Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında miras yoluyla intikal eden zilyetlikle vakıf taşınmazı iktisap koşullarının temyiz incelemesi.
Özet: Dava, davacının mirasbırakanından intikal eden ve 100 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde olduğunu iddia ettiği taşınmazların kadastro çalışmaları sonucunda davalı vakıf adına tescil edilmesi üzerine açtığı tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir; ilk derece mahkemesi ve istinaf incelemesinde mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına dayanarak, 1967 öncesi olağanüstü zilyetlik koşullarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilmiş, davalı vakıf ise eksik araştırma ve yetersiz delil iddiasıyla kararı temyiz etmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/765 E.  ,  2025/5193 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2306 E., 2024/2724 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/161 E., 2023/653 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi, ... köyünde bulunan 2 18... , 2 38... ve 20, 2 42... ve 75 parsel sayılı taşınmazların irsen intikal yoluyla davacıya kalmasına, eklemeli şekilde 100 yılı aşkın zamandır zilyetliklerinde bulunmasına rağmen kadastro çalışmaları sonucunda davalı Vakıf adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazların vakıf taşınmazı olmadığını, kaldı ki bir taşınmazın vakıfname kapsamında kalıyor olmasının zilyetlikle iktisap edilmesine engel teşkil etmediğini, 1967 yılından evvel de taşınmazlarda davacının mirasbırakanının zilyetliğinin bulunduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların ... ... Bey Vakfına ait olduğunu, vakıf mallarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, bu hususta vakfın doğrudan doğruya hayrat vakfı olup olmamasının da bir öneminin bulunmadığını, öte yandan taşınmazlarda davacı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.10.2018 tarihli 2017/273 Esas ve 2018/358 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesinin 29.01.2019 tarihli ve 2019/55 Esas, 2019/50 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 maddesi gereğince sair yönler incelenmeksizin vekaletnamenin aslının ya da onaylı suretinin dosyaya eklenmesine yönelik olarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.09.2020 tarihli 2019/39 Esas ve 2020/331 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesinin 15.09.2021 tarihli ve 2021/577 Esas, 2021/632 Karar sayılı kararıyla; eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişilerin 1949, 1955, 1933 doğumlu olup dava konusu taşınmazları ve zilyetlik iddia edilen dönemi bilebilecek yaşta olduğu, dava konusu taşınmazların davacı tarafından kullanıldığı, daha öncesinde davacının babası tarafından kullanıldığı, mahalli bilirkişi ve tanıkların dava konusu taşınmazlarda davacıyı ve babasını çalışırken görmüş oldukları, davacının tek çocuk olması nedeniyle babasının vefat etmesi üzerine dava konusu taşınmazlarda zilyet haline geldiği, mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarına göre dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro tutanağında yer alan tespit ve görgüye dayalı tanık anlatımları dikkate alındığında davacı tarafın iddia ettiği dönem itibariyle zilyetliğini ispat ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 1967 yılından 20 yıl önceki durumu bilebilecek yaştaki tanık ve mahalli bilirkişilerin anlatımları dikkate alındığında davacı yararına 13.07.1967 tarihi itibari ile olağanüstü zilyetlik koşullarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı yön görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece eksik araştırma ve ineleme ile karar verildiğini, dosyada tanık beyanlarından başka yeterli bir delil olmadığını ayrıca Mahkemece aktif dava ehliyeti konusunda hiçbir araştırma dahi yapılmadan karar verildiğini belirterek ve re'sen görülecek eksiklikler nedeniyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucunda Karaman ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 2 18... , 2 38... ve 20, 2 42... ve 75 parsel sayılı sırasıyla 1412.44, 369.18, 2591.30, 16456.77, 730. 47... yüz ölçümlü taşınmazlar 20 yılı aşkın zamandır ...’nın zilyetliğinde bulunduğu ancak taşınmazın vakıf mallarından olduğu gerekçesiyle kadastro tutanağının beyanlar hanesine ...’nın işgalinde bulunduğu şerhi yazılmak suretiyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazlarda 1967 yılına kadar davacı taraf lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek kabul kararı verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm için yeterli bulunmadığı gibi çekişmeli 2 42... ve 75 parsel sayılı taşınmazlar hakkında varılan sonuç da dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Somut olayda; kültür arazisi olarak kullanılan ve hayrat niteliği bulunmayan ... Vakfı niteliğindeki dava konusu taşınmazların, zaman bakımından uygulanması gereken mülga 743 sayılı Yasa'ya 13.07.1967 tarihinde eklenen 81/B maddesine göre 13.07.1967 tarihi itibari ile olağanüstü zilyetlik koşullarının gerçekleşmesi halinde kazanımının mümkün olduğu, Jeodezi ve Fotogrametri uzmanı bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan rapora göre çekişmeli taşınmazlardan 2 42... ve 75 parsel sayılı taşınmazların sınırlarının 1970 yılı hava fotoğrafında oluşmadığı, taşınmazların kullanılmadığı ve ziraat bilirkişi raporuna göre taşınmazların 1988 yılında bahçe olarak kullanılmaya başlandığı belirtildiğinden mahalli bilirkişi ve davacı tanık beyanlarında taşınmazların davacı tarafından bahçe haline getirilmeden önce davacının babası tarafından önce tarla olarak kullanıldığı belirtilmiş ise de hava fotoğrafına değer verilerek davacı tarafın Kanun'da aranan 1967 yılından geriye doğru 20 yıllık zilyetlik süresinin ispat edilemediği, bu sebeple taşınmazlar hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, zilyetliğin başlangıç süresinin hatalı değerlendirilmesi isabetsiz olmuştur.
Çekişmeli diğer taşınmazlar hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince; 1970 tarihli hava fotoğrafında 2 38... ve 20 parsel sayılı taşınmazların sınırlarının oluştuğu, çekişmeli 2 18... parsel sayılı taşınmazın dava dışı 2 18... parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün olarak sınırlarının oluştuğu belirtildiğinden, sınırda bulunan 2 18... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı ve tapu kaydı getirtilerek kimin adına kayıtlı olduğu ve vasfının ne olduğunun belirlenmesi gerekir. Daha önce Yargıtay incelemesinden geçen dava dosyalarında dava konusu taşınmazların bulunduğu köyde 1959 yılı hava fotoğrafının incelenmiş olması nedeniyle dosyada sadece 1970 tarihli hava fotoğrafının incelenmesi, yine mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında nizalı taşınmazlarda 2002 yılından bu yana herhangi bir kullanım olmadığı, ziraat bilirkişi raporuna göre taşınmazlardaki eğimin %30 yüksek eğim olduğu belirtildiği halde hangi nedenle kullanıma ara verildiği, bu kullanmama durumunun iradi terk sayılıp sayılmayacağı hususu da tartışılmamıştır.
O halde; Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile 2 18... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı, varsa dayanak belgeler ile tapu kaydı ilgili yerlerden getirtildikten sonra yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin terk edilip edilmediği, edilmiş ise terkin ne kadar sürdüğü ve iradi olup olmadığı hususları tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, çekişmeli taşınmazlarda davacının zilyetliği söz konusu ise son yıllarda hangi nedenle kullanıma ara verildiği, bu kullanmama durumunun iradi terk sayılıp sayılmayacağı hususları tartışılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, taşınmazların değişik yönlerden çekilecek fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, bundan sonra dava konusu taşınmazlarda 743 sayılı Mülga Türk Kanunu Medenisi'nin 81/B maddesinin yürürlüğe girdiği 13.07.1967 tarihinden önce zilyetlikle iktisap koşullarının davacı taraf lehine oluşup oluşmamasına göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı harçtan muaf bulunduğundan ve peşin harç alınmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.