Şirketin geçmiş dönem sigorta prim teşvikinden yararlanma başvurusunun reddine karşı açtığı davada, Yargıtayın Ek 17. madde kapsamında değerlendirme yapılmasını isteyen bozma kararı.
Özet: Davacı şirketin geçmiş dönemlere ait sigorta prim teşviklerinden yararlanma başvurusunun davalı kurum tarafından reddedilmesi üzerine açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri davacıyı haklı bularak kurum işlemini iptal etse de, Yargıtay ilgili dairesi, 01.04.2018e kadar yapılan tüm teşvikleri kapsayan Ek 17. maddenin yürürlükteki ilk üç fıkrasının göz önüne alınarak, davalı kurumun bu madde kapsamında resen veya başvuru üzerine işlem yapıp yapmadığı ve davanın konusuz kalıp kalmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararlarını bozmuştur.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/158 E., 2024/161 K. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, ... işyeri sicil numaralı işyeri ile ilgili olarak 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 10. madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği madde 103/4.f. hükümlerine dayanarak geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden, 2011 yılı Mart ayından geçerli olmak üzere 2013 yılının 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12. ayları ile 2014 yılının tamamı, 2015 yılının tamamı, 20 16... , 2, 3, 4, 5, 6, 7 ayları bakımından yararlanmaya yönelik yaptığı başvurunun, davalı Kurum tarafından reddine dair Kurum işleminin iptali ile şirketin anılan yasa ve yönetmelik hükümleri çerçevesinde ilgili sigorta prim uygulamasından geçmiş dönemler bakımından yararlanma talebini içeren 07.10.2016 tarih, 642 sayılı başvurusunun hukuka uygun olduğun tespiti ile farkın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin aynı dilekçede hem Kurum işleminin iptalini istemesi hem de tazminat talep etmesinin hukuki bir yanı bulunmadığı, bu sebeple dosyanın alacak davası yönünden tefriki gerektiği, Kurumca davacı işverenin başvurusu üzerine verilen red kararı yasaya ve hukuka uygun olduğu, davacı şirket tarafından Kuruma yapılan 07.10.2016 tarihli başvuruda kanun numarasının hatalı seçildiğine atıf yapılarak gerekli düzeltmelerin yapılmasını talep edildiği, ilgili mevzuatta ve uygulamalarda bir sigortalının aynı anda birden fazla sigorta primi teşviki kapsamına girmesi durumunda, işverenin sigortalıyı tercih ettiği herhangi bir sigorta primi teşvikinden yararlandırabileceği hususu yer aldığını, yani buradan da anlaşılacağı üzere işveren sigorta teşvik primleri arasında seçme hakkına sahip olduğu, davaya konu başvuruda davacı şirket her ne kadar sehven başka kanun teşvikini bildirdiğini belirtmişse de Kurumun bu durumun sehven olup olmadığını araştırma ve anlama gibi bir yükümlülüğü bulunmadığı, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından 02.11.2021 tarihli ve 2021/435 Esas, 2021/65 Karar sayılı kararla davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun, davacının başvurusu üzerine vermiş olduğu 11.10.2016 tarih ve ...-...-E... sayılı işleminin iptaline, davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 10. maddesindeki sigorta primi teşvikinden 2013 yılının 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12. ayları ile 2014 yılının tamamı, 2015 yılının tamamı ve 2016 yılının 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7. ayları dönemlerine ilişkin yararlanmaya yönelik 07.10.2016 tarih ve 642 sayılı başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine, davacının davalı Kurumdan tahsilini istediği 1.000 TL alacak talebinin reddine karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 02.11.2021 tarihli ve 2021/435 Esas, 2021/65 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 25.02.2022 tarihli ve 2021/1894 Esas, 2022/358 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Bölge Adliye Mahkemesinin 25.02.2022 tarihli ve 2021/1894 Esas, 2022/358 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 05.10.2022 tarihli ve 2022/7318 Esas, 2022/11785 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, kurumca 01.04.2018 tarihine kadar yapılan bütün teşvikleri bünyesinde topladığı anlaşılan Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun gözetilmesi ve maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptal edildiği ve ilk üç fıkranın yürürlükte olduğu dikkate alınarak, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, ek 17. maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, yapmış ise anılan ek 17. Maddenin 4. fıkra hükümleri dışında, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları araştırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yeri olmadığına karar verilmiştir.VI.TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrar ederek davanın açılmasına herhangi bir kusurları olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlanabileceğinin tespitine ilişkindir.1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz edenin sıfatına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.