Hazinenin Suriye uyruklu mirasbırakanın vefatı sonrası 1939 tarihli kararnameye aykırı yapılan taşınmaz satışlarının tapu iptali ve hazine adına tescili davası.
Özet: Hazine, Suriye uyruklu bir şahsın vefatından sonra, 1939 tarihli kararnameyi bertaraf etmek amacıyla kardeşlerine yapılan taşınmaz satışının geçersiz olduğunu, işlemde usulsüzlükler bulunduğunu ve tapunun iptaliyle hazine adına tescilini talep etmiştir; ancak ilk derece mahkemesi, davalı belediyenin taşınmazları kamulaştırma yoluyla iyi niyetli üçüncü taraf olarak elde etmesi ve kamu yararı amacını taşıması nedeniyle, tapu kaydının iptali talebini reddetmiştir.

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/8 E., 2024/30 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2019/22 E., 2019/204 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı Hazine vekili; ...'ın (...) Suriye uyruklu ... ... ile evli ve sağ olduğunu, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 1993/225 Esas, 1993/232 Karar sayılı veraset ilamı ile Suriye makamlarından alınarak bu ilama dayanak olarak kullanılan belgelerde ise 12.02.1988 tarihinde vefat ettiğini, ...'ın davaya konu olan Hatay ili, ... ilçesi, ... köyü 1 ve 2 parsel, ... köyü 2, 4, 6, 10, 11, 14, 15, 17, 18, 22, 23, 26, 35, 37, 38 parsel, ... köyü 9, 10, 11, 12, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21 parsel, ... Mahallesi 282, 283, 284, 285, 286, 287, 288, 289, 291, 292, 293, 294, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 303 parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerinin tamamı ile veraseten iştirak paylarının tamamının 10.07.1997 tarih ve 980 yevmiye numaralı işlem ile satıldığı, satış senedi eklerinin incelemesinde ...'ın nüfus cüzdan seri ve numarasının yazılmadığı, ...'ın satış işleminde mühür ve parmak izi kullanıldığı halde yasal zorunluluk olmasına rağmen satışa iki tanığın iştirak ettirilmediği, satışa konu parsellerin bir kısmında kamulaştırma şerhleri bulunduğu ve buna rağmen satışa konu edildiğinin görüldüğünü, 13.01.1939 tarih ve 2/10250 sayılı Kararname ile Suriyelilere ait taşınmazların T.C. uyruklu mirasçıları da dahil olmak üzere başkalarına ipotek ve mülkiyet devri yapılmaması gerektiğini, ...'ın Suriye vatandaşı olduğunu ve taşınmazlara Hazinece el konulması gerektiğini, satış işleminin hükümsüz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile ... adına tesciline ve 1062 sayılı Yasa şerhi konulmasına karar verilmesini istemiş, Mahkemece 22.01.2019 tarihli karar ile 282, 2 83... parseller yönünden dosyanın tefrikine karar verilerek eldeki dosya esasına kaydedilmiş, 07.02.2019 tarihli 1. celse ise 300 parsel yönünden ifraz edilen 3261, 3273, 3274, 3275, 3276, 3277, 3280, 3282, 3283, 3296, 3298, 3299, 3300, 3302, 3303, 3304, 3305, 3306, 3307, 3308, 3309, 3310, 3311, 3312, 3313, 3314, 3315, 33 16... sayılı parseller yönünden ve 282 sayılı parselin ifrazından doğan 4133 sayılı parsel yönünden daha evvel Mahkemenin 2018/262 Esas sayılı dosyasında karara bağlandığından yeniden inceleme yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş, Mahkemece taşınmazın yeni malikleri yönünden davaya ne şekilde devam edileceği hususunda HMK'nın 125. madde gereği davacı tarafa verilen sürede ise davacı Hazine vekili tarafından yeni maliklerin dahil edilmemesi talep edilmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili; taşınmazları ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/178 Esas, 1997/50 Karar sayılı dosyası ile kamulaştırma yoluyla elde ettiğini, kamulaştırılan taşınmazların maliklerinin Suriye uyruklu olması nedeniyle davaya Hazinenin dahil edilmesiyle neticelendiğini, taraf sıfatlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.04.20 19... /22 E., 2019/204 K. sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazlarda pay sahibi ...'ın Suriye uyruklu ... ... ile 01.08.1954 tarihinde evlililik yaptığı, bu evlilikten yedi çocuğunun dünyaya geldiği, 12.02.1988 tarihinde vefat etmesine rağmen Türkiye'de kalan taşınmazlarının 10.07.1997 tarihinde kardeşlerine satıldığı, davacı tarafça ... yahut mirasçılarının Suriye uyruklu olmaları nedeniyle kardeşlerince işlemde dublör kullanılarak henüz şerh işlenmemiş taşınmazların kendilerine devri ve özellikle yasaya karşı hile yolu ile yasaklanan amaca dolaylı olarak ulaşmak istedikleri ve yasa koyucunun anılan yasa ile güttüğü amacın gerçekleşmesini ve taşınmazlardaki tasarruf hakkının kısıtlanmasını önledikleri iddia edilmekle, her ne kadar satış ve dava tarihi itibarıyla ...'nin Türk vatandaşı olsa da korunması gereken hak ...'dan mirasçılarına ve dolayısıyla Hazineye intikal eden tasarruf yetkisi olması dolayısıyla davacının dava açmakta hukuki yararı ve taraf sıfatı olduğu, yolsuz tescilin varlığı esas dosyada araştırılmakla beraber yolsuz bir tescilin mevcut olduğu kabul edilse dahi satış işleminin tarafı olmayan davalı ... Belediyesinin üçüncü kişi konumunda olduğu, davalı İdarenin amacı kamu yararı olup iyi niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 20.09.2024 tarihli ve 2024/8 E., 2024/30 K. sayılı kararıyla; taşınmazların ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/178 Esas ve 1997/50 Karar sayılı ilamı ile davalı ... Belediyesi lehine kamulaştırılma kararı ile edinildiği, kayıt maliki ... (...)’ın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup Suriye uyruklu ... ... ile evlendiği, malikin vatandaşlıktan çıkartıldığına dair bir kayda rastlanılmadığı, davalının kamulaştırma kararı sonrası bedelini ödeyerek hükmen tescil yoluyla taşınmazları elde ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz NedenleriDavacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verildiğini, ...’ın Suriye uyruklu olduğunu, ölüm tarihinden sonra dublör kullanılarak taşınmazların devredildiğini, 1062 sayılı Yasa uyarınca 13.01.1939 tarihinden sonra başka bir uyruğa geçseler dahi taşınmazlarına Suriye uyruklu ad ve itibar edilmesi gerektiğini, tasarrufun usulsüz olduğunun açık olduğunu, iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalının durumu bilebilecek konumda olduğunu, kadastro kayıtlarında Suriye uyruklu olduklarının görüldüğünü belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Dosya içeriğinden; Türk vatandaşı olan ...’ın 01.08.1954 tarihinde Suriye uyruklu ... ... ile evlendiği ve çocuklarının olduğu, 12.02.1988 tarihinde ölümü ile müşterek çocukları ... ..., ... ..., ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ve ...’ın mirasçı olarak kaldığı, Hatay ili ... ilçesi ... mahallesi 282, 2 83... parsel sayılı taşınmazlarda 9/120’şer payın ... oğlu ... ... adına kayıtlı iken mirasçısı kızı ...’ın iştirak payının 10.07.1997 tarihinde kardeşleri ... ..., ..., ... ve ...’e satış suretiyle devredildiği, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.03.19 97... /178 Esas, 1997/60 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların kamulaştırıldığı ve davalı adına tesciline karar verildiği, kararın 15.09.1997 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.Somut olayda; dava 29.01.2010 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/44 E. (... 2. AHM 2016/184 E.) sayılı dava dosyası ile bir çok davalı ve taşınmaza ilişkin olarak açılmış olmakla, Mahkemece taşınmaz ve malik sayısının çokluğu, her malikin ayrı ayrı savunmalarda bulunması, taşınmazların ifraz edilerek bir çok parsele ayrılması ve el değiştirmesi sebebiyle davanın yürütülmesinin güçleştiği ve yargılamanın uzadığından taşınmazlara göre tefrik kararı verildiği, 22.01.2019 tarihli karar ile 282, 2 83... parsel sayılı taşınmazların asıl dosyadan tefriki ile eldeki davaya konu olduğuna ilişkin 28.01.2019 tarihli tensip zaptı düzenlendiği, asıl dosyada 19.07.2018 tarihli karar ile 3261, 3273, 3274, 3275, 3276, 3277, 3278, 3279, 3280, 3282, 3283, 3296, 3298, 3299, 3300, 3302, 3303, 3304, 3305, 3306, 3307, 3308, 3309, 3310, 3311, 3312, 3313, 3314, 3315, 3316, 3620, 36 50... sayılı parsel sayılı taşınmazlar yönünden tefrik kararı verildiği, 2 82... parselden geldiği anlaşılan bu taşınmazların ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/262 E., 2018/463 K. sayılı dosyasında karara bağlanıp Dairenin 2024/2215 E., 2024/5832 K. sayılı onama kararı ile kesinleştiği, eldeki davada 07.02.2019 tarihli celse bu taşınmazlar yönünden inceleme yapılmadığının belirtildiği, 14.02.2019 tarihli keşif neticesinde alınan bilirkişi raporunda ise 65 adet güncel taşınmazlar yönünden değerlendirme yapıldığı, İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararda tefrik edilen ve eldeki esasa kaydı yapılan taşınmazların 282, 2 83... olduğu belirtilmekle birlikte kararın son kısmında dava konusu taşınmazların 284, 2 85... parseller (bu taşınmazlar ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/261 E., 2018/464 K. sayılı dosyasında karara bağlanıp Dairenin 2024/4980E., 2024/6631K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği) olduğunun, Bölge Adliye Mahkemesi kararında ise 283 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olduğunun belirtildiği görülmektedir.Hemen belirtilmelidir ki, tefrik kararı verilen kök 282, 2 83... parsel sayılı taşınmazların ifraz, tevhit, imar işlemleri ile bir çok yeni parsele gittiği 21.01.2019 tarihli Tapu Müdürlüğü yazı cevabından anlaşılmakla, Dairenin 11.12.20 24... .09.2025 tarihli geri çevirme karar ve yazısı ile taşınmazların ilk tesisinden itibaren tedavüllü tapu kayıtlarının (özellikle birbirini takip edecek şekilde tapu kütük sayfaları, akitler, hüküm, ifraz vs. evrak) ilgili Tapu Müdürlüğünden temin edilmesi talep edildiği halde eksikliklerin tam ve eksiksiz olarak tamamlanmadığı, özellikle 283 parselin gittiği taşınmazların tespit edilemediği, dava konusu edilen taşınmazlar tespit edilmeksizin kök parseller üzerinden ve çelişki oluşturacak şekilde sonucu gidilmesi doğru olmadığı gibi asıl dosyadan tefrik suretiyle oluşan çok fazla dosyanın bulunduğu da gözetildiğinde bu şekilde kesin hüküm ve derdestlik denetimi yapılmasının da mümkün olmadığı açıktır.Hal böyle olunca, eldeki davada dava konusu olan taşınmazların tam ve eksiksiz şekilde tespit edilmesi suretiyle yargılama yapılarak hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.VI. KARARDavacı Hazine vekilinin değinilen yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Bozma sebebine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.