Tescil harici taşınmazın imar-ihya ve zilyetlikle tescili davasında, kapsamlı hava fotoğrafı, bilirkişi ve keşif incelemesi eksikliğiyle bozma kararı.
Özet: Yargıtay, kadastroda tescil harici bırakılan bir taşınmazın imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla davacı adına tescili veya hazine adına kaydedilmesi taleplerini içeren davada, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin eksik araştırma yaptığını tespit ederek bozma kararı vermiştir. Bozma kararında, taşınmazın geçmişteki niteliğini, nehir yatağı değişimini, kullanım şeklini ve zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığını doğru belirlemek amacıyla DSIden bilgi alınması, Harita Genel Müdürlüğünden farklı dönemlere ait hava fotoğrafları temini, komşu parsel kayıtlarının incelenmesi, yerel, ziraat, jeodezi, fotogrametri ve jeolog uzmanlarla kapsamlı keşif yapılması, tanık dinlenmesi ve bilimsel verilere dayalı ayrıntılı raporlar hazırlanması gerektiği vurgulanmıştır.
1. Hukuk Dairesi         2024/5240 E.  ,  2025/5344 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/37 E., 2024/222 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ...; 1926 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılan taşınmaz bölümleri hakkında, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescil istemiyle dava açmış, yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili; dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirtip davanın reddini savunmuş, MK’nın 713/6. maddesi gereğince Hazine adına tescilini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.11.2016 tarihli ve 2014/251 Esas, 2026/1368 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmaz bölümünün özel mülkiyete konu narenciye bahçesi olduğu, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı koşullarının davacı lehine gerçekleştiği gerekçesiyle teknik bilirkişi raporunda (E) harfi ile gösterilen 3.516,83 metrekarelik tescil harici yerin davacı adına tesciline, (D) harfi ile gösterilen 495,15 metrekarelik tescil harici yerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2017 tarih ve 2017/211 Esas, 2017/217 Karar sayılı kararıyla; Mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2017 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; “.. eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle DSİ Genel Müdürlüğünden taşınmazın sınırında bulunan ... Deresinde ıslah çalışması yapılıp yapılmadığı, derenin yatak değiştirip değiştirmediği sorulmalı, çekişmeli taşınmaza ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre çekişmeli taşınmazın tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının( özellikle 1976-1992 tarihleri arasında) en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve varsa dayanakları olan kayıt ve belgeler getirtilip dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile üç kişilik uzman ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, jeolog bilirkişi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmişse ihyanın hangi tarihte bitirildiği hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; çekişmeli taşınmazın niteliğine ve fiziksel özelliklerine ilişkin mahkeme hakiminin gözlemi keşif tutanağına yansıtılmalı; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan komşu parsellerle karşılaştırmalı çekişmeli taşınmazın toprak yapısını, eğimini, bitki desenini tarımsal niteliğini belirten, taşınmaz üzerinde bir zilyetlik mevcut ise zilyetliğin şeklini ve süresini, zilyetliğe ara verilip verilmediğini irdeleyen ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyaya konu edilmişse ihyanın hangi tarihte bitirildiğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeolog bilirkişiden taşınmazın dere yatağı vasfında olup olmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı ve derenin etki etki alanı içerisinde kalıp kalmadığı hususlarını bildirir, denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlenmesi istenilmeli; fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli ve bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1929-1930 yıllarında yapılan Fransız kadastro tapulamasına göre tapulama harici dere yatağı olan dava konusu taşınmazın, derenin yatağını değiştirmesi üzerine davacı tarafça narenciye ağacı dikilmek suretiyle imar ve ihya edilerek 20 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla kullanıldığı ve halen kullanılmakta olduğu, taşınmazın dere yatağı vasfını yitirdiği ve su baskını ile yağışlara maruz kalmadığı, aktif dere yatağı ve etki alanında bulunmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, özel mülkiyete konu narenciye bahçesi olduğu, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı koşullarının davacı yararına gerçekleştiği, taşınmazın fen bilirkişi raporu ekindeki krokide (B) harfi ile gösterilen yeşil kalem ile boyalı 495,15 m²'lik kısmının ... Belediye Meclisinin 05.03.2002 tarih ve 114 sayılı kararı ile onaylanan revizyon imar planında imar planına dahil edildiği, krokide (A) harfi ile gösterilen yeşil boyalı 3.516,83 m²'lik kısmı ise tescil dışı dere yatağı olup imar planı dışında kaldığı, çekişmeli taşınmaz dava tarihinden önce imar planı kapsamında ise imar planının onay tarihinden önce 3402 sayılı Yasa'nın 14. ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların davacı taraf yararına gerçekleşmesinin gerektiği, dosyada alınan jeodezi bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen tescili talep edilen alanda 1973 yılında narenciye ağaçlarının dikildiği, imar-ihya edildiği, sınırlarının belirgin olduğu, toprağının kullanılıp işlendiğinin tespit edildiği, aynı şekilde mahalli bilirkişi ve tanıkların da nizasız fasılasız şekilde narenciye bahçesi olarak kullanıldığını beyan ettiği, bu durumda imar planının onaylandığı tarih olan 2002 yılına kadar 20 yılı aşkın sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 28.08.2023 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 3.516, 83... ve (B) harfi ile gösterilen 495, 15... yerin bahçe vasfıyla davacı adına tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu yerlerin çay ve dere yatağı olarak tescil harici bırakıldığını, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazın özel mülkiyete elverişli yerlerden olmayıp Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davacının işgalci konumunda olup taşınmazda malik sıfatıyla zilyet bulunmadığını, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddeleri gereğince açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dava konusu bölüm, Hatay ili ... ilçesi ... Mahallesinde 1926 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dere yatağı olarak tespit harici bırakılmıştır.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Bilindiği üzere, kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2. maddesine göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Ancak; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 28. maddesi uyarınca ölümle şahsiyet son bulmakla Mahkemece, tapu kaydının iptali ile yargılama sırasında ölen davacı ...’ün dosyada yer alan veraset ilamına göre mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken, ölü kişi adına tescil kararı verilmiş olması doğru değildir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 1. bendinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan "davacı ... adına kayıt ve tesciline” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine “... Noterliğinin 08.01.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki ... mirasçıları adına miras payları oranında" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.