Kadastroda yol olarak belirlenen arazinin davacı adına tescili istemiyle açılan, Yargıtayın usul eksiklikleri nedeniyle bozduğu ve yeniden yargılama sonunda davacı lehine sonuçlanan tapu iptali ve tescil davasının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, kadastro sırasında yol olarak tescil dışı bırakılan ve dedesinden intikal eden parselinin bir bölümünü kapsayan taşınmazın aslında kendi mülkiyetinde olduğunu iddia ederek adına tescilini talep etmiş; ilk kabul kararı taraf teşekkülü ve ilan eksiklikleri nedeniyle bozulduktan sonra, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada iddiası tekrar kabul edilerek tescile karar verilmiş, ancak davalı hazine ve belediyeler, taşınmazın yol vasfında olduğunu ve zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığı gerekçeleriyle kararı temyiz etmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2024/5582 E.  ,  2025/5278 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/42 E., 2023/205 K.
Mahkeme kararı; davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; maliki olduğu 1 72... parsel sayılı taşınmazın batı sınırında yer alan çekişmeli taşınmaz bölümünün kadastro sırasında yol olarak tescil harici bırakıldığını, ancak bu kısmın yol olmadığını, 1 72... parsel sayılı taşınmazın sınırları içinde yer alıp bir bütün olarak kullandığını, 1 72... parsel sayılı taşınmazın öncesinde dedesine ait olup dedesi tarafından abisi ... ... ...'ya hibe edildiğini ve kadastro sırasında abisi ... ... ... adına tespit ve tescil edildiğini, 2013 yılında 1 72... parsel sayılı taşınmazı ... ... ...'dan satın aldığını, 1 72... parsele ilişkin dedesi adına olan 1937/63 tahrir numaralı vergi kaydında taşınmazın 10 dekar olduğunu, çekişmeli taşınmazı abisinden yaptığı pazarlık sonucunda 10 dekar olarak satın aldığı halde tapu kaydında 7.5 97... olduğunu, çekişmeli bölümün tescil harici bırakılması nedeniyle 1 72... parselin daha az miktarda tescil edildiğini ileri sürerek yol olarak tescil harici bırakılan taşınmazın adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar; iddiaların doğru olmadığını, çekişmeli bölümün yol olarak kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 06.03.2015 tarihli ve 2013/183 E. 2015/65 K. sayılı kararı ile; iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne 22.10.2014 tarihli teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 535, 84... 'lik bölümün Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkeme kararının davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; "...Dava, paftasında yol olarak gösterilmekle yetinilen taşınmazın, komşu 1 72... sayılı parsele eklenmesi suretiyle davacı adına tescili istemine ilişkin olup TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerine dayalı olarak açılan tescil davası niteliğindedir. Ne var ki davacı, dava dilekçesinde sadece Hazineyi taraf göstermiş, TMK'nın 713. maddesinde öngörüldüğü şekilde o tarihte tüzel kişiliği bulunan köye davayı yöneltmemiştir. Mahkemece de dava tapu iptali ve tescil davası şeklinde nitelendirilmiş; tescil davası yönünden yöntemince taraf teşkili sağlanmamış ve ayrıca TMK'nın 713/4. maddesinde belirtilen yasal ilanlar yapılmamıştır. Hâl böyle olunca, Mahkemece öncelikle ... ve ... Belediye Başkanlığına husumet yaygınlaştırılıp taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir. Diğer yandan tescil davalarında TMK'nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılması, ilanlarının yapıldığı gazete ilan tutanaklarının dosya arasına konulması, yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi gerekir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tescil harici bırakılan çekişmeli bölümün kadim yol olmadığı, sadece çevre parsel maliklerinin taşınmazlarına gidip gelirken kullandıkları yol olduğu, çekişmeli kısmın davacıya ait 1 72... parsel sayılı taşınmazla bir bütün olarak kullanıldığı, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 22.10.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 535, 84... 'lik taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup yol olarak kullanıldığını, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, ayrıca davacı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının da gerçekleşmediğini, davacının zilyetlik süresini tamamlamadığını, iddianın ispatlamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının yol olarak tescil harici bırakılan taşınmazın kendisine ait olduğunu ileri sürerek dava açtığını, ancak soyut mahalli bilirkişi ve tanık beyanları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, davacının iddiasını ispatlayamadığını, dava konusu taşınmazın yol olduğunu, belirtmelik tutanaklarında taşınmazın Hazine'ye ait olduğunun açıkça belirtildiğini bildirip kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davada husumetlerinin bulunmadığını, davanın davalı ... yönünden husumet nedeniyle reddinin gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yol olarak tescil harici bırakılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Konya ili, ... ilçesi, ... köyünde 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz bölümü yol olarak tescil harici bırakılmıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın yol vasfında olmadığı ve zilyetlikle kazanım koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Somut olayda; davacı, maliki olduğu 1 72... parsel sayılı taşınmazı 10 dönüm olarak satın aldığını ancak tapu kaydında taşınmazın 7.5 97... olduğunu, yol olarak tescil harici bırakılan çekişmeli bölümün de 1 72... parselin sınırları içine dahil edilmesi gerektiğini, bir bütün olarak kullandığını ileri sürerek tescil isteğiyle eldeki davayı açmış ise de davacının adına kayıtlı 1 72... parsel sayılı taşınmazı 11.09.2013 tarihinde çapa dayalı olarak dava dışı kişiden satın aldığı, çapa dayalı olarak satın alan kişinin hakkının satın aldığı çapla sınırlı olduğu, çapla birlikte kadastrodan önceki sebeple dava açma hakkını da devraldığına ilişkin herhangi bir belge sunarak iddiasını ispat edemediği gibi satın alma tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı ve davacı yararına zilyetlikle kazanım şartlarının da oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Kabulü göre de, eldeki davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14... . maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olduğu halde, Mahkemece dava tapu iptali ve tescil davası olarak nitelendirilerek tapusuz taşınmaz hakkında Hazine adına kayıtlı olduğundan bahisle tapu iptali ve tescil hükmü kurulmuş olması da doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz eden davalı ... Başkanlığı ve davalı ... Başkanlığına iadesine,
Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
24.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.