Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda temyiz isteminin reddi, hırsızlık suçunda ise sanığa tebligat ve müdafi sağlanmaması nedeniyle hükmün bozulması kararı.
Özet: İstinaf mahkemesinin sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verdiği esastan ret kararının yasal olarak temyiz edilemez nitelikte olması nedeniyle temyiz istemi reddedilerek ek karar onanmış; ancak hırsızlık suçuyla ilgili hükümde, sanığa kararın tebliğ edilmemesi ve ceza miktarının beş yıldan fazla olması nedeniyle zorunlu müdafii olmaksızın yargılamaya devam edilerek karar verilmesi hukuka aykırı bulunarak hükmün bozulmasına hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/2606 E., 2021/2557 K.SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâliHÜKÜMLER: Temyiz isteminin reddine, istinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ek kararın onanması, onamaI- Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükmün yapılan incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 21.04.2022 tarihli ve 2021/2606 Esas, 2021/2557 Karar sayılı ek kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 296/2. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 296/2. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 286/2. maddesinin (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesinde belirtilen suçlar ve aynı Kanun’un 296/1 maddesinin ilgili bölümünde yer alan; “... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde sanığın temyiz istemi yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 21.04.2022 tarihli ve 2021/2606 Esas, 2021/2557 Karar sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA, II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün yapılan incelemesinde İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 05.11.2021 tarihli yoklukta verilen kararının sadece sanık müdafiine tebliğ edildiği, sanığa tebligat yapılmadığı, müdafiinin kararı temyiz etmediği ve sanığın Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin esas ve karar numarasını yazarak verdiği 17.01.2022 tarihli uzlaşma dilekçesi sonrası mahkemenin 26.01.2022 tarihli kararıyla uzlaşma talebinin reddine karar verildiği, bu kararın sanığa 01.02.2022 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine sanığın 07.02.2022 tarihli dilekçe ile eski hâle iade istemi ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, eski hâle getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 42/1. maddesi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesine ait olduğu anlaşılmakla; sanık hakkında hırsızlık suçu için verilen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 21.04.2022 tarihli ek kararının yok hükmünde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz isteminin kararın kendisine tebliğ olmadığı, savunma hakkının kısıtlandığı, pişman olduğu hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulanması, suçu işlemediği, eksiklerin incelenerek, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik olduğu tespit edilerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığın müdafiisi olmadan karar verilmesi suretiyle yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.