İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde, inşaat işinde kalıp ve demir ustası olarak çalışan davacıların ticari hizmet sözleşmesinden doğan ücret, ihbar ve fazla mesai alacakları davası.
Özet: Bu dava, davacı işçilerin bir inşaat projesinde kalıp ve duvar ustası olarak çalıştıkları davalı şirket aleyhine, iş sözleşmelerinin haksız feshedilmesi ve ödenmeyen ücret, ihbar tazminatı, fazla mesai ile tatil ücreti alacaklarının tahsili talebiyle açılmıştır. Davacılar, günlük yevmiye veya götürü usulde çalıştıklarını, ücretlerinin eksik ödendiğini veya hiç ödenmediğini, belirli tatillerde çalıştıklarını iddia ederken; davalı şirket, demir işinin davacılarla götürü usulde anlaşıldığını, iddia edilen tüm ödemelerin yapıldığını, davacıların gönüllü olarak işten ayrıldığını ve alacak taleplerinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C.

İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/352
KARAR NO : 2018/1042
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/12/2017
KARAR TARİHİ: 16/10/2018
Mahkememize görevsizlik kararı ile gönderilen dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda;
İDDİA ;
Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkillerinin asıl işveren olan davalının yüklenicisi olduğu inşaat işinde kalıp ve duvar ustası olarak 10/10/2015 tarihinde işe başladıklarını, bir ay önceki işverenin işi terk etmesinden sonra ara vermeden aynı iş yerinde davalı şirket nezdinde çalışmaya devam ettiklerini, davalı şirketin 27/06/2016 tarihinde müvekkillerine “geçmişe yönelik olarak da herhangi bir alacaklarının olmadığına ilişkin ibraname imzalamaları halinde kendisinin işveren olarak bulunduğu dönemden kalma alacaklarını ödeyeceğini, aksi halde inşaatı terk etmelerini” söyleyerek iş sözleşmesinin bildirimsiz olarak feshettiğini, müvekkillerinin davalı şirket nezdinde sabah saat: 08:00’den akşam 17:00’ye kadar haftada 7 gün çalıştıklarını, öğlen arasında bir saat yemek molası, günde iki defa 15 dakikalık çay molası verdiklerini, yol ve yemek yardımı yapılmadığını, dini bayramlarda,... bayramında çalışılmadığını, kurban bayramının ilk 3 günü çalışmadıklarını 4. gün çalıştıklarını, resmi bayramlar ile genel tatil günlerinin tamamında çalıştıklarını, müvekkillerinin kalıp ustası olarak günlük 130,00 TL net yevmiye ile çalıştıklarını, ücretlerinin elden ödendiğini, toplamda her birinin 90 günlük yevmiye alacaklarının kaldığını, ücretlerinin elden ödendiğini ve asgari ücret miktarı için müvekkillerine bordro imzalatıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir müvekkili için net 11.700,00 TL ücret alacağı, 3.600,00 TL net ihbar tazminatı, 1.000,00 TL net fazla mesai ve 200,00 TL tatil ücret alacağı olmak üzere her biri için ayrı ayrı toplam 16.500,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 02/10/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile; 11.700,00 TL ücret alacağını 70.000,00 TL olarak ıslah ettiklerini, diğer kalem alacaklarının devam ettiğini belirtmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; müvekkilinin günlük net 130,00 TL yevmiye ile çalıştığı, 62 günlük yevmiye alacağının ödenmediği iddiası ile dava açılmış ise de; dinlenen tanık anlatımları ve raporda varılan tespitlerden “müvekkilinin günlük yevmiye ile değil, takım lideri olduğu, bazen 5 kişi bazen de daha fazla kişi ile birlikte çalıştığı, bu çalışmasını götürü usule göre ücretlendirdiği, inşaatın demir döşeme işini m2 bazında ve m2’si 12,50 TL’den yaptığı” hususunun anlaşıldığını, işi bırakıp giden taşeron ...’nün hak ettiği paralardan 20.000,00 TL’nin ödenmediğini, müvekkilinin yaklaşık 50.000,00 TL alacağının ödenmediğini belirtmiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacılardan ...’un 02/02/2016-24/06/2016, ...’ın 09/03/2016-03/04/2016, ...’ın 02/02/2016-15/04/2016 ve ...’ın 09/03/2016-03/04/2016 tarihleri arasında davalı nezdinde inşaat demir imalatı işinde çalıştıklarını, davacıların alt işveren nezdinde ne zaman işe başladıklarına ilişkin ellerinde bir belgenin bulunmadığını, bir kişinin 8 ay boyunca hiç ücret almadan çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı ...’a çalışmaya başlar başlamaz imzası karşılığında 06/02/2016 tarihinde 9.175,00 TL ödeme yapıldığını, devam eden haftalarda da imzası karşılığı ödemelerin devam ettiğini, ödemeler toplam tutarının davacılar için 92.225,00 TL’ye ulaştığını, müvekkili ile davacılardan ...’un inşaatın tüm demir işinin götürü usulde ... tarafından yapılması konusunda anlaşmaya vardıklarını, anlaşma uyarınca kararlaştırılan bedelin her hafta sonu yapılan imalata göre ...’a teslim edildiğini, müvekkilinin ayrıca ...’a 880,00 TL, ...’a 440,00 TL ...’a 9.770,00 TL ödeme yaptığını, yani demir imalat bedelinin tamamının müvekkilinden tahsil edildiğini, davacıların tamamının çalışmasının kesintili olduğunu, çalışma süresi içinde hiç dini bayram yaşanmadığını, resmi bayramlarda ve genel tatil günlerinde çalışma yapılmadığını, fazla mesai yapılmadığını, davacıların günlük yevmiyesinin 130,00 TL olmadığını, ihbar tazminatı isteklerinin yersiz olduğunu, inşaattaki demir işi sona erdiğinde davacıların kendi istek ve kararları ile iş yerinden ayrıldıklarını, davacıların çalışma şartlarının, ücretlerini ve çalışma sürelerinin birbirinden farklı olduğunu, bu nedenle davaların ayrılması gerektiğini belirterek, ayırma kararı verilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; alacak davasıdır.
Dava dosyası İzmir ... İş Mahkemesi’nin 25/12/2017 tarihli, ... Esas ve...Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilmiştir.
Bundan öncesinde dört davacı tarafından davalı şirket hakkında İzmir...İş Mahkemesi’nde açılan ...Esas sayılı davanın 12/10/2016 tarihinde yapılan duruşmasında; “bu davanın davacı ... yönünden sürdürülmesine, diğer davacıların davasının bu davadan tefriki ile her biri için ayrı ayrı esasa kaydının yapılmasına” karar verilmiştir.
Aynı mahkeme tarafından 14/12/2016 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlığın; “asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı, davacının iş sözleşmesinin hangi tarafça feshedildiği, feshin geçerli ve haklı olup olmadığı, ihbar tazminatları ile dava dilekçesinde belirtilen miktarda ücret alacağı, fazla mesai çalışması, ulusal bayram-genel tatil çalışmalarının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu, davacının davalıya ait iş yerinde hangi tarihte çalışmaya başlayıp çalışmasının hangi tarihe kadar sürdüğü, çalışma gün ve saatleri ile ücret seviyesinin ne olduğu, hizmet sözleşmesinin ne şekilde ve hangi tarafça sona erdirildiği, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı’ konularında olduğu belirlenmiştir.
Mahkemece tarafların gösterdikleri tanıklar dinlenmiştir.
Davacı tanığı ... anlatımında; kendisini işe davacının aldığını, günlük net 110,00-TL ücretini davacının ödediğini, davacının şirketten demir işini götürü olarak aldığını (duyduğunu), kendisinin de çalıştığını, davacı işi götürü usulde aldığı için belirli bir maaşı olmadığını, davacının ne kadar kazandığını bilmediğini bildirmiştir.
Davacı tanığı ... anlatımında; davacı ...’ın da inşaatın demir işini metre bazında götürü usulde yüklendiğini, ...’ın kendisi de demir işini yapmak suretiyle çalıştığını, davacının çalıştırdığı kişi sayısının 10’a yakın olduğunu, davalı şirketin Tınaztepe’de 12’şer katlı üç blokluk bina inşaatının olduğunu, davacı işi götürü aldığından belirli bir maaşının olmadığını, ne kadar kazandığını bilmediğini bildirmiştir. Davalı tanığı ... anlatımında; davacının metrekare hesabı çalıştığını, yanılmıyorsa metrekaresinin 12,5-TL olduğunu, davacı-...-... ve...'ı da yanında çalıştırdığını, davacının bir bakıma...’ın taşeronu gibi olduğunu,...’ın demirin parasını davacıya ödediğini, davacının diğer işçiler ..., ... ve...’ın patronu olduğunu, onların ücretini davacının verdiğini, onlara ne kadar ücret verdiğini bilmediğini bildirmiştir.
Davalı tanığı ... anlatımında; davacının bir bakıma...’ın taşeronu gibi olduğunu,...’ın demirin parasını davacıya ödediğini, davacının diğer ..., ... ve...’ın patronu olduğunu, onların ücretini davacının ödediğini, ne kadar ücret verdiğini bilmediğini bildirmiştir.
Dava dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi ... raporunda özetle; davacının işçi değil, davalı şirketin inşaat işinin bir kısmını götürü olarak üstlenen bir serbest çalışan veya alt işveren olduğunu kabulü halinde davanın görev yönünden reddi gerektiğini, bu takdirde iş sözleşmesine dayalı alacak isteyemeyeceğini, ancak davalının üzerinden sigorta bildirimleri ile ve onun iş yeri organizasyonuna dahil olarak mesai saatleri içinde işverenin gözetim ve denetimi altında çalışması diğer işçiler gibi puantaj çizelgeleri ile takip edilerek periyodik ödenen ücret karşılığında şahsen iş görme borcunu yerine getiren davacının ayrı bir iş yeri tescil kaydının bulunmadığını, diğer işçiler ile arasında hizmet sözleşmesi olmadığından ve böyle bir iddia ileri sürülmediğinden davacının alt işveren sıfatından da söz edilemeyeceğini, davacı ile davalı arasında yazılı bir alt işverenlik sözleşmesinin veya eser sözleşmesinin bulunmadığını, davacının işin yürütülmesinde diğer işçilerin sevk ve idaresinde görev alıp temsil yetkisi kullanmasının işçi sıfatına halel getirmeyen işveren vekilliği niteliğinde olduğunu, İş Kanunu'nun ...maddesinde takım sözleşmesine göre birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen bu işçilerden birinin takım kılavuzu sıfatıyla işveren ve sözleşme yapabileceğinin düzenlendiğini, davalının da davacının işçi, kendisinin işveren sıfatıyla hareket eden açıklamalarda bulunduğunu bildirmiş ve buna göre alacak hesabını yapmıştır.
Mahkemece “tanık anlatımları ve dava dilekçesi içeriği ile davalı işveren tarafından devir işi karşılığı yapılan ücretlerin tümünün davacıya ödenmesi ve tanıkların... ve...’ın patronunun davacı olduğuna ve davacının belirli bir ücretinin olmadığına, inşaatın devir işini davacının üstlendiğine ilişkin beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacı ile davalı arasındaki ilişkinin yüklenici taşeron ve asıl işveren ilişkisi niteliğinde olduğu davaya bakma görevinin ticaret mahkemesinin görev alanına girdiği ‘ gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Davacı vekili 21/09/2017 tarihli duruşmada; demir işinde yapılan ödemeleri kabul ettiklerini, inşaatın tüm demir işini m2 birim fiyatı üzerinden toplam 21 işçi çalışarak yaptıklarını, başlangıçta işçilerin ..., ...şirketinin işçisi olarak demir işini yaptıklarını, ...’nün iflas ettiğini söyleyerek inşaatı bıraktığını, davalı şirket yetkililerinin “siz demir işini bitirin, ...’nün bize istihkak alacakları vardır oradan ...’nün borcu ve bize olacak çalışmalarınızı ödeyeceğiz” dediklerini, işçilerin de çalışmalarını sürdürdüklerini, hesap yaptıklarını, ... dönemine ilişkin borçlarının olmadığını söylediklerini, bu nedenle eksik ödeme yapıldığını, 13/11/2017 tarihli duruşmada; yazılı sözleşme yok ise de ...’un davalının inşaatının demir işini m2’si 12,5 TL üzerinden yaptığını, buna göre alacakların hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin yanında işçi çalıştırdığını, diğer davacılar ile beraber çalıştıklarını, müvekkilinin takım lideri olduğunu, tüm inşaat ve demir işinin 12,5 TL'den hesaplanıp ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin fiilen demir işinde çalıştığını, diğer 3 işçiye müvekkili ödeme yapacak ya da müvekkilinin ücret alacağından mahsup işlemi yapılacak olduğunu belirtmiştir
Davalı vekili; davacının takım lideri olmadığını, normal demir işçisi çalışan olduğunu, sigortalı çalıştığını belirtmiştir.
Davacı vekili; müvekkilinin yapmış olduğu iş karşılığı hak ettiği ücretin hesaplanmasını ve ödenenlerin mahsup edilerek kalan ücretin belirlenmesini istemiştir.
Mahkememizce davacının tacir mi yoksa esnaf mı olduğu hususun belirlenmesi amacıyla araştırma yapılmıştır.
Vergi Dairesinden gelen yazı cevabında; davacının 04/05/2009 tarihinde spor salonu işletmeciliğine başladığı, 31/05/2009 tarihinde terk ettiği, ödevli işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiştir. İzmir Ticaret Odası'ndan, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden ve Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden verilen cevaplarda ise; davacının kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir.
İncelenen tüm dosya içeriğine göre; dava dosyası her ne kadar görevsizlik kararı ile birlikte mahkememize gönderilmiş ise de; diğer işçilerin ücretlerini ödemiş olması davacının taşeron olduğu sonucunu doğurmayacağından, kaldı ki davacı, davalının sigortalı çalışanı durumunda olduğundan, davacının kendi iş yeri kaydı bulunmadığından, diğer işçiler ile arasında hizmet sözleşmesi de olmadığından, bu nedenle davacının alt işveren sıfatından da söz edilemeyeceğinden, kaldı ki bilirkişinin de belirlediği şekilde davacı ile davalı arasında alt işverenlik sözleşmesi ya da eser sözleşmesi bulunmadığından ve davacının dava konusu işin yürütülmesinde diğer işçilerin idaresinde temsil yetkisi kullanması şeklindeki işlemlerinin "işçi" sıfatını ortadan kaldırmayacağından, taşeron olduğu kabul edildiğinde davalı üzerinde sigortasının bulunmuş olması da olağan olmadığından, bu çerçevede de davacının tacir olmadığı ve taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olduğu anlaşıldığından, aksinin kabulü halinde dahi İş Mahkemeleri değil Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olacağından, göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, ortaya olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından uyuşmazlığının çözümlenmesi için dava dosyasının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
Davaya bakmaya mahkememizin değil, İş Mahkemesi’nin görevli olduğu anlaşıldığından, göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın ... sayılı ...’nın ...maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
... sayılı...’nın ... maddesi uyarınca kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde İzmir ... İş Mahkemesi ile mahkememiz arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümlenmesi için dava dosyasının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi Başkanlığı’na gönderilmesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/10/2018
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır