Sigortasız çalıştırılan temizlik görevlisinin hizmet tespiti davasında hak düşürücü sürenin kamu düzeni ve sosyal güvenlik hakkı özelinde değerlendirilmesi gerekliliği.
Özet: Davacının 2009-2017 yılları arasında temizlik görevlisi olarak yaptığı ancak kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespiti ve gerçek ücretlerinin belirlenmesi talebiyle açtığı davanın, ilk derece ve istinaf mahkemelerince hak düşürücü süreden reddedilmesi üzerine temyiz edilen uyuşmazlıkta; Yargıtay, hizmet tespit davalarının kamu düzeniyle ilgili olduğunu, hak kayıplarının önlenmesi için resen araştırma yapılması gerektiğini vurgulayarak, 5 yıllık hak düşürücü sürenin, işveren tarafından kuruma belge verilmesi veya çalışmaların kurumca tespit edilmesi halinde uygulanmayacağını, bu durumların araştırılması gerektiği halde eksik incelemeyle karar verildiğini belirtmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/998 E., 2024/2145 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. İş MahkemesiSAYISI : 2023/447 E., 2024/11 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 10.10.2009 tarihinden 08.09.2017 tarihine kadar davalılar ... ve ...’in evinde “temizlik görevlisi” olarak çalıştığını, davacının davalılar bünyesindeki çalışmasının 08.09.2017 tarihine kadar bilfiil ve aralıksız olarak devam ettiğini, talebi olmasına rağmen sigorta bildiriminin yapılmadığını, çalışması boyunca hep asgari ücretten fazla aldığını, en son ayrıldığı tarihte maaşının net 1.800,00 TL olduğunu ileri sürerek, davacının davalılar nezdinde 10.10.2009 – 08.09.2017 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetleri ile prime esas gerçek ücretlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP1.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; görev ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının tam zamanlı ve sürekli çalışmadığını, genel hizmet sözleşmesi koşullarının sağlanmadığını, davacının dava dilekçesinde beyan ettiği bilfiil ve aralıksız çalıştığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve ispata elverişli dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmiştir.IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V.TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında fiili çalışmanın Kurumca tespit edilmesi durumunda hizmet tespit davalarında hak düşürücü sürenin kesin bir şekilde uygulanmayacağının ve işlemeyeceğinin kabul edildiğini, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hizmet ve prime esas gerçek ücretlerin tespitine ilişkindir. 1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.2.Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanun'un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.3.506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.4.İnceleme konusu eldeki davada, davacı 10.10.2009 – 08.09.2017 tarihleri arasında davalılar yanında geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetleri ile prime esas gerçek ücretlerinin tespitini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda hükümde belirtilen gerekçelerle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle gidilmiştir.5.Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 01.11.1972 doğumlu davacının talep edilen dönemde hizmet döküm cetvelinde 26.07.2012-28.09.2013 tarihleri arasında ... sicil sayılı dava dışı ... işyerinden hizmetlerinin bildirildiği, 07.03.2015-31.03.2016 tarihleri arasında Kurum denetmen raporuna istinaden ... sicil sayılı davalı ... işyerinden bildirimlerinin olduğu, 31.03.2016-14.04.2017 tarihleri arası dönemde bildirimi yapılan hizmetinin bulunmadığı, 14.04.2017 tarihinden itibaren dava dışı ... sicil sayılı ... A.Ş. işyerinden hizmetlerinin bildirilmeye başlandığı görülmektedir.6.Somut olayda, Mahkemenin 10.10.2009 – 26.07.2012 tarihleri arasındaki dönemin hak düşürücü süreye uğradığından bahisle reddine dair verdiği karar yerindedir. Ne var ki, davacının 26.07.2012-28.09.2013 tarihleri arasında ... sicil sayılı dava dışı ... işyerinden bildirimleri olmakla birlikte, işbu dava ile davacının davalılar yanında kesintisiz çalıştığının iddia edilmesi karşısında, davacının beyanı alınarak bildirilen çalışmaların tespitini talep edip etmediği, bu kapsamda bildirilen çalışmaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı sorulmalı, şayet dava dışı işyerinden yapılan bildirimlerinin gerçek bir çalışma olmadığının esasen anılan dönemde davalılar yanında çalıştığının ve dava dışı işyerinden yapılan bildirimlerin iptalinin istenmesi halinde, yapılacak araştırma ile 26.07.2012-28.09.2013 tarihleri arasında dava dışı işyerinden bildirilen çalışmaların gerçek bir çalışma olmadığının anlaşılması durumunda, bu dönemin kayden geçmiş olması gözetilerek, 26.07.2012-07.03.2015 tarihleri arasındaki çalışma süresinin hak düşürücü süre kapsamında kalmadığı gözetilmeli, öte yandan Kurum denetmen raporuna dayalı olarak 07.03.2015-31.03.2016 tarihleri arasındaki dönemin Kurumca tespit edilmiş olması karşısında, 01.04.2016 tarihinden sonraki çalışmaların hak düşürücü süre kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.7.Mahkemece yapılacak iş; yukarıda yapılan tespitler nazarında hak düşürücü süreye uğramayan dönemler yönünden işin esasına girilmeli, uyuşmazlık konusu husus hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde çözümlenip; toplanan deliller bir arada değerlendirilip takdir edilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.