Mirasbırakanın banka hesaplarından çekilen paralar ile taşınmazların muvazaalı devri iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil ile tenkis davasında, ilk derece mahkemesi mal kaçırma amacını tespit etti.
Özet: Mirasçılar, babalarının banka hesaplarındaki paraların davalı kardeşleri tarafından vekaletle çekildiğini ve babalarının mirasçılardan mal kaçırma kastıyla bazı taşınmazlarını önce bu kardeşlerine, ardından üçüncü bir şirkete muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek tapu iptali, tescil ve çekilen paraların tenkisini talep etmiştir. Davalılar, taşınmazların bedeli karşılığı ve iyi niyetle devredildiğini, paraların da murisin ihtiyaçları için kullanıldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, mirasbırakanın fiil ehliyetinin tam olmasına rağmen, ekonomik durumunun taşınmaz satışını gerektirmediğini, davalı kardeşin alım gücü olmadığını ve satış bedelinin ödenmediğini tespit ederek, taşınmaz devrinin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapılmış muvazaalı bir işlem olduğuna karar vermiştir.
1. Hukuk Dairesi         2024/998 E.  ,  2025/5346 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1858 E., 2023/1781 K.
BİRLEŞTİRİLEN 2017/304 ESAS SAYILI DAVADA
BİRLEŞTİRİLEN 2019/71 ESAS SAYILI DAVADA
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/208 E., 2022/118 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Şirket vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile davalı ... Ltd. Şti. vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluğunda duruşmaya başlandı, Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacılar; davalı kardeşleri ...’in mirasbırakan babaları ...’nin verdiği vekaletname ile murisin banka hesaplarında bulunan paraları çektiğini ve kendi hesaplarına yatırdığını, murisin akli melekelerinde zayıflama olduğunu, davalı ...’in murisi telkin etmesi ile murisin yazlıktan ...’ı ve ailesini kovduğunu, murisin ekonomik durumunun iyi olduğunu, küçük kızı olan ...’i himayesine aldığını, ona araba aldığını, kızının özel okul masraflarını karşıladığını, borçlarını ödediğini, murisin kayden maliki olduğu dava konusu 3 58... ve 7, 3 06... parsel sayılı taşınmazların davalı ...’e muvazaalı olarak temlik edildiğini, mal kaçırma amacıyla işlemin yapıldığını, ...’in taşınmazları alacak ekonomik durumu olmadığını, saklı paylarına tecavüz edildiğini, ...’in dava konusu taşınmazları iki ay sonra öncesinde tanışıklığı olduğu ...’ın sahibi olduğu davalı Şirkete muvazaalı olarak devrettiğini, para alış verişi olmadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, davalı ...’in bankadan çektiği paraların tenkisine karar verilmesini istemişlerdir.
Birleştirilen davalarda davacılar; asıl davadaki gerekçelerle asıl davaya konu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, davalı ...’in bankadan çektiği paraların miras paylarına isabet eden kısmının murisin ölüm tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı ...’den tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davalarda davalı Şirket; davacılar ile diğer davalı arasındaki durumlarla Şirketin hiçbir ilgisi olmadığını, taşınmazların bedelleri ödenerek satın alındığını, diğer davalının Şirket ile bir bağı olmadığını, taşınmazların satışından gazete ilanı ile haberdar olunduğunu, üç taşınmaz için 547.000,00 TL’ye anlaşıldığını, satış bedelinin diğer davalının hesabına yatırıldığını, Şirketin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl ve birleştirilen davalarda davalı ...; 2009 yılından muris ölene kadar birlikte yaşadıklarını, murisin tüm ihtiyaçlarını karşıladığını ve son zamanlarında özellikle hastanede murisi hiç yalnız bırakmadığını, tüm evlatlık görevlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacıların bu süreçte babalarını aramadıklarını, murisin iradesiyle davaya konusu üç adet taşınmazı kendisine sattığını, murisin fiil ehliyetini haiz olduğunu, dava konusu taşınmazları satmak için gazeteye ilan verdiğini ve söz konusu gayrimenkulleri diğer davalı Şirkete sattığını, toplam satış bedeli olan 547.000,00 TL'nin banka hesabına yatırıldığını, davanın somut dayanağı bulunmadığını, mal kaçırma kastı olması halinde murisin çok daha değerli taşınmazlarını devredeceğini, davacıların banka mevduatı konusunda tüm iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, paraların murisin tedavi masrafları ve bakımı için harcandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin fiil ehliyetini haiz olduğunun tespit edildiği, bilirkişi tarafından davalı ...’in murisin banka hesaplarından murise vekaleten 429.767,56 TL, 202.715,88 USD ve 82.778,88 EURO çektiğinin tespit edildiği, dava konusu taşınmazların davalıya satışında davacılardan mal kaçırma ve dolayısıyla muris muvazaası düşüncesinin bulunduğu, murisin bankalarda yüklü miktarda parası olduğu ve emekli maaşı aldığı, ... ve İstanbul’da pek çok değerli taşınmazının bulunduğu, kira geliri aldığı, ekonomik durumunun çok iyi olduğu, taşınmazlarını satmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığı, taşınmazların devredildiği davalı ...’in taşınmazları satın alacak ekonomik durumunun bulunmadığı, muris ile birlikte yaşadığı, çalışmadığı ve murisin katkılarıyla geçimini sağladığı, satış bedellerini ödediğini davalının ispatlayamadığı, banka kayıtlarında da bu paranın bulunmadığı, murisin bakıma muhtaç durumda olmadığı, davalı ... tarafından murise yapılan bakımın normal evlatlık görevi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle davalının murise ölene kadar baktığına ilişkin savunmasını ispatlayamadığı, bedeller arasındaki farkın makul olmadığı, ikinci satışın ilk satıştan çok kısa bir süre sonra davalı Şirkete yapıldığı, Şirketin ortağı ve yetkili müdürü olan ...’ın taşınmazların satın alınmasından itibaren diğer davalı ...’in oturduğu site aidatlarını ödediği, taşınmazların satılmasından sonra da bu yerlerin davalı ... ve muris tarafından kullanılmaya devam edildiği, murise ait eşyaların işbu dava açılana kadar taşınmazlarda durduğu, satış bedellerinin tapudaki satış işleminden 12 gün sonra davalı ...’in banka hesabına yatırıldığı, davaya konu taşınmazın elektrik ve su parasının murisin banka hesabından tahsil edildiği, davalı şirket ile diğer davalının avukatının aynı olduğu, bu avukatın murisin taşınmazları içinde kira sözleşmeleri yaptığı, tapuda yapılan satışta davalı Şirket tarafından vekaleten yetkilendirilen ... isimli kişinin murisin eşyalarını taşıyan, kiralarını toplayan kişi olduğu, murisin cenazesine katılan ... diğer davalının arkadaşı olduğu, bu nedenlerle ikinci satışın yapıldığı şirketin TMK’nın 1023. maddesinde belirtilen iyiniyetli üçüncü kişi sayılamayacağı, davalı ...'in muris tarafından verilen vekaletname ile murise ait banka hesaplarından çekilen paraların murise verildiği ya da muris için harcandığının davalı tarafından ispatlanamadığı, davacının ıslahı ve ıslah tarihi itibariyle bir kısım alacakların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili, davalı ... ve davalı Şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2023 tarihli kararı ile davalı ...'in süresinde istinaf harçlarını yatırmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin gerekçeleri tekrarlanarak temliklerin muvazaalı olduğu ve davalı Şirketin iyiniyetli olmadığı için davalı Şirketin istinaf istemlerinin yerinde olmadığı, davalı ...’in, murisin hesabında bulunan toplam 429.767,56 TL, 202.715,88 USD, 82.778,88 EURO’yu vekaleten çektiği, bu parayı muris için harcadığını ya da murise ödediğini somut delillerle kanıtlayamadığı, davalı vekaleten bu parayı aldığına göre davacılara paylarına düşen kısmı iade etmekle yükümlü olduğu, davalının vekil sıfatıyla yaptığı işlerin hesabını vermek zorunda olduğu, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa, açılan davanın adi istihkak davası olacağı, TMK’nın 639. maddesinde yazılı zamanaşımı süresinin adi istihkak davasında uygulanma olanağı bulunmadığı, mal mevcut olduğu sürece zamanaşımı olmadığını, İlk Derece Mahkemesince ıslah tarihi itibarı ile TBK’nın 147. maddesindeki 5 yıllık zaman aşımı geçtiği gerekçesiyle talebin dava dilekçesindeki miktar ile sınırlı olarak kabulüne karar verilmiş ise de ıslah dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun reddine, asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davalarda davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin taşınmazları gazete ilanı sonucu öğrendiğini ve taşınmazlar için davalı ... ile pazarlık yaptığını, toplam 547.000,00 TL’ye anlaştıklarını, bedeli davalı ...’in banka hesabına gönderdiğini, bilirkişilerin de dava konusu taşınmaz için muhdesat bedelleri dahil toplam 724.807,00 TL değer tespiti yaptığını, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, ATK’nın murisin temlik tarihinde ehliyetli olduğunu tespit ettiğini, karardaki kötü niyete ilişkin tespitlerin hukuka aykırı olduğunu ve salt tanık beyanlarına dayandığını, taraflar arasındaki durumdan müvekkilinin haberdar olmadığını, diğer davalı ile müvekkilinin organik bağı bulunmadığını, muris muvazaasını kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın adi istihkak davası olarak değerlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bir kısım alacakların ıslah tarihinde zamanaşımına uğradığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile tenkis; birleştirilen davalar, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile alacak istemlerine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden; muris ...’nin kayden maliki olduğu 3 58... ve 7, 3 06... parsel sayılı taşınmazlarını 25.06.2012 tarihinde satış suretiyle davalı kızı ...’e temlik ettiği, ...’in de taşınmazları 31.08.2012 tarihinde davalı Şirkete satış suretiyle devrettiği, murisin 28.06.2015 tarihinde öldüğü, geriye ilk eşinden olma çocukları ... ..., ..., ... ve ... ile ikinci eşi ...’in kaldığı, ...’in de 2019 yılında ölümü üzerine oğlu ...’in mirasçı olarak kaldığı görülmüştür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davalarda davalı Şirket vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davalarda davalı Şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili için her bir dava yönünden ayrı ayrı olacak şekilde 40.000,00’er TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden asıl ve birleştirilen davalarda davalı Şirketten alınmasına,
Aşağıda yazılı asıl dava yönünden 8.902,87 TL; birleştirilen 2017/304 Esas sayılı dava yönünden 6.560,07 TL; birleştirilen 2019/71 Esas sayılı dava yönünden 6.560,06 TL bakiye onama harçlarının temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalı Şirketten alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.