Hırsızlık suçunda sanığın süresinde gerekçeli temyiz dilekçesi sunmaması nedeniyle isteminin reddi ve katılan vekili lehine vekalet ücreti eksikliğinin düzeltilerek hükmün onanması.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının temyiz incelemesinde, sanığın temyiz istemi gerekçeli dilekçe sunulmaması nedeniyle reddedilirken; kovuşturma aşamasından haberdar edilmeyen ve katılan sıfatı verilen suçtan zarar gören vekilinin vekalet ücreti hükmedilmemesine yönelik temyiz talebi kabul edilerek, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 9.200,00 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesi şeklinde ilk derece mahkemesi hükmünün düzeltilmesi suretiyle, bölge adliye mahkemesi kararının bu düzeltmeyle birlikte onanmasına karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2024/4949 E.  ,  2025/19252 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/828 E., 2023/3726 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
I-Sanığın temyiz isteminin incelenmesinde
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 21.09.2023 tarihli ve 2023/828 Esas, 2023/3726 Karar sayılı kararının, sanık ve suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;
Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın yokluğunda verilip 27.10.2023 tarihinde tebliğ edilen karara yönelik, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 291/1. maddesinde belirlenen kanunî süre içerisinde 30.10.2023 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak aynı Kanun’un 295/1. maddesinde öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, REDDİNE,
II-Suçtan zarar gören vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince
Suçtan zarar gören ...’nın kovuşturma aşamasından haberdar edilmediği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.10.2010 tarih, 2010/9-149 Esas ve 2010/205 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere müştekinin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görüldüğünden, CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca 13.02.2024 tarihli temyiz dilekçesinin katılma talebi niteliğinde olduğu kabul edilerek suçtan zarar gören ...’nın davaya katılan sıfatıyla kabulüne karar verilmekle yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği ve yukarıda belirtilen gerekçeyle temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan kurum vekilinin temyiz isteminin, sadece vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek, vekâlet ücreti ile ilgili yapılan sınırlı incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. maddesinde yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekil ile temsil edilen katılan lehine bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan kurum lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan kurum vekilinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 21.09.2023 tarihli ve 2023/828 Esas, 2023/3726 Karar sayılı istinaf başvurularının esastan reddine yönelik hükmünün 5271 sayılı Kanun'un 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince Tebliğname'ye değişik gerekçeyle uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 303/1-h maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2022 tarihli ve 2019/247 Esas, 2022/846 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasına; "Katılan kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9.200,00 TL maktu vekâlet ücretinin sanıktan alınarak katılan kuruma verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usûl ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİ ile hükmün ONANMASINA, dosyanın 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi gereğince Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.