Kadim yol iddiasıyla tapu iptali ve terkin talepli davada, kadastroda gösterilmeyen yolun kamu malı niteliği ve taşınmaz üzerindeki etkisi üzerine Yargıtayın değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki süreç, davacıların, davalıya ait parselden geçen ve 2012 kadastro çalışmalarında göz ardı edilen, yüz yılı aşkın süredir köylülerce kullanılan kadim bir patika yolun kapatılması üzerine, söz konusu yolun tapu kaydının iptali ve yol olarak tescili talebiyle açtığı davada şekillenmiştir; ilk derece mahkemesi, yolun aktif kullanımı ve geçmişteki varlığını bilirkişi raporları ve tanık beyanlarıyla tespit ederek davayı kabul etmiş, ancak bölge adliye mahkemesi, Hazineye yöneltilen husumet ve terkin edilecek alanın hatalı tespiti gerekçeleriyle ilk kararı kaldırarak davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/32 E., 2025/196 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bulancak 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/68 E., 2023/101 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Dava, kadim yol iddiasına dayalı tapu iptali ve terkin isteğine ilişkindir. Davacılar vekili; ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 62... , 17, 18... parsel sayılı taşınmazların maliki olduklarını, 1 62... parsel sayılı taşınmazın ise tüm davalılar adına tapuda kayıtlı olup davalılardan ...'ın kullanımına tahsis edildiğini, tarafların sınır komşusu olduklarını, dava konusu taşınmaz üzerinde 100 yıl ve daha uzun süredir köylünün kullanımına açık olan 1-1,5 metre genişliğinde kadim bir patika yol bulunduğunu, 2012 yılında yapılan kadastro çalışmalarında bu durumun gözden kaçırılarak anılan yolun kadastro paftasında gösterilmediğini, davalı ...'ın patika yolun 200 metrelik kısmını kapattığını, yolun geri kalan 500 metrelik kısmının ise davacıların arazisinden dava konusu taşınmaza sınır olacak şekilde devam ettiğini, dava konusu yolun davalıların murisi olan dedeleri ... tarafından halkın geçişine açık bırakıldığını, kadastro tespitinin hatalı olduğunu ileri sürerek dava konusu 1 62... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının yola isabet eden kısmının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; köy muhtarı tarafından aynı konuda daha önceden açılan davanın reddedildiğini, 1 62... parsel sayılı taşınmaz üzerinde kadimden gelen ve halen de aktif olarak kullanılan herhangi bir yol bulunmadığını, kaldı ki davacılar adına kayıtlı taşınmazların üzerinde yol ihtiyacı olacak herhangi bir evlerinin de bulunmadığını, söz konusu yolun yıllardır hiç kimse tarafından kullanılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Diğer davalılar tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; 1 62... parselden patika (yaklaşık 155 metre) olarak yolun geçtiği ve dava dışı parsellerde de bu yolun devamı niteliğinde yolların bulunduğu, yolun bütünlük içerisinde köy değirmenine kadar uzandığı, mahalli bilirkişilerin yolun değirmene ulaşmak için kullandıkları değirmen yolu olduğunu, halen de aktif olarak kullanıldığını, taşınmazdan yaya olarak geçebildiklerini ve başka köylülerin de geçtiklerini gördükleri yönünde beyanda bulundukları; ziraat mühendisi bilirkişi tarafından 28.11.2022 tarihli raporunda dava konusu yola ilişkin olarak üzerindeki bitki örtüsü itibariyle yakın zamanda aktif olarak kullanılmamış ise de geçmişte yol olarak kullanıldığı, yolda buna bağlı olarak çukurlaşmalar olduğunun değerlendirildiği, krokide (B+A1) ibaresiyle gösterilen 229,94 m²'lik kısmın kadimden beri yol olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalılar Hazine ve Münevver vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile; eldeki davada davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceği ve aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin doğru olmadığı; dava konusu alanın bir kısmının yol olarak terkin edilmesinde isabetsizlik olmadığı ancak terkin edilen kısmın yüz ölçümünün hatalı belirlendiği ve dava konusu edilen bir kısım bölüm yönünden davanın reddine karar verilmesi ve yargılama giderinin sadece terkin edilen kısma göre belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.Dosya içeriğinden; kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 62... parsel sayılı taşınmazın senetsizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile 8746. 24... miktarlı ve fındık bahçesi vasfi ile davalılar adına paylı olarak; bitişikte yer alan 1 62... , 17, 18... parsellerin davacılar ve ... adına senetsizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile 8746. 24... miktarlı ve fındık bahçesi vasfi ile tespit edildiği, kadastro tespitlerinin 21.02.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, yollar Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan kamunun yararlandığı kamu mallarıdır. 3402 sayılı Yasa'nın “kamu malları” başlığını taşıyan 16/B maddesinde, kamunun yararlanmasına tahsis edilen veya kadimden beri kamunun yararlandığı orta malı taşınmazların tescil mahiyetinde olmayan sınırlandırmaya tabi olduğu açıklandıktan sonra; yol, meydan ve köprü gibi orta malların ise haritasında gösterilmek sureti ile kadastrosunun yapılacağı belirtilmiştir. Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yol, meydan gibi yerlerin olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile kazanılması mümkün değildir. Somut olaya gelince; dava konusu bölümün halihazırda tüm köylü tarafından yol olarak kullanılmadığı, mahalli bilirkişiler ortak beyanlarında artık araç yolunun kullanıldığını, geçmişte bu yeri değirmene ulaşmak için patika yol olarak kullandıklarını ifade etmişler ise de davacıların dava dilekçesinde yol olduğunu ileri sürdükleri bölüm için bu kısmın davalıların murisi olan dedeleri ... tarafından halkın geçişine açık bırakıldığını belirttikleri gözetildiğinde bir yerin kadim yol sayılabilmesi için öncesi bilinmeyen bir tarihten beri yol olarak kullanılması gerektiği koşulunun kanıtlanamadığı, dava konusu bölümün izinle kullanılmaya başlanmasının anılan bölüme kadim yol vasfı kazandırmayacağı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca; davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Davalı ... vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerinde görüldüğünden, kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davacıların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın kararı veren Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.