Anayasanın 138. ve TCKnın 3. maddelerindeki orantılılık ilkesine aykırı fazla ceza tayini nedeniyle silahlı terör örgütü üyeliği hükmünün Yargıtayca bozulması.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararının istinaf başvurusu reddedilmiş olmasına rağmen, Yargıtay tarafından yapılan incelemede, Anayasanın 138. maddesi ile Türk Ceza Kanununun 3 ve 61. maddelerinde belirtilen cezanın bireyselleştirilmesi ve orantılılık ilkelerine aykırı olarak suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, zaman, yer, konusunun önemi, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kusurunun ağırlığı, amacı ve saiki gibi hususların yeterince gözetilmemesi ve teşditte hataya düşülerek sanığa hakkaniyete uygun olmayan şekilde fazla ceza tayin edilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2023/8141 E.  ,  2025/27014 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/3 E., 2021/1227 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/92 E., 2020/237 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK’nın 314/2; 3713 sayılı Kanun’un 3, 5/1; TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanığın duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Anayasa'nın 138. maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.