Eczacının sahte reçete imzaları iddiasıyla maruz kaldığı cezai şart ve reçete bedeli kesintilerine karşı açılan menfi tespit davasında, Yargıtayın tekrar eden bozma kararlarıyla şekillenen yargılama süreci.
Özet: Eczacı davacı, kurum tarafından sahte imza ve usulsüz reçete düzenleme iddialarıyla uygulanan yüksek miktardaki cezai şart ve reçete bedeli kesintilerine karşı borçlu olmadığının tespiti davası açmış; ilk derece mahkemesinin kabul ve kısmi kabul kararları, delil eksikliği ve inceleme yetersizliği gerekçeleriyle Yargıtay tarafından iki kez bozulmuş, en son bozma sonrası kurumun davacının hakedişlerinden yapılan kesintileri ve faizle iadesi gereken miktarları açıklayan yazısı üzerine yargılama devam etmektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/226 E., 2025/185 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; eczacı olan müvekkili ile davalı Kurum arasında ilaç teminine ilişkin sözleşme imzalandığını, davalı Kurumun 12.02.2016 tarihli yazısı ile 5 adet reçete arkasındaki imzaların o kişiye ait olmadığını gerekçe göstererek, 2012 yılı Eczane Protokolünün (5.3.2) maddesi uyarınca uyarı işlemi tesis ettiğini, ayrıca 111.595,10 TL cezai şart ve uygulayarak 22.319,02 TL reçete bedelini istediğini, yapılan işlemin haksız olduğunu ileri sürerek; 12.02.2016 tarihli yazıda belirtilen cezai şart ve reçete bedellerinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı vekili; yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 09.05.2017 tarihli kararıyla; davanın kabulü ile davacı tarafa davalı Kurumun 12.02.2016 tarihli yazısı ile uygulanan 111.595.10 TL cezai şart ve 22.319.02 TL reçete bedeli tahsiline ilişkin işlemin iptaline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin 14.02.2018 tarihli kararıyla; istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Dairece verilen 01.03.2021 tarihli ilamla; İlk Derece Mahkemesince, adlarına reçete düzenlenen hastaların tanık sıfatıyla beyanları alınması ve dava konusu reçeteler arkasındaki imzaların kendilerine ait olup olmadıkları sorularak reçeteye konu ilaçları alıp almadıklarına dair beyanlarının alınması, tarafların tüm delilleri ve 2016 Protokolünün ilgili maddeleri değerlendirilmesi ve ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, karar bozulmuştur.2. İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2023 tarihli kararıyla; davacının ... Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olduğu, davalı Kurumun 12.02.2006 tarihli yazısı ile davacı hakkında 111.595,10 TL cezai şart ve 22.319,02 TL reçete bedeli tahsili işlemi uygulandığı, işleme dayanak olarak bir kısım reçetelerin, reçete sahiplerinin bilgisi dışında ve sahte olarak düzenlendiği, bir kısım reçetelerin arkalarında ilaçları teslim alan olarak atılan imzaların o kişiye ait olmadığının gösterildiği, alınan 26.01.2023 havale tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda belirtildiği üzere, davacının dava dışı hastalar H.B. ve Ö.U. için düzenlenen 4 reçete nedeniyle 18.041,08 TL reçete bedeli ve o tarihte yürürlükte bulunan 2016 yılı Protokolüne göre, reçete bedelinin 2 katı olmak üzere 36.082,16 TL cezai işlemden sorumlu olduğu, buna karşın 4.277,94 TL reçete bedeli ve 75.512,94 TL cezai işlemden sorumlu olmadığı, diğer yandan bu süreçte belirtilen miktarların muhtemelen davacı tarafın hakediş faturalarından kesilmiş olabileceği dikkate alınarak, davanın kısmen kabulü ile davacı tarafa, davalı Kurumun 12.02.2016 tarihli yazısı ile uygulanan 4.277,94 TL reçete bedeli tahsili ve 75.512,94 TL cezai şart işleminin iptaline, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine, eğer belirtilen reçete bedeli ve cezai şart davacı tarafın hakediş faturalarından fiilen kesilmiş ise, belirtilen miktarların kesinti tarihlerinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi gereğince işletilecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.3. Dairenin 27.02.2024 tarihli ilamıyla; İlk Derece Mahkemesince, ödeme belgeleri celp edilmeden menfi tespit ve ihtimale dayalı olarak istirdat talebini kapsayacak şekilde hüküm kurulduğu, bu durumun kararın infazı sırasında tereddüt oluşturacağı, İlk Derece Mahkemesince tahsil belgeleri celp edilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek, karar bozulmuştur.4. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurumun 24.07.2024 tarihli yazısında, davacı tarafa uygulanan 22.319,02 TL reçete bedelinin beş katı olan 111.595,10 TL bildirimin, uygulamanın yapıldığı tarihte yürürlüğe giren 2016 yılı Protokole istinaden, reçete bedellerinin iki katı olan 44.638,04 TL olarak kayıt edildiği, davacı tarafın hakediş faturalarından kesildiği, Mahkemece verilen 28.02.2023 tarihli karara istinaden davacı tarafın hakedişlerinden yapılan 4.277,94 TL reçete bedeli kesintisi ve 8.555,88 TL cezai şart tutarının, mahsup edildiği tarihten itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davacı tarafa iadesi hususunda kısmi terk-mahsup işlemlerinin yapıldığının belirtildiği, denetime elverişli 29.03.2025 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilerek; davanın kısmen kabulü ile davacı tarafa, davalı Kurumun 12.02.2016 tarihli yazısı ile uygulanan 4.277,94 TL reçete bedeli tahsili ve 8.555,88 TL cezai şart işleminin iptaline, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine, davacı tarafın hakediş faturalarından yapılan kesintiler davalı tarafça tekrar iade edilmiş olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.VI. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili; davaya konu ilaçların reçete sahibine teslim edilmemişse de fiilen ilacı alana teslim edildikleri ve imzanın da ilacı alan kişi tarafından atıldığı, zararın giderilmesi isteminin müvekkile değil sahte belge düzenleyen ve ilaçları bu sahte belgeyle temin eden kişilere yöneltilmesi gerektiğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi gereğince lehe hükmedilen nispi vekalet ücretinin davalı taraf lehine hükmedilen maktu vekalet ücretinden az olmaması gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.2. Davalı vekili; Mahkemece, kabul edilmeyen talep ve savunmaların gerekçelendirilmediğini, Kurum tarafından gerçekleştirilen işlemlerin taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine göre gerçekleştirildiğini, sözleşme hükümleri ve konuya ilişkin yasal mevzuat taraflar için mutlak bağlayıcı olduğunu, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporuna itirazların değerlendirilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.B.Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava dışı sigortalı hastalar adına düzenlenen reçetelerin arkasındaki imzaların hasta ya da yakınına ait olmadığının tespit edilmesi nedeniyle 2012 Eczane Protokolünün (5.3.2) ve (4.3.6) maddeleri uyarınca Kurum tarafından uygulanan cezai şart ve reçete bedeli kesintisi işlemlerinden borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindirİlk Derece Mahkemesince; uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verilmiş olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.