Hukuk müşavirliği sözleşmesine dayalı avukatlık ücreti alacağı davasında Yargıtay bozması sonrası haksız azil tespiti ve taleplerin yeniden incelenmesi.
Özet: Bu hukuki metin, avukatlar ile eski müvekkilleri arasında haksız azil ve ödenmemiş vekalet ücreti anlaşmazlığını konu almaktadır; ilk olarak yerel mahkemece reddedilen dava, Yargıtay tarafından sözleşme hükümleri ve azlin haklı olup olmadığı yönünden değerlendirme eksikliği nedeniyle bozulmuş, bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda ise avukatların azlinin haksız olduğu ve vekalet ücreti taleplerinin detaylı incelenmesi gerektiği tespit edilmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2025/1372 E.  ,  2025/5437 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/28 E., 2024/118 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı ile 05.08.2009 tarihinde hukuk müşavirliği iş ve ücret sözleşmesi imzaladığını, 07.08.2009 tarihli vekaletname ile de vekil tayin edildiğini, yeni yönetim kurulu tarafından azledildikleri 18.10.2012 tarihine kadar davalının icra takipleri ve dava dosyalarını takip ettiğini, sözleşme gereğince davalının vekalet ücretlerini ödemediğini, ayrıca 24.09.2012, 04.09.20 12... .08.2012 tarihli serbest meslek makbuzlarının davalıya süresi içinde teslim edilmiş olmasına rağmen bu makbuzlar karşılığı ödenmesi gerek hukuk müşavirliği ücretlerinin de ödenmediğini, yapılan azlin haksız olduğunu ileri sürerek; belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 2.940,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, 02.10.2014 tarihli dilekçe ile talebini 198.627,75 TL'ye yükseltmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı avukatların, birlikten aylık hukuk müşavirliği ücreti dışında ücret istemeyecekleri ve avukatların tahsil ettikleri dosyalardan alacakları karşı taraf vekalet ücretlerinin başarılı olunması halinde avukatlara ait olacağı hususunda davacı avukatlarla anlaşıldığını, bu anlaşmaya göre birlikten vekalet ücreti talep edilmesinin mümkün olmadığını, bu kapsamda da davacıların 4 yıl boyunca ücret istemediklerini, kendilerine düzenli olarak hukuk müşavirliği ücreti ödendiğini, davacıların bazı dosyaları uzun süre takipsiz bıraktığını, bazı dosyalarda alınan taahhütlerde işleyecek faizden feragat ederek birliği faiz gelirinden mahrum bıraktıklarını, Ankara 2. ve 7. İş Mahkemelerinde görülen davalarda en temel itiraz olan görev itirazında dahi bulunmadıklarını, davacıların birliğin eski başkanı ...’ın da şahsi avukatlığını yaptıklarını, birlik ile ...'ın menfaatlerinin çatışmakta olduğunu, bu nedenlerle davacı avukatların haklı olarak azledildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 08.10.2015 tarihli kararıyla; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede davacı avukatların davalıdan alacakları vekalet ücreti konusunda bir açıklık olmadığı, 12. maddede yer alan düzenlemenin karşı taraftan tahsil edilecek vekalet ücretine ilişkin bir düzenleme olduğu, 13. maddenin ise açık bir düzenleme getirmediği, taraflar arasındaki anlaşmanın aylık hukuk müşavirliği ücreti ile karşı taraftan tahsil edilecek vekalet ücretine ilişkin olduğu, davacıların uzun bir süre davalıdan vekalet ücreti istemeyerek davalı tarafa güven verdiği, azilden sonra davalıdan vekalet ücreti istenmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı; davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 21.12.2016 tarihli ilamıyla; taraflar arasında imzası itiraza uğramayan yazılı bir sözleşme olduğu, sözleşme hükümlerinin değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiği, Mahkemece tanık beyanları da gözetilerek taraflar arasındaki anlaşmanın aylık hukuk müşavirliği ve karşı taraftan tahsil edilecek vekalet ücreti dışında davacıların davalıdan başkaca bir vekalet ücretinin istenemeyeceği hususunun kabulünün yerinde olmadığı, bununla birlikte davalının azle ilişkin savunmaları değerlendirilerek davacıların azlin haklı olup olmadığı hususunun belirlenmesi gerektiği, ayrıca davacıların aylık hukuk müşavirliği ücretine ilişkin taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; azlin haklı olup olmadığı ve davacıların alacağının tespiti için alınan raporda; dosyaların bir kısmının azil tarihi olan 18.10.2012 tarihinden önce haricen veya icra dairesine yapılan ödemeler ile tahsil edildiği, haricen tahsil veya infaz olarak dosyaların kapatıldığı; dosyaların bir kısmının takipsizlik ile kapatılmış olduğu, ancak çoğunluğunun 6111
sayılı yasanın yürürlük tarihinden sonra 16.12.2011 tarihinde işlemden kaldırıldığı, işlemden kaldırılan dosyaların sonrasında yenilenmemesi nedeniyle bundan
kaynaklı yeniden harç ve masraf yatırılmadığı, icra dosyalarında faizden feragate yönelik bir belgeye rastlanmadığı, Ankara 2. ve 7. İş Mahkemelerinde görülen davalara ilişkin davacıların azlini gerektirir bir hususun ispatlanamadığı, davacıların Birlik Başkanının şahsi avukatlığını da azil tarihinden sonra yaptıkları, bu sebeple menfaat çatışmasından bahsedilmeyeceği, davacı avukatlarının azlinin haksız olduğu, 2012/7-8-9. aylara ilişkin aylık 980 TL müşavirlik aylık ücret alacağının bulunduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 130.395,84 TL kukuk müşavirliği ve vekalet ücreti alacağının 2.940,00 TL'sinin dava tarihinden, geri kalan 127.455,84 TL'sinin ıslah tarihi olan 02.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiş, karara karşı; taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili; haksız azil nedeniyle hak edilen avukatlık ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerektiğini, Ankara 7. İş Mahkemesi nezdinde açılan 2011/587 Esas-2013/1269 Karar sayılı tazminat davası için yüzde on ile yüzde yirmi arasında avukatlık ücretinin belirlenmesi gerektiğini, 11 yıldır süren vekalet ücreti alacaklarına ilişkin işbu davada, alacaklarının, yıllar içerisinde ekonomik olarak çok değer kaybettiğini, mahsup işlemi yapılmaksızın, kök raporda belirtilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; davacıların birlikten vekalet ücreti talep etmeden çalışma şartıyla anlaştıklarını, davacıların ikrarı ile sabit olduğu üzere sözleşmenin tadil edildiğini, bu nedenle taraflar arasındaki yazılı sözleşmenin 12... . maddesinin geçerli olmadığını, davacıların azlinin haklı ve zorunlu olduğunu, rapordaki hesaplamaların fahiş olduğunu, mahsubu gereken tüm bedellerin mahsup edilmediğini, bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, dosya kapsamında aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun açık, anlaşılır ve denetime elverişli olmasına, bozmaya uymakla kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumu oluşturan kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılmasına imkan bulunmamasına, davalı tarafından yapılan azlin haksız olmasına, sözleşmenin 14. Maddesinde yer alan düzenlemeye göre yapılan mahsup işleminin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre davacı ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Fazla alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.