Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası kaynaklı bedensel zarar nedeniyle sigorta şirketine karşı açılan yetersiz maddi tazminat davasında istinaf başvurusunu değerlendirmektedir.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazasında yaralanan davacının, davalı sigorta şirketinden yetersiz ödeme yapıldığı gerekçesiyle talep ettiği ek maddi tazminat davasında yerel mahkemenin 18.533,57 TLnin faiziyle ödenmesine hükmeden kararını incelemektedir; davalı sigorta şirketi istinaf başvurusunda, maluliyet oranlarının hatalı tespit edildiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğunu, ödenen tutarın yeterli olduğunu ve müterafik kusurun değerlendirilmediğini ileri sürmektedir.

T.C. .... BAM ..... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ../... - .../...

T.C.
......
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
..... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : ...../.......
KARAR NO : ..../....
BAŞKAN : ................
ÜYE : ...............
ÜYE : ..............
KÂTİP : .............
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : .../....
KARAR NO : .../....
KARAR TARİHİ : .........
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : ...........
DAVACI : .............
VEKİLİ : Av. .....................
DAVALI : .............
VEKİLİ : Av. .............
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
B.A.M. KARAR TARİHİ : ............
KARAR YAZIM TARİHİ : ..............
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde, 01/05/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında.........'in sevk ve idaresindeki, müvekkilinin yolcu konumunda bulunduğu, ............plakalı araç ile ........... istikametine seyir halindeyken ......... plakalı araca çarpması sonucu müvekkilinin ağır yaralanmış olup sakat kaldığını, kaza tespit tutanağına göre .........in kusurlu bulunduğunu, davalı sigorta şirketinin .......... plaka sayılı aracı trafik sigortası ile sigortaladığını, her ne kadar davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 23/01/2018 tarihinde 27.701,00 TL ödemiş ise de, davacının beden gücü kayıp oranına, aktif ve pasif dönem zarar sürelerine ve davalı sürücünün kusur durumuna göre ödenen bu miktarın yetersiz olduğundan, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 6100 sayılı Yasa'nın 107. mad.ne göre belirlenecek maddi tazminat ile zarar ve sorumluluk kapsamı belli olduktan sonra, davalı şirket yönünden yetersiz ödemeye ilişkin ibranamenin iptali ile bakiye maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 18/07/2022 tarihli dava değeri arttırım dilekçesiyle dava değerini 18.533,57.-TL olarak belirli hale getirerek temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacıya 26/01/2018 tarihinde 27.701,00 TL tazminat ödemesi yapılmış olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun son bulduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı 6111 sayılı yasa ve trafik sigortası genel şartları gereğince teminat dışı olduğunu, ayrıca geçici iş göremezlik tazminatı talepleri de hem 6111 sayılı kanun gereği hem de trafik sigortası genel şartları uyarınca tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışı olduğunu, bakıcı giderine ilişkin taleplerin de teminat dışında kalacağını, davanın usulden reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile; 18.533,57 TL'nin 26/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Davalı ............ vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, mahkemece kaza tarihi itibariyle geçerli olmayan yönetmeliğe göre karar verilmesinin hatalı olduğu, belirlenen maluliyet oranına istinaden tüm zararın ödenmiş olduğunu, TRH 2010 tablosunun 1,8 teknik faiz kullanılarak rapor hazırlanması gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarihli kararı ile iptal edilen maddelerin iş bu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin tedavi teminatı kapsamında olduğundan mevzuat gereği SGK tarafından karşılanması gerektiği, müvekkilinin bu yönde sorumluluğunun bulunmadığı, kaza sebebiyle başvurana ödenen gelir ve tazminatlar var ise bunların mahsubu gerektiği, müterafik kusur nedeniyle ve hatır taşıması nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından ötürü maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı tarafça eldeki dava, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 23/01/2018 tarihinde 27.701,00 TL ödemiş ise de, davacının beden gücü kayıp oranına, aktif ve pasif dönem zarar sürelerine ve davalı sürücünün kusur durumuna göre ödenen bu miktarın yetersiz olduğundan bahisle açılmıştır.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir (Yargıtay 4 HD 2021/6772 E- 2021/9565 K sayılı ilam).
Dava konusu trafik kazası 01.05.2017 olup ; buna göre alınan maluliyet raporunun Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanması gerekir.
Yerel mahkemece, Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi'nden alınan 24.02.2020 tarihli raporunda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %3 (yüzdeüç) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.
Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi'nden alınan ikinci kez alınan 14.04.2021 tarihli raporunda ise E cetveline göre %15 (yüzdeonbeş) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği,03.08.2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Malüliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin sadece Ek-1 bölümünü içerdiği, Ek-3 ve diğer cetvelleri ve meslek grupları bölümünü içermediğinden, sadece çalışma gücünün en az %60’ını kaybedip kaybetmediğine ilişkin olduğu (hangi hastalık ve arızaların beden çalışma gücünün en az %60’ının kaybına neden olacağı), bu nedenle bu yönetmeliğe göre meslekte kazanma gücü kaybı belirlenemeyeceği belirtilmiş; yerel mahkemece bu rapordaki maluliyet oranı (%15) esas alınarak hesaplanan geçici ve sürekli iş görmezlik tazminatı esas almak üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yukarıda izah edildiği üzere, kaza tarihi 01.05.2017 olup, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında geçerli olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanan 24.02.2020 tarihli raporun hükme esas alınması gerekirken, kaza tarihinde yürürlükte olmayan mevzuat hükümlerine göre hazırlanan 14.04.2021 tarihli ikinci rapor doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosu, Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın, tazminatın hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay 17 HD. 2019/3292 E. - 2021/1848 K. sayılı ilam).
Buna göre, davacının 24.02.2020 tarihli rapora göre %3 maluliyetine ilişkin raporun hükme esas alınması gerekmiştir. Bu kapsamda, aktüerya bilirkişi tarafından 20-12-2020 tarihli raporda, ödeme tarihindeki verilere göre, ödemenin yeterli olup olmadığı yönünde rapor alınmış ise de, uygulanan aktüerya raporunda PMF yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılmış, davacının muhtemel yaşam süresi 2043 olarak esas alınmıştır. Halbuki hükme esas alınan rapor ise, TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılmış, davacının muhtemel yaşam süresi 2052 olarak dikkate alınmıştır. Bu durumda, davalı şirketin yaptığı ödemenin, ödeme tarihi itibari ile, yeterli olup olmadığının güncel aktüeryal ilkelerle hesaplanması suretiyle ödemenin yeterli olmadığının anlaşılması halinde ise de, istinafa gelenin sıfatına göre, kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmelidir. Bu nedenle davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile ... .....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... tarih ve .../...-.../.... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 31/10/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
......
Başkan
....
....
Üye
.........
............
Üye
..........
............
Katip
...........