Mirasbırakanından kalan hisseli taşınmazın rızai taksimle kendisine geçtiğini iddia eden davacının, Yargıtay bozmasından sonra taksimi ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddi kararına itirazı.
Özet: Bu dava, davacının müşterek muristen intikal eden ve mirasçılar arasında rızai taksim sonucu kendisine kaldığını iddia ettiği taşınmazın tapu iptali ve tescili talebiyle açılmış olup, yerel mahkemenin davacının lehine verdiği kararların Yargıtay tarafından iki kez eksik inceleme ve mirasçılar arasında tüm terekenin kendisine düştüğüne dair bir taksim yapıldığına ilişkin ispat yükünün yerine getirilemediği gerekçeleriyle bozulmasının ardından, davacının bu paylaşımı kanıtlayamaması nedeniyle davanın reddedilmesine ilişkindir.
1. Hukuk Dairesi         2025/3832 E.  ,  2025/5063 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/208 E., 2025/20 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; 2 02... parsel sayılı taşınmazın davalılar ile müvekkili adına hisseli olarak yazıldığını, yapılan kadastronun hukuka aykırı olduğunu, dava konusu yerin müvekkiline mirasbırakanından taksim neticesinde kaldığını, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili tarafından inşa edilmiş iki katlı bina bulunduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; açılan davanın haksız olduğunu, taksim yapılmadığını, dava konusu yer üzerinde kendilerinin de hakları bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuş; diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.06.2015 tarihli ve 2012/130 Esas, 2015/239 Karar sayılı kararında; davaya konu taşınmazın tarafların mirasbırakanından kaldığı, davacının dava konusu taşınmaz üzerine ev yaptığı ve ev ile birlikte dava konusu araziye de zilyet olduğu, buna karşılık davalıların mirasbırakanının başka taşınmazları üzerine ev yaptıkları, bu hususların mahalli bilirkişilerin ve tanıkların beyanlarınca sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 09.06.2015 tarihli kararının davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.10.2017 tarihli ve 2015/21055 Esas, 2017/6615 Karar sayılı kararı ile karar onanmış, davalı ... vekilinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 14.06.2019 tarihli ve 2019/283 Esas, 2019/4386 Karar sayılı kararı ile; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle davalı ... vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile onama kararı kaldırılarak kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin 02.03.2023 tarihli ve 2019/260 Esas, 2023/62 Karar sayılı kararıyla; davacı ve davalıların amca çocukları olduğu, kök mirasbırakanlarının ... ... olduğu, kök mirasbırakan ... zamanında bir taksim yapılmadığı, kök mirasbırakanın ölümünden sonra tarafların babaları ... ... ve ...'ın bir araya gelerek bir paylaşım yaptıkları, yapılan paylaşımda dava konusu yerin davacının babası ve mirasbırakanı olan ...'a, ondan da davacıya kaldığı, davacının paylaşımdan sonra dava konusu yere 1980'li yıllarda evini yaptırdığı, hâlen de dava konusu parsel üzerinde davacının evinin bulunduğu, parselin geri kalan kısmını ise mısır, lahana ve fasulye ekerek davacının kullandığı, tüm bu hususların davacı tanıklarının maddi olaya dayalı beyanları ile sabit olduğu, mahalli bilirkişilerin ise taksim hususunu bilmediklerini beyan ettikleri, tanık anlatımlarının ise çelişki yaratmayacak tarzda ve birbirini destekler mahiyette yer göstermeye, görgüye dayalı beyanlar içerdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin 02.03.2023 tarihli kararının davalı ... tarafından temyizi üzerine Dairenin 17.09.2024 tarihli ve 2023/3672 Esas, 2024/4971 Karar sayılı kararı ile; davacının, çekişmeli taşınmazın müşterek muris ...'dan geldiğini, mirasçılar arasında terekenin taksim edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tam hisse ile adına tescil istemiyle dava açtığı, davalı ...’ın taşınmazın taksim edilmediğini savunduğu, Mahkemece verilen kararın dosya kapsamına uygun düşmediği, dava konusu taşınmazın müşterek muris ...'dan intikal ettiğinin sabit olduğu, müşterek murisin ölümünden sonra terekesinin tüm mirasçılarının katılımı ile taksiminin yapıldığı ve taşınmazın tamamının kendisine düştüğünün davacı tarafından ispat edilemediği, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın müşterek muris ...'dan intikal ettiği sabit olup müşterek murisin ölümünden sonra terekesinin tüm mirasçılarının katılımı ile taksiminin yapıldığı ve taşınmazın tamamının kendisine düştüğünün davacı tarafından ispat edilemediği, mirasçılar arasında bir taksim yapıldı ise bu konudaki ispat yükünün taksimi iddia eden taraf üzerinde olduğu, söz konusu uyuşmazlıkta ise kök muristen kalan tereke konusunda taksim iddiasını davacı tarafın ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada eksiklikler olduğunu, taşınmazın rızai taksim sonucu müvekkilinin murisine, sonrasında da müvekkiline kaldığını, 17.04.2015 tarihli keşifte mahalli bilirkişi ... ..., ... ...’ın evini dava konusu taşınmazın yakınındaki bir yere yapınca ... ...'ın oğlu ...'ta evini dava konusu taşınmazın üzerine yaptığını, önceleri aralarında niza olmadığını, sonradan niza çıktığını, bu yerleri hep kendisinin taksim ettiğini beyan ettiği, taşınmazın ortak muris ...’dan kaldığını, müvekkilinin babası ile davalıların babasının murislerinden intikal eden taşınmazları taksim ettiklerini, herkesin paylaşım sonucu kendine düşen yeri kullandığını, paylaşımın yaklaşık olarak 1965 yılında yapıldığını, ... Kadastro Mahkemesinin 2008/3195 Esas sayılı davasında tarafların murislerinin zamanında bir paylaşım yapıtlıklarının kabul edildiğini, tanıkların da iddialarını desteklediğini, murisin tüm mirasçıları adına kayıtlı taşınmazların dosya arasına celbi ile bütün mirasçıların adına kayıtlı taşınır ya da taşınmaz olup olmadığı hususunun tespiti gerektiğini, usuli işlemler tamamlamadan davanın reddine karar verildiğini, rızai taksimde iki parça yerin ev yapımına müsait yerler olduğu için ortak kullanım alanı olarak bırakıldığını, davalıların babasının rızai taksim sonucu ortak kullanıma bırakılan ... mevkiindeki taşınmaza ev yaptığını, bunun üzerine müvekkilinin babasına da dava konusu yere ev yaparsın dediğini, müvekkillinin babasına düşen payı müvekkilinin kardeşleri ile paylaştığını, dava konusu yerin müvekkiline kaldığını, taşınmaza 1985 yılında bina yaptığını ve 20 yılı aşkın süredir aralıksız ve nizasız kullandığını, kadastroda binanın tespitinin yapılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; kadastro çalışmalarında Ordu ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2 02... parsel sayılı 456,68 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın tarla vasfıyla 1/2 hisse ile davacı ve 1/4 er hisse ile davalılar adına tespit ve tescil edildiği, tespitin 06.05.2011 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğünün meydana geleceği 09.05.19 60... /9 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı gereğidir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlayabileceğimiz bu hal, usul hukukunun vazgeçilmez temellerinden birisi olup kamu düzeni ile ilgilidir.
Somut olayda, Mahkemenin 09.06.20 15... .03.2023 tarihli kararları ile davanın kabulüne karar verildiği ve davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine kararların bozulmasına hükmedildiği, bozma kararları sonrasında Mahkemece bozmaya uyulması ile bozma kapsamı dışında kalan hususların kesinleşmiş olmasına rağmen önceki hükümleri temyiz etmeyen davalı ... yönünden de davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu hususu göz ardı edilerek hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca, hükmü temyiz etmeyen davalı ... yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
17.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.