Davalı hastanenin çalışanının ayak bileği ameliyatı sonrası enfeksiyon ve çoklu operasyonlar nedeniyle açtığı tıbbi hata davasında, hastanenin kusursuz bulunması ve tedavi ücreti karşı davasının hakkın kötüye kullanılmasıyla reddedilmesi üzerine temyiz sürecinde karar düzeltme talebi.
Özet: Kırık ayak bileği ameliyatı sonrası enfeksiyon, ek ameliyatlar ve psikolojik sorunlar yaşadığını iddia eden bir hastanın, hastaneye karşı tıbbi malpraktis davası açması ve hastanenin de kusursuz olduğunu belirterek hastadan tedavi ücreti talep etmesi üzerine, adli tıp raporlarının hastaneye kusur atfetmemesi nedeniyle hasta lehine tazminat talebinin reddedildiği; buna karşılık, hastanenin kendi çalışanı olan davacıdan, dava açıldıktan sonra ve geriye dönük faturalarla talep ettiği tedavi ücretinin hakkın kötüye kullanılması sayılarak kabul edilmediği bir davadır.
3. Hukuk Dairesi         2025/3261 E.  ,  2025/6081 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/143 E., 2023/147 K.
Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın onanmasına dair verilen kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı vekili; müvekkilinin 17.06.2011 tarihinde sandalyeden kalkarken ayağının kayıp düşmesi sonucunda ayak bileğini kırdığını, ambulansla davalı hastaneye kaldırıldığını, ambulansta bir hizmetli bir şoför gelmiş olup ambulansın içinde hemşire veya doktor olmadığı gibi müvekkilinin kırık ayağı atele alınmadan 4 kat aşağı indirildiğini, sabah saat 8:00 'da davalı hastaneye acil giriş yapıp saat 15:00'de ameliyata alındığını, ayak bileğinin hem sağına hem de soluna platin takıldığını, ertesi gün taburcu edildiğini, ameliyattan 2-3 gün sonra müvekkilinin sağlıkçı arkadaşının eve pansumana geldiğini ve dikişlerin kötü şekilde, acele ve özensiz bir şekilde atıldığını söylediğini, müvekkilinin dikişlerinin ameliyattan 1 ay sonra alındığını, fizik tedaviye gönderildiğini, fizik tedavi esnasında uygulanan ılık su ve egzersizlerden kısa bir süre sonra dikiş yerlerinin iki taraflı açılmaya başladığını, fizik tedaviye ara verdiğini, verilen ilaçlarla pansumana devam edildiğini, ancak açılan yaranın bir türlü kapanmadığını, plastik cerrahiye yönlendirildiğini ve ameliyat olması gerektiğinin belirtilmesi üzerine yapılan ameliyat ile yaranın üstüne yama yapıldığını, müvekkilinin doktorun talimatlarını yerine getirmesine rağmen yama yapılan yerin açılmaya başladığını ve sarı suların akmaya devam ettiğini, ortopedi kliniğinde tahlil yaptırdığını ve tahlil sonucunda ameliyat yerinin enfeksiyon olduğunun ortaya çıktığını, müvekkilinin 2. ameliyatla yapılan yamanın altında yumuşak doku oluşmadığından yamanın tutmadığını, müvekkilinin davalı hastanenin polikliğinde ebe olarak çalıştığını, emekli olduğu için SGK'dan herhangi bir ödeme alamadığını, bu süreçte hem maddi hem de manevi olarak yıprandığını, müvekkiline ameliyat sonrası enfekte yara teşhisi konulduğunu, yaranın her gün bisturiyle kazındığını, bu işlemlerden dolayı ağrı ve acı çektiğini, raporu dolduktan sonra yarası kapanmamasına rağmen topallaya topallaya işe gitmek zorunda kaldığını, bu sırada tedavisine devam ettiğini, röntgen çektirdiğinde platinin vidasının çıktığını öğrendiğini ve bu nedenle 3. ameliyatını olmak zorunda kaldığını, bu ameliyatına rağmen ilk ameliyattaki çuval izi dikişleri kaybolmadığını, davalı hastanedeki işinden çıkartıldığını, en basit işleri bile yapamaz hale geldiğini, aile hayatında husuzursuzluklara neden olduğunu, ameliyatla oluşan yara izinin çok kötü göründüğünü, psikolojinin bozulduğunu, antideprasan almaya başladığını, ayrıca hastane, ilaç, yol gibi çeşitli masraflar yapmasıyla maddi anlamda da kayıpları olduğunu, estetik olarak görünümünü düzeltmek ihtiyacını duyduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı vekili; davacıya uygulanan tıbbi işlemlerin tamamen bilimsel gerçeklere uygun olup müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş; karşı dava ile; yapılan tıbbi tedaviler için 4.500,00 TL ödemesi gerekirken, yine müvekkili hastane personeli olduğu için ücretin tahsil edilmediğini, davacının, kendisine yapılan tıbbi destek ve hizmetler nedeniyle müvekkili hastaneye olan tedavi masraflarını ödemediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile 4.500,00 TL tedavi hizmet alacağının hizmet tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.12.2015 tarihli kararıyla; ... Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinin 07.07.2014 tarihli ve Adli Tıp Genel Kurulunun 30.04.2015 tarihli raporlarına göre davalı hastaneye herhangi bir kusur izafe edilmediğinden asıl davanın reddine, karşı davada ise, davalı hastanenin çalışanı olan davacının gördüğü tedavi sebebi ile herhangi bir ilave ücret talebinde bulunmamasına rağmen davacı tarafından eldeki tazminat davası açıldıktan sonra ilave ücret talebinde bulunulduğu, ilave ücret faturalarının tedavi tarihlerinde düzenlenmediği, tüm faturaların 22.09.2014 tarihinde davacı tarafından dava açılmasından sonra düzenlendiği, davalı hastanenin çalışanlarından ilave ücret talep etmediğinin yargılama sırasında şifahi olarak da beyan edildiği, çalışanlardan ilave ücret talep edilmediğinin faturaların tanzim tarihlerinden de anlaşıldığı, davalı-karşı davacının ilave ücret isteminin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle; asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 05.12.2019 tarihli ilamıyla; davalı-karşı davacının tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, Mahkemece davacının davalı hastanede olduğu ameliyatlarda doktor hatasının bulunup bulmadığı, davacının iddiaları ve özellikle davacının bilirkişi raporlarına yaptığı itirazlar da değerlendirilip tartışılmak üzere üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak konusunda uzman ve içinde estetik ve plastik cerrahi uzmanı da olan akademik kariyere sahip yeni bir bilirkişi kurulundan taraf ve yargı denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle sonucuna uygun hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma doğrultusunda üniversite öğretim üyelerinden oluşan en az doçent unvanlı olacak şekilde 1 estetik, 1 plastik cerrah, 1 genel cerrah, 1 enfeksiyon hastalıkları ve 1 de mikrobiyoloji uzmanı bilirkişiden oluşan heyet tarafından bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi heyetince yapılan inceleme neticesinde hekim hatasının bulunmadığı, plastik cerrahi ve ortopedi açısından yanlış ve eksik tedavinin bulunmadığının tespit edildiğinden asıl davanın reddi gerektiği, karşı dava yönünden ise daha önce verilen ret kararının bozma ilamı ile kesinleştiği gözetilerek reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
V. TEMYİZ
Dairece kararın onamasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı-karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
V. KARAR DÜZELTME
Davalı-karşı davacı vekili, temyiz dilekçesindeki hususları tekrar ederek davacı-karşı davalı tarafından tedavi bedelinin ödenmediğini belirterek Daire onama ilamının kaldırılarak Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalılar tarafından yapılması gerektiği iddia edilen hemzemin geçit bekçilik hizmetinin, davacı tarafından vekaletsiz iş görme hükümlerine istinaden yapılmasından doğan masraf alacağının davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle uyulmasına karar verilen önceki tarihli bozma ilamı ile kesinleşen kısımlara uygun karar verildiğinin anlaşılmasına göre, davalı-karşı davalı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı-karşı davacı vekilinin yerinde bulunmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE,
Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine,
11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.