Hazinenin kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil talebiyle açtığı davanın, kadastro tespitinin kesinleşmesinden on yıl sonra açılması nedeniyle usulden reddi kararının temyizi.
Özet: Hazine tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasında, kadastro tespiti 1984te kesinleşen 1173 parsel için Yargıtayın görevsizlik kararı bozması üzerine davaya bakan asliye hukuk mahkemesi, 2011de açılan davayı Kadastro Kanununun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle usulden reddetmiştir. Hazine, temyizinde bu sürenin kadastro öncesi sebeplere dayalı iddialara ilişkin olduğunu, güncel haliyle taşınmazın hazine arazisi olduğu iddiasının bu kapsamda değerlendirilmemesi gerektiğini ve kararın bozulması gerektiğini ileri sürmektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/41 E., 2024/130 K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı Hazine temsilcisi, ... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 11 71... parsel sayılı taşınmazların davalılar ... mirasçıları adına tespit edildiğini, yapılan tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek tespitin iptali ile taşınmazların davacı Hazine adına tescilini istemiştir. II. CEVAPDavalılar davaya cevap vermemiştir.III. MAHKEME KARARI... Kadastro Mahkemesinin 17.06.2015 tarihli ve 2011/66 Esas, 2015/25 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli 1171 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ham toprak vasfıyla Hazine adına tesciline, çekişmeli 1173 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine temsilcisi ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.05.2019 tarihli ve 2019/1765 Esas, 2019/3525 Karar sayılı kararıyla davalı ...’in temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiş, davacı Hazine temsilcisinin itirazları yönünden ise; “ Mahkemece işin esasına girilerek davalı taraf lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, dava konusu 1173 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak, daha önce Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 29.11.1983 tarih, 1983/19446, 1983/16102 Esas, Karar sayılı ilamı ile; "...tapulama komisyon kararının iptaline, ilk düzenlenen tutanağa göre askı ilanının yapılması için tutanak ve eklerinin Tapulama Müdürlüğüne gönderilmesine" karar verilmiş, kararın 28.01.1984 tarihinde kesinleşmesi üzerine tutanak 23.02.1984-25.03.1984 tarihleri arasında askı ilanına çıkartılmış ve askı ilan süresi içerisinde itiraz edilmediğinden 26.03.1984 tarihinde kesinleşmiştir. Böyle olduğu halde tutanağın 05.08.2011-05.09.2011 tarihleri arasında ikinci kez askı ilanına çıkartıldığı ve iş bu davanın da 26.08.2011 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Kadastro tutanağı 26.03.1984 tarihinde usulünce kesinleştiğine ve ikinci kez askı ilanına alınmasını gerektirir bir durum da bulunmadığına göre, dava konusu taşınmaz hakkında askı ilan süresi geçtikten, bir başka ifade ile tutanak kesinleştikten sonra açılan davada Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kuşkusuzdur. Mahkemelerin görevlerine ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olup, mahkemelerce re'sen nazara alınması gerekir. Hâl böyle olunca Mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla esasa ilişkin hüküm kurulması isabetsizdir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar... Kadastro Mahkemesinin 18.12.2019 tarihli 2019/8 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararı ile ; dava konusu 1173 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tespit tutanaklarının 26.03.1984 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle kadastro tespitine ilişkin askı ilan tutanakları kesinleştikten sonra açılan davada Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.... Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararı ile; dava konusu 1173 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 26.03.1984 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 26.08.2011 tarihinde açıldığı, Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile hüküm verildiğini, 10 yıllık hak düşürücü sürenin kadastro tespitinden önceki hukuki sebebe dayanılarak hak iddia edilemeyeceğine ilişkin olduğunu, tespitten sonraki hukuki sebebe dayanılmasına bir engel olmadığını, eldeki davada yalnızca kadastro tespitinden önceki nedene değil, güncel hali ile de taşınmazın Hazine arazisi olduğu hususuna dayanıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Kadastro sonucu ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1173 parsel (yeni 2 98... parsel) sayılı 69.600,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 21.07.1979 tarihinde iştiraken ... mirasçıları adlarına tespit edilmiş, tespite itiraz edilmesi üzerine Tapulama Komisyonunca itiraz reddedilmiş, Tapulama Komisyon kararına karşı açılan dava üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 29.11.1983 tarih, 1983/19446, 1983/16102 Esas, Karar sayılı ilamı ile; "...tapulama komisyon kararının iptaline, ilk düzenlenen tutanağa göre askı ilanının yapılması için tutanak ve eklerinin Tapulama Müdürlüğüne gönderilmesine" karar verilmiş, kararın 28.01.1984 tarihinde kesinleşmesi üzerine tutanak 23.02.1984-25.03.1984 tarihleri arasında askı ilanına çıkartılmış ve askı ilan süresi içerisinde itiraz edilmediğinden kadastro tutanağı 26.03.1984 tarihinde kesinleşmiş, eldeki dava ise Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 26.08.2011 tarihinde açılmıştır.2.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.3.Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin j bendi gereğince temyiz eden davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.