini ödeme taahhüdüne rağmen bu edimi yerine getirmemesi üzerine açılan tapu iptali ve tescil davasından doğmaktadır; ilk derece mahkemesi, davalının seçimlik hakkına dikkat çekerek davayı reddederken, istinaf mahkemesi, taraflar arasındaki sözleşmenin teminat amaçlı bir inançlı işlem olduğunu ve davalının, borç ödemesine rağmen taşınmazın iadesi ya da güncel değerinin ödenmesi yükümlülüğünü değerlendirerek, uyuşmazlığın inançlı işlem ve borcun üstlenilmesi kapsamında yorumlanması gerektiğini ortaya koymuştur.
1. Hukuk Dairesi         2025/3992 E.  ,  2025/5351 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2994 E., 2025/849 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kale (Denizli) Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/121 E., 2021/24 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ile davalı ... ve dava dışı ... ... arasında akdedilen 26.10.2017 tarihli sözleşme ile ... ...’ın müvekkiline olan 1.600.000,00 TL borcunun ifasının amaçlandığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin maliki olduğu 1 07... parsel sayılı taşınmazını bankadan kredi çekebilmesi için davalı ...’a devrettiğini, davalı ...’ın da taşınmazı teminat göstererek kullandığı krediyi müvekkiline verdiğini, dava dışı ...’ye ait borcun bu şekilde ödendiğini, yaptığı iş karşılığında davalı ...’ın müvekkili ile dava dışı ...'den 5.000,00’er TL aldığını, anılan sözleşmede davalı ...’ın çekişmeli taşınmazı sözleşmenin akdedildiği tarihten itibaren 18 ay geçmesinden sonra iade edeceğinin kararlaştırıldığını, bahsedilen sürenin geçmesine rağmen taşınmazın müvekkiline iade edilmediğini ileri sürerek dava konusu 1 07... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 26.10.2017 tarihli borcun üçüncü kişi tarafından ödenmesine ilişkin sözleşmenin taraflar arasında imzalandığını, dava dışı ...’nin davacıya olan borcunun ne şekilde kapatılacağının sözleşmenin 2. maddesinde açıkça düzenlendiğini, sözleşme gereğince davacı tarafından taşınmazın müvekkiline devredildiğini ve müvekkilinin 1.600.000,00 TL’yi davacıya ödediğini, sözleşmenin 2.c maddesine göre davacının taşınmazın iadesini isteyebilmesi için öncelikle müvekkili tarafından ödenen bedelin müvekkiline iadesi gerektiğini, sözleşmede kararlaştırılan 18 aylık sürenin bedelin ödeme tarihinde ulaşacağı güncel değer ödendikten sonra taşınmazın iadesi için konulmuş azami vade olduğunu, müvekkilinin ödediği bedelin güncel değerini isteyebileceği gibi teminat için temlik edilen şeyi ifâ uğruna edim olarak da alıkoyabileceğini, müvekkilinin seçimlik haklarını kullanmada serbest olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.02.2021 tarihli ve 2019/121 Esas, 2021/24 Karar sayılı kararıyla; 26.10.2017 tarihli sözleşme gereğince dava konusu taşınmazın davalı ...’ya devredildiği, sözleşmede kararlaştırılan 1.600.000,00 TL bedelin davacı ...’a ödendiği hususunun taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşmazlığın sözleşmenin 2.c maddesinin yorumlanmasından kaynaklandığı, 26.10.2017 tarihli sözleşmenin borcun üstlenilmesi ve inançlı temlikten oluşan karma bir sözleşme olduğu, sözleşmedeki "her halde en geç işbu sözleşmenin imzalandığı tarihten 18 ay geçtikten sonra" ibaresinden 18 ay sonra davalının ya taşınmazı devredeceği ya da taşınmazın rayiç değerini davacıya ödeyeceğinin anlaşıldığı, her ne kadar sözleşmenin ikinci kısmında seçimlik hakkın kime ait olduğu hususu açıkça kararlaştırılmamış ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 87. maddesi de gözetildiğinde davalının bu konuda seçimlik bir hakkı bulunduğu, ne var ki davacı tarafından sadece tapu iptali ve tescil istemli eldeki davanın açıldığı, davacının seçimlik dava açması gerekirken taleplerden birine yönelik eda davası açmak suretiyle davalının seçimlik hakkını engellediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 04.02.2021 tarihli kararının davacı vekili ile davalı vekili (gerekçe yönünden) tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.11.2021 tarihli ve 2021/669 Esas, 2021/1706 Karar sayılı kararıyla; taraflar arasında teminat amacıyla düzenlenen inanç sözleşmesi bulunduğu, dava konusu taşınmazın inanç sözleşmesi kapsamında davalıya devredildiği, sözleşmedeki bedelin davalı tarafından davacıya ödendiği, sözleşmede asıl borçlu dava dışı ... ... olup davalı ...’nın üçüncü kişi olarak asıl borçlu ...’nin borcunu ödemeyi üstlendiği ve edimini ifa ettiği, 26.10.2017 tarihli sözleşmede dava dışı ...’nin davalı ...’a ödeme yaptığı takdirde davalının ya dava konusu taşınmazı davacıya geri vereceği ya da dava konusu taşınmazın o günkü rayiç bedelini davacıya ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, henüz dava dışı ... tarafından davalı ...’a ilgili bedelin ödenmediği, davacının tapu iptalini talep etmesinin mümkün olmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi doğru olmakla birlikte ret gerekçesi hatalı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün ortadan kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.11.2021 tarihli kararının davacı vekili ile davalı vekili (vekâlet ücreti yönünden) tarafından temyizi üzerine Dairenin 28.06.2022 tarihli ve 2022/1851 Esas, 2022/5209 Karar sayılı kararı ile; davacı ... ve davalı ... arasındaki inançlı işlemin belgesi niteliğindeki 26.10.2017 tarihli sözleşmenin yapıldığı hususunda anlaşmazlık bulunmadığı, sözleşmede 18 ay içinde ödeme yapılmasa dahi her halükarda taşınmazın iade edileceğinin kararlaştırıldığı, bu konudaki tercih hakkının davacıya bırakıldığı, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.11.2022 tarihli ve 2022/2300 Esas, 2022/1791 Karar sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak dava dışı ... ... tarafından davalı ...’ya borç ödenmemiş olduğundan davacının tapu iptalini talep etmesinin davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağı belirtilerek direnme kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.11.2022 tarihli direnme kararının davacı vekili ile davalı vekili (vekâlet ücreti yönünden) tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.10.2024 tarihli ve 2023/1-1079 Esas, 2024/528 Karar sayılı kararı ile; sözleşmelerin yorumunu düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 19. maddesi dikkate alındığında, 26.10.2017 tarihli sözleşmenin 2.c fıkrası ile dava dışı gerçek borçlu ...'nin davalı ...'a 1.600.000,00 TL'yi sözleşmenin tanzim tarihinden itibaren 18 ay içerisinde ödeyip ödemediğine bakılmaksızın her hâlde anılan sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 18 ay geçtikten sonra davalı ...'ya dava konusu taşınmazı davacıya iade etme borcunun yüklendiği, sözleşmenin tanzim tarihinden 18 ay sonrasının 26.04.2019 olduğu, eldeki davanın ise bu tarihten sonra 09.09.2019 tarihinde açıldığı, netice olarak davacının dava konusu taşınmazın mülkiyetini, bir başka ifadeyle tapu iptalini talep etme hakkının doğduğu, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazı 7/100 payının davacı tarafından 01.11.2017 tarihinde davalıya satış suretiyle dava dışı ... ... ile devredildiği, taraflar arasında 26.10.2017 tarihli sözleşmenin düzenlendiği, tapuda satış şeklinde yapılan temlikin gerçekte inanç sözleşmesine dayalı ve hukuken geçerli bir temlik olduğu, 26.10.2017 tarihli belgenin inançlı işlemin yazılı belgesi niteliğinde olduğu, davalı ...'nın dava dışı ... ...'ın davacıya olan borcunu ödediği ve ... ...'tan alacaklı hale geldiği, davanın açıldığı tarih itibariyle bu bedeli ... ...'tan tahsil edemediği, taraflar ve dava dışı ... ... arasında düzenlenen 26.10.2017 tarihli sözleşmenin 2.c fıkrasında düzenleme bulunduğu, sözleşmelerin yorumunu düzenleyen 6098 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca anılan sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 18 ay içinde borcun ödenip ödenmediğine bakılmaksızın taşınmazın davalı tarafından davacıya iadesi borcunun yüklenildiği, davacının davanın açıldığı tarih itibariyle dava konusu taşınmazın mülkiyetini talep etme hakkının doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı ...’nin sözleşme kapsamındaki ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sundukları hukuki mütalaayı tekrarladıklarını, sözleşme maddesinden ... ... artık ...’nın ...’a yaptığı 1.600.000,00 TL ödemeyi ...’ya iade ettiği anda ya taşınmazın ...'a iade edileceğinin ya da o günkü rayiç değerin ...'a iade edileceğinin açıkça anlaşıldığını, öncelikle borcun ödenmesi gerektiğini, 26.07.2017 tarihli sözleşmenin taraflarının ..., müvekkili ... ve dava dışı ... ... olduğunu, taşınmazın 31/100 er payları ... ..., ... ve ... ..., 7/100 payı ise davacıya ait iken taşınmazın satış suretiyle müvekkiline devredildiğini, 7/100 payını devreden davacının taşınmazın tamamını istemesinin mümkün olmadığını, diğer payların dava ve inanç sözleşmesi dışı üçüncü kişiler tarafından müvekkiline devredildiğini, davacının diğerlerinin payları yönünden aktif husumet ehliyeti olmadığını, bu durumun her aşamada gözetilmesi gerektiğini, davacının diğer paylar üzerinde şahsi hak iddiası dahi olmadığını, sözleşmenin bozma ilamlarında hatalı yorumlandığını, davacının 7/100 payı dahi hak etmediğini, seçim hakkı konusunda çelişkiye düşüldüğünü ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kararına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı gözetilerek aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
Ne var ki; dava konusu 1 07... (yeni 1 61... ) parsel sayılı taşınmazın 7/100 payı davacı adına kayıtlı iken davalı ...’a 01.11.2017 tarihinde devredildiği, kalan 93/100 payın başkaları adına kayıtlı iken aynı resmi senet ile ... adına temlik edildiği, davacının eldeki davada sadece kendi adına kayıtlı iken davalıya devredilen payı isteyebileceği gözetilerek kabul hükmünün dava konusu taşınmazın 7/100 payı yönünden kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile dava dışı kişilerden davalıya devredilen payların da kabul hükmü kapsamına alınmış olması doğru değildir.
Ancak, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hükme ilişkin kısmının ve buna bağlı olarak yargılama giderlerinin düzeltilerek onanması, HMK'nın 370/2 hükmü gereğidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Davalı vekilinin temyizi üzerine yapılan inceleme sonucu temyiz itirazının değinilen yön itibariyle kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının A-)1 bendinde yer alan “… tapu kaydının” ifadesinden sonra gelmek üzere “… 7/100 payının…” ifadesinin yazılması, hüküm fıkrasının A-) 3 bendinin hükümden çıkarılarak yerine “ Peşin alınan 853,88 TL, tamamlama harcı olarak alınan 29.886,00 TL olmak üzere toplam 30.739,88 TL harçtan hüküm tarihi itibarıyla alınması gereken 8.607,06 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 22.132,82 TL’nin davacıya iadesine,” cümlesinin yazılması, hükmün A-) 4 bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davacı tarafından yatırılan 8.607,06 harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılması, hükmün A-) 6 bendinde yer alan “258.000,00” ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine “30.000,00” ifadesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.