Elektrik satış sözleşmesinde güvence bedelinin ödenmemesi üzerine feshedilen sözleşmeye dayalı cezai şart talebinin tacirler arası genel işlem koşulları kapsamında değerlendirildiği itirazın iptali davası.
Özet: Elektrik tedarikçisi, tüketici şirketin güvence bedeli ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine sözleşmeyi feshederek, sözleşmedeki iki aylık en yüksek fatura bedeli tutarındaki cezai şartın tahsili için dava açmış; davalılar ise sözleşmenin genel işlem koşulu olduğunu, haksız fesih yapıldığını, tüm faturaları ödediklerini ve cezai şartın ancak zarar ispatıyla istenebileceğini savunurken, ilk derece mahkemesi güvence bedelinin ödenmemesinin sözleşme uyarınca fesih hakkı doğurduğunu ve cezai şartın sözleşmesel dayanağını kabul etmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2025/1857 E.  ,  2025/5474 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2093 E., 2024/3517 K
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/289 E., 2024/265 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında 09.10.2020 tarihinde otuz altı ay süreli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığını, davalı şirketi münferiden temsile yetkili olan diğer davalı ...'ın sözleşmede ticari kefaletinin bulunduğunu, davalıların sözleşmeye gereği üstlendikleri güvence bedeli ödeme yükümlülüğünü 13.10.2021 tarihli mail ekinde gönderilen ihbarnameye rağmen yerine getirmediklerini, verilen süre içerisinde güvence bedelinin ödenmemesi neticesinde 01.12.2021 tarihi itibariyle sözleşmesinin feshedilerek elektrik tedarikinin sonlandırıldığını, davalının sözleşme hükümlerini ihlal etmesi nedeniyle sözleşmenin otuz altı ay devam edeceği taahhüdüne dayalı olarak elektrik alımı yapan müvekkili şirketin zararının bulunduğunu, davalının sözleşmeyi ihlal etmesinin bir sonucu olarak, zarar şartı aranmaksızın sözleşmesel cezai şartın kararlaştırıldığını, buna göre satıcının sözleşmeyi feshi halinde alıcının satıcıya bir yıl içindeki faturalarından en yüksek bedelli olan iki aylık elektrik fatura bedelleri toplamını cezai şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu, Merkezi Takip Sistemi'nin (MTS) 2022/192666 sayılı dosyasından cezai şart faturasına dayanılarak başlatılan takibe davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini, müvekkilinin sözleşmedeki haklarını kullanmaması veya kullanmada gecikmesinin feragat anlamına gelmeyeceğinin sözleşmede kararlaştırıldığını, taraflar tacir olduğundan müvekkili şirketin cezai şart talep etme hakkının olduğunu ileri sürerek; davalıların borca itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; müvekkili şirketin 04.01.2021 tarihinde akdedilen sözleşme gereği 01.12.2021 tarihine kadar davacı şirketin müşterisi olduğunu ve on iki ay boyunca toplam yaklaşık 1.480.000,00 TL tutarındaki tüm faturalarını gününde ödediğini, davacının müvekkillerine sunduğu sözleşmenin tekel mahiyetinde bir hizmetin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 20. maddesi gereği genel işlem koşulu olduğunu, davacının hiçbir sözleşme maddesini müvekkili şirket ile karşılıklı olarak gözden geçirmediğini ve tek başına hazırladığını, müvekkilinin anılan sözleşmede belirtilen sayfaları imzalamamasının bu konudaki çekimserliğini ortaya koyduğunu, davacının haksız gerekçelerle sözleşmeyi feshettiğini, daha pahalı elektrik almasına sebep olarak müvekkilini zarara uğrattığını, davacının maliyet artışlarını sebep göstererek gerçekte bir zararı yok iken sözleşmedeki cezai şart hükümlerini işleme koymak için kötüniyetli olarak hareket ettiğini, tüm faturalarını ödeyen müvekkilinin davacıyı zarara uğratmadığını, zararı davacının ispat etmesi gerektiğini, cezai şartın ancak bir zararın oluşması durumunda karşı taraftan talep edilebileceğini, elektrik ve su dağıtım hizmetlerinin, tekel niteliğinde yürütülen bir hizmet olduğunun yargı kararları ile de kabul gördüğünü, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelerin tacirler yanında tacir olmayanlar (tüketiciler, alıcılar, müşteriler) için de uygulanabileceğini savunarak; davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki sözleşmenin (3.2.) ve (4.1.1.) maddeleri uyarınca davalı şirketin güvence bedeli yatırmayı üstlendiği, sözleşmenin (4.1.6.) maddesinde davacı şirketin ön koşullar yerine getirilmeden de enerji sağlamaya başlayabileceği, bu durumun sözleşmeden kaynaklı haklarını kullanmasını etkilemeyeceğinin belirtildiği, sözleşmenin (7.2.5.) maddesinde güvence bedelinin yatırılmaması halinde davacının sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkının bulunduğunun kararlaştırıldığı, sözleşmenin (9.2.) maddesinde ise davacının sözleşmeyi feshetmesi halinde davalı şirketin son bir yıl içindeki faturalarından en yüksek bedelli olan iki aylık elektrik fatura bedelleri toplamını cezai şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu kabul, beyan ve taahhüt ettiği, davacı tarafça enerji sağlamaya başlandığı, davalı şirket tarafından da faturaların ödendiği, davalı şirketin güvence bedeli yatırma edimini yerine getirmeyerek sözleşme uyarınca davacı şirketin sözleşmeyi tek taraflı fesih etme hakkının doğmasına sebep olduğu, güvence bedeli yatırma yükümlülüğüne dair sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu sayılmasının mümkün olmadığı, davalı şirket tüketimi düşük serbest tüketici olmadığından bilirkişi heyetinin ek raporuna itibar edildiği, 6098 sayılı Kanunun 589. maddesinin son fıkrası gereği davalı şirket yetkisi diğer davalının kefil olarak cezai şarttan sorumluluğunun bulunmadığı, faturaya dayanması sebebiyle alacağın likit ve davalının haksız olduğu gerekçesiyle; davanın davalı ... yönünden reddine, davalı şirket yönünden kabulü ile takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, asıl alacak miktarı olan 382.253,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsiline, davacının kötüniyeti ispatlanamadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sözleşmenin cezai şart tazminatına ilişkin hükmünün genel işlem koşulu olarak nitelendirilebilecek bir düzenleme olmadığı, davacının eksik güvence bedeline rağmen elektrik vermeye devam etmesinin sözleşmenin (11.4.) maddesi gereği eksik güvence bedelinden feragat ettiği anlamına gelmeyeceği, davacının eksik güvence bedelini sözleşmenin herhangi bir zamanında talep etmesi ve tamamlanmaması halinde davalıyı portföyden çıkarmasında ve bunu sözleşme ihlali olarak kabul edilerek cezai şart talep etmesinde sözleşme serbestisi ve tarafların basiretli bir tacir olmaları nedeniyle bir aykırılık görülmediği, davalı ...'ın kefil olduğu ve cezai şart borcundan sorumlu tutulmamasında aykırılık bulunmadığı, hükme dayanak ek bilirkişi raporunun denetimine elverişli olduğu, Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; davalı ...'ın kefil sıfatını haiz olması sebebiyle cezai şarttan sorumlu olduğunu, derece mahkemelerince 6098 sayılı Kanunun 589. maddesinin hatalı yorumladığını, davaya konu sözleşmenin hükümsüz olmadığını, ticari kefilin cezai şarttan sorumluluğuna dair sayısız Yargıtay kararı bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir.
2. Davalılar vekili; davacı şirket personeli tarafından 04.05.2024 tarihinde müvekkili şirket yetkilisine iletilen e-postada "Tarafınızdan teminat talep etmeyeceğiz." denildiğini, bu yönlendirmeden sonra kötüniyetli olarak sözleşmenin feshedildiğini, genel işlem koşuluna dair eksik inceleme ile karar verildiğini, sözleşme hükümlerinin önceden ve tek taraflı olarak müvekkili ve benzer durumda olan yüksek tüketimli serbest tüketici niteliğindeki şirketlere dayatıldığını ve aynı maddelere dayanarak aleyhlerine davalar açıldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, cezai şart bedelinin tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali istemine ilişkindir.
6098 sayılı Kanunun 589. maddesinin dördüncü fıkrası; "Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür." hükmünü havidir.
Hükümde yer alan “asıl borç ilişkisinin hükümsüz hale gelmesi” ifadesinin, aynı Kanunun 27. maddesinde düzenlenen hükümsüzlük halinden daha öte ve geniş olarak; sona erme, fesih gibi sözleşmenin tasfiyesini sonuçlayan diğer durumları da içerdiği kabul edilmelidir.
Hükümsüzlük ifadesinin lafzi olarak yorumlanması halinde, zaten 589. maddenin dördüncü fıkrasının uygulanmasına gerek kalmayacaktır. Zira sözleşmenin Kanunun 27. madde uyarınca hükümsüz olması durumunda, kefalet sorumluluğu da söz konusu olmayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında; somut olay incelendiğinde; Mahkemece davalı ... yönünden davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, basiretli bir tacir olan davalı şirketin sözleşme serbestisi içerisinde imzaladığı sözleşme hükümleri gereği cezai şarttan sorumlu olduğu, davalılar vekilinin ilk kez temyiz dilekçesi ile ileri sürdüğü davacı şirket personeli tarafından 04.05.2024 tarihinde müvekkili şirket yetkilisine iletilen e-postada teminat talep edilmeyeceğinin belirtildiği iddiasının savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olması nedeniyle dinlenilemeyeceği, ayrıca e-postanın gerçek tarihinin de 04.05.2018 olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalı şirkete yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.