Davacı tarafından, Amasyada kadimden beri tarla olarak kullanılan taşınmazın mera vasfı ile yolsuz tescilinin iptali ve adına tescili istemiyle açılan davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddine yönelik kararın temyizi.
Özet: Dava, tapuda mera niteliğiyle kayıtlı bir taşınmazın kadimden beri tarla olarak kullanıldığı, kadastro çalışmaları sırasında usulsüz bir komisyon kararıyla mera olarak sınırlandırıldığı iddia edilerek mera kaydının iptali ile olağanüstü iktisap yoluyla davacı adına tescili talebiyle açılmış; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, taşınmazın 1972de kesinleşen mera vasfı tespiti nedeniyle davacının zilyetliğe ve miras hakkına dayalı mülkiyet iddialarının 10 yıllık hak düşürücü süreyi aştığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş olup, davacı vekili ise komisyon kararının yok hükmünde olduğunu ve yolsuz tescilin hüküm doğurmayacağını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/666 E., 2024/1298 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/142 E., 2023/740 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen dahili davalı Hazine vekili Avukat ... ... ... geldiler. Davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Amasya ili, ... ilçesi, ... (...) köyünde bulunan 1 25... parsel (eski 1007 parsel) sayılı taşınmazın tapuda mera niteliği ile kayıtlı olduğunu, 1007 parsel sayılı taşınmazın 1968 yılında ... köyü kadastro çalışma alanı içerisinde kaldığından kadastro teknisyenliğince yapılan çalışmalar neticesinde tahdit ve tespit işlemlerinin yapılarak parsellere ayrıldığını, bu tarihte ilgili alanın köy halkına paylaştırıldığını ve köy halkı tarafından tarım arazisi olarak kullanılmaya başlandığını, halihazırda da aynı şekilde kullanıldığını, bu paylaşımda dava konusu taşınmazın 1127 parsel numarası ile davacının babası ... adına tahsis edildiğini, davacının babasının ölmesi üzerine yapılan paylaşımla çekişmeli taşınmazın davacıya kaldığını, kadastro çalışmaları tamamlandıktan sonra Hazine tarafından tespite itiraz edilmesi sonucunda Komisyon kararı ile çekişmeli taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiğini, taşınmazın hiçbir zaman mera vasfında olmadığını, kadimden bu yana tarla olarak kullanıldığını, Komisyon kararının taraflara tebliğ ve ilan edilmediğini ayrıca Komisyonun taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak karar verdiğini belirterek çekişmeli 1 25... parsel sayılı taşınmazın mera kaydının iptali ile bilirkişi marifetiyle belirlenecek bölümünün davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAPDahili davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davaya öncelikle husumet, zamanaşımı, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması, taraf sıfatı yokluğu, görev ve yetki, davacının talebinin açık ve belirli olmaması konusunda itirazları bulunduğunu, bu hususların ve davacının İdare ile başkaca davasının olup olmadığının, mecburi dava arkadaşlığı hususunun da araştırılmasını, dava şartlarının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, aynı zamanda kadastro öncesi hak iddiasına dayanan tapu iptali ve tescil davalarının 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olması sebebiyle kadastro tarihinin tespiti ile değerlendirilmesini talep ettiklerini, taşınmazın orta malı mera niteliğinde olması nedeniyle özel mülkiyete konu edilmeyeceğini ve zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davada hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, çekişmeli taşınmazların tapulama sırasında haklarında tutanak düzenlenip mera vasfı ile tespit görüp tespitin 24.07.1972 tarihinde kesinleşmesine, davacının 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra zilyetliğe ve miras hakkına dayanarak mülkiyet iddiasıyla dava açmakla esasen kadastro öncesi nedene dayalı olarak dava açılmış olmasına göre Mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Komisyonca verilen ve usulüne uygun olmayan bir kararla mera vasfıyla sınırlandırıldığını, Komsiyon kararının yok hükmünde olduğunu, ilan ve tebliğ edilmediğini, dava konusu taşınmazın hiçbir zaman mera vasfında olmayıp kadimden beri tarla olarak kullanıldığını, öncelikle yolsuz tescil sebebiyle taşınmazın mera vasfının iptali ile akabinde olağanüstü iktisaba dayalı olarak davacı adına tescilinin talep edildiğini, yolsuz tescilin hiçbir zaman hüküm doğurmayacağını ve her zaman dava açılabileceğinin kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Kadastro sonucunda, Amasya ili, ... ilçesi, ... (...) köyü çalışma alanında bulunan 1007 parsel sayılı taşınmazın 24.07.1972 tarihinde kesinleşen Komisyon kararı sonrasında mera olarak sınırlandırılarak özel siciline kaydedildiği, uygulama kadastrosu sonucunda 1 25... parsel sayılı taşınmazın oluştuğu, eldeki davanın ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 31.03.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen dahili davalı Hazine vekili için 40.000.00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına,Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.