Taşınmaz satışı nedeniyle ödenen peşinatın iadesi ile imza sahteciliği iddialarına dayalı menfi tespit davalarının birleştiği, bozma sonrası hukuki yarar ve adli tıp raporuyla sonuca ulaşan yargılama süreci.
Özet: Asıl davada taşınmaz satışı için ödenen kaporaya dayalı icra takibindeki senedin sahte olduğu ve imzanın müvekkile ait olmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasında, karşı tarafın kaporanın iadesini talep ettiği birleşen davada, yapılan incelemelerde senedin üzerindeki imzanın murise ait olduğunun adli tıp kurumu raporuyla kesinleşmesi ve dolandırıcılık iddialarının beraatle sonuçlanması üzerine, menfi tespit davasının usulden reddine, kaparo ödeyen tarafın 445.000 USDnin faiziyle birlikte tahsiline yönelik talebinin kabulüne karar verilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2207 E., 2025/816 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2017/443 E., 2024/111 K.Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar asıl dava davalısı birleşen dava davacısı .... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVAAsıl davada davacı vekili, müvekkilinine ait taşınmazın satışı konusunda anlaşıldığı ve davalının müvekkiline 445.999 USD kaparo verdiği ancak müvekkilinin taşınmazı devretmeye yanaşmadığı iddiasıyla kaparonun iadesi amacıyla davalı tarafından başlatılan ilamsız icra takibine dayanak gösterilen senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin 84 yaşında olup kimseye muhtaç bulunmadığından taşınmazı satma ihtiyacının olmadığını, davalı vekilinin sahte belge ile müvekkili hakkında daha önceden de davalıdan başka birinin vekili olarak takip başlatıp sonuç alamadığını, davalı vekilinin de içinde bulunduğu kişilerin organize olarak dolandırıcılık sahtecilik suçlarını işlediklerini, ödeme emrinin de bilerek müvekkilinin depo adresine gönderilerek takibin kesinleşmesini sağladıklarını, takibinin haksız olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında davacının ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir.Birleşen davada davacı vekili, müvekkili ile davalının davalıya ait taşınmazın satışı konusunda anlaştıklarını müvekkilinin peşinat olarak davalıya 445.000 USD verdiğini ancak davalının müvekkilini oyaladığını, taşınmazı devretmeye yanaşmadığını ileri sürerek 445.000 USD'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.II. CEVAPTaraf vekilleri, iddialarını yineleyerek karşı tarafın açtığı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIDavaların birleştirilmesinden önce, birleşen dava hakkında İlk Derece Mahkemesinin 2020/274 E. 2021/96 K. sayılı, 25.03.2022 tarihli kararıyla davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı (....) vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli kararıyla; dava konusu alacak hakkında davalı aleyhine takibe girişildiği, davalı borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği ve icra takibinin kesinleştiği, davalının kesinleşmiş takip hakkında 2014/443 Esas sayılı menfi tespit davasını açtığı ve bu davanın henüz derdest olduğu, söz konusu davada eldeki davanın da konusunu oluşturan belgenin geçerliliği ile alacağın varlığı hususunun yargılama konusu yapıldığının anlaşıldığı; takip alacaklısı durumundaki davacının menfi tespit davasında verilen tedbirin kaldırılması veya menfi tespit davasının red hükmü ile sonuçlanması halinde eldeki derdest ve kesinleşmiş takibe devam ederek haciz talep etmesi mümkün olduğundan davacının aynı alacak hakkında alacağın tahsili davası açmasında korunmaya değer hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı (.....) vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİDairenin 26.05.2022 tarihli ilamıyla, İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/12 54... /1237 Karar sayılı kararıyla; davacının usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile de İcra Müdürlüğünce 08.11.2017 tarihinde takibin durdurulduğu, davacı alacaklı tarafından ise 13.01.2020 tarihinde davalı borçlu aleyhine iş bu alacak davasının açıldığı, buna göre davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu, Mahkemece işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştirBozmadan sonra birleştirilen davalar hakkında İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, .... ve dava dışı....'ın ağır ceza mahkemesinde yapılan yargılamalarının sonucunda beraat ettikleri, Adli Tıp Kurumu raporuyla takibe dayanak belgedeki imzanın muris....'dan sadır olduğunun tespit edildiği, beyaza imza veya gasp iddiasının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın usulden reddine, birleşen davanın kabulüyle 445.000 USD'nin 22.09.2017 tarihinden itibaren Devlet bankalarınca bir senelik USD mevduata fiilen tatbik edilmiş azami faizinin işletilmesi suretiyle tahsiline karar verilmiş, hüküm asıl davada davalı/ birleşen davada davacı (....) vekili tarafından istinaf edilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davanın alacaklı lehine sonuçlandığı, borçlunun talebi üzerine icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda verilen tedbir kararı nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşacak olması nedeniyle uğradığı zararın tazmini kapsamında alacaklı lehine %20 den az olmamak üzere tazminat takdir edilmesi gerektiği, öte yandan asıl davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken usulden reddine karar verildiği gerekçesiyle asıl davada davalı (....) vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, asıl alacağın %20si oranında icra inkar tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, birleşen davanın kabulüyle 445.000 USD'nin 22.09.2017 tarihinden itibaren Devlet bankalarınca bir senelik USD mevduatına fiilen tatbik edilmiş azami mevduat faizinin işletilmesi suretiyle davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm asıl davada davalı/ birleşen davada davacı (....) vekili tarafından temyiz edilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriAsıl davada davalı/ birleşen davada davacı (.....) vekili, müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin yabancı paranın karar tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığı üzerinden hesaplanması gerekirken dava tarihindeki kurun baz alınmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.B. Değerlendirme ve gerekçeUyuşmazlık, asıl davada menfi tespit istemine; birleşen davada taşınmaz satışı amacıyla verilen kaporanın satışın gerçekleşmemesi nedeniyle iadesi istemine ilşkindir.Temyiz olunan karardaki gerekçeye ve özellikle konusu yabancı para olan alacak davalarında, dava konusu edilen yabancı paranın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının dava tarihindeki efektif satış kuruna göre Türk Lirası karşılığının dava değeri olduğu, dolayısıyla nispi vekalet ücretinin de bu değer üzerinden hesaplanması gerektiği konusunda Dairenin istikrar kazanmış içtihadına göre, asıl davada davalı/ birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.VII. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.