Mirasçıların muris muvazaası iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil davasında, taşınmazın satış bedeli ile rayiç bedel farkı ve murisin ekonomik durumu üzerinde yoğunlaşan bölge adliye mahkemesi incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, muris muvazaası iddiasıyla açılan bir davayı konu almaktadır; davacı, miras bırakanın değerli bir taşınmazını diğer mirasçı olan oğlunun etkisi altında kalarak, kendisini mirasından mahrum bırakmak amacıyla, düşük bedelle ve emanetçi konumundaki bir üçüncü kişiye muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürmüştür. Davalılar, satışın gerçek olduğunu, bedelinin ödendiğini ve miras bırakanın satış anında tam tasarruf ehliyetine sahip olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi, satış bedeli ile rayiç değer arasındaki farkın tek başına muvazaayı ispatlamaya yeterli olmadığı ve miras bırakanın seyahat giderleri gibi meşru harcamaları olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, satış bedeli ile rayiç değer arasındaki fahiş fark ile miras bırakanın taşınmazını satmasını gerektirecek ekonomik bir sıkıntısının olmamasını dikkate alarak ilk derece mahkemesi kararını kaldırmıştır.
1. Hukuk Dairesi         2024/5567 E.  ,  2025/5117 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1487 E., 2024/1799 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/22 E., 2022/101 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı ile davalılardan ... ...'in muris ...'ın mirasçıları olduklarını, murisin son yıllarında oğlu olan davalı ...'in etkisi altında kaldığını, anılan davalının murisi İngiltere'ye götürdüğünü, kimseyle görüşmesine izin vermediğini, murise ait en değerli taşınmazların davacıya miras kalmaması için murise muvaazalı devirler yaptırdığını, davalılardan ...'in de davalı ...'in arkadaşı olduğunu, murisin maliki olduğu 77... parsel sayılı taşınmazın davalı ...'in yakın arkadaşı davalı ...'a devredildiğini, murisin taşınmazı satması için haklı ve makul bir nedeni bulunmadığını, davalı ...'ın taşınmazda tasarrufu bulunmadığı, emanetçi olduğunu; halen taşınmazın İngiltere'de yaşayan davalı ... tarafından Türkiye’ye geldiğinde yazlık olarak kullanıldığını; son zamanlarda yapılan tadilat giderlerinin davalı ... tarafından ödendiğini ileri sürerek dava konusu 77 ada, 16 parsel sayılı taşınmazın ... adına olan tapu kaydının iptali ile muris adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, 25.06.2020 tarihli dilekçesi ile, talebini davacının 1/2 miras payına hasretmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; davalının ihracat yapan bir iş insanı olduğunu, davaya konu taşınmazı 04.01.2006 tarihinde satın aldığını, işlem tarihinde murisin tasarruf ehliyetinin bulunduğunu, satış bedelinin tapu kayıtlarında sabit olduğu üzere 86.000,00 TL olup 40.000,00 TL'nin satıcı ...'ın banka hesabına 04.01.2006 tarihinde havale edildiğini, bakiye 46.000,00 TL için muris ... adına keşide edilen çekin verildiğini ve ilgilisi tarafından 05.01.2006 tarihinde bizzat çekin tahsil edildiğini; davalının taşınmazı halen elinde bulundurduğunu, düzenli olarak emlak vergilerini ödediğini, kira geliri elde ettiğini, diğer davalının da kendisi gibi spor kulübünde kongre üyesi olduğunu ve birbirlerini tanıdıklarını ancak ticari bir ilişkisinin olmadığını, taşınmazı satın aldığında tadilatlı olup yeniden tadilata gereksinim duyulmadığını, ancak aradan geçen sürede çıkan bir kısım problem nedeniyle tadilatın yaptırıldığını, masrafın davalı tarafından karşılandığını; davacının iddiasını ispata yarar somut bir delil ortaya koymadığını, resmi senetteki bedel ile rayiç bedel arası farkın muvazaanın tek başına kanıtı olamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ...; husumet itirazında bulunduğunu, 1987 yılından bu yana Londra'da yaşadığını, orada iş hayatına atıldığını, muris ... ...'in yaz aylarında yanına gelip kaldığını, kız kardeşi ...'nin evlenmesi ile de 1995 yılından ölümüne kadar kendisinin yanında kaldığını, dava konusu taşınmazın annesine dedesinden miras kaldığını, ortaklığın giderilmesi davası açılması üzerine teyzesi Ülkü'nün payının bedelinin kendisi tarafından ödendiğini ve taşınmazın tamamının muris adına tescil edildiğini, 2005 yılında eve büyük bir tadilat yaptırdığını, annesinin kendisinin ödediği bedellerden dolayı haksızlığa uğramaması adına evin satılacağını ...'ye söylediği, 2006 yılında evin satışının yapıldığını, 2012 yılı yazında murisin, davacının taşınmazdaki eve gelmesini yasakladığını zira davacının, annesinin vesayet altına alınması için 2012 yılında dava açtığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; tanıkların beyanlarında çelişki olduğu, ancak taşınmazın bulunduğu mahalde ikamet eden tanık ...’in murisin 1993 yılından sonra Heybeliada’ya gidip gelmediğini, taşınmazın satışına karar verildiğini, bu sebepten davalı ... tarafından tadilat yapıldığını, taşınmazın satıldığının söylendiğini beyan ettiği, tanık ...’in de taşınmazın kendisine de teklif edildiğini ancak almadığını ifade ettiği, taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin resmi akit tablosunda gösterilen değerden fazla olmasının tek başına muvazaayı ispata yeterli olmayacağı, davalı ...'ın taşınmazın vergilerini ödediği, kira geliri elde ettiği, dinlenen tanıkların murisin taşınmazdan elde ettiği gelir ile 60 günlük yurt dışı seyahati yaptığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; satış bedeli ile belirlenen rayiç değer arasında fahiş fark bulunduğu; muris ... ...'in ekonomik bir sıkıntısının olmadığı, taşınmazını satmasını gerektirir haklı ve makul bir nedeni bulunmadığı, son yıllarını oğlu davalı ... ... ile geçirdiği; davalı, terekeye göre üçüncü kişi olan ...'ın diğer davalı ... ile arkadaş olduğu; satış sonrası dönemde bir süre taşınmazda tasarrufunun bulunmadığı, davacının, annesi ... ...'in vesayet alınması yönünde girişimi sonrası taşınmazın gerçek maliki gibi davrandığı, kayıt maliki ...'ın emanetçi olarak muvazaalı işlemde yer aldığı, muris ... ...'in davacı kızından mal kaçırmak amacıyla hareket ettiği, işlemin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrar ederek ve taşınmazın emlak beyannamesini yıllardır düzenli olarak ödediğini, kira geliri elde ettiğinden kira bedellerinin vergisini de düzenli olarak ödediğini, kiracıların tüm kira bedellerini davalıya gönderdiklerini, 2006 yılından bu yana tüm hesap dökümünün incelenmesi halinde bu hususun görüleceğini, davalının yatırım amaçlı 2 katlı küçük bir bina satın aldığını, diğer davalı ile spor kulübü kongre üyesi olduklarından dolayı tanıştıklarını ancak aralarında ticari bir ilişki olmadığını, taşınmazın Heybeliada’da olup ruhsat ve projesinin kalfalar tarafından yapıldığını, tadilat gibi işlerin de bu nedenle eski maliklerin tanıdığı ustalar tarafından yapıldığını, bu hususun göz ardı edildiğini, davacının satıştan haberi olduğunu ve satışın gerçek olduğunu bildiğini, 2012 yılında murise vasi tayin edilmesi amaçlı davacı tarafından açılan davada dava konusu taşınmaza ilişkin tedbir talep edilmediğini, taşınmazın temlik tarihindeki değerinin hatalı tespit edildiğini, emsal olarak dosyaya sunulan taşınmazın emsal niteliğinin olmadığını, taşınmazın 1999 depreminden kısa süre sonra satın alındığının dikkate alınmadığını, davacı tanık beyanlarından iddianın kanıtlanamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; muris ...'ın 10.07.2019 tarihinde öldüğü, geride davacı kızı ile davalı oğlu ... ...’in mirasçı olarak kaldığı, murisin, maliki olduğu dava konusu 77... parsel sayılı taşınmazı 04.01.2006 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 33.301,12 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...’den alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.