Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, vakfiye sükna hakkına dayalı taşınmaz tahsisi veya alacak talebine ilişkin mahkeme direnme kararını inceliyor.
Özet: Vakfiyeden kaynaklanan sükna hakkına dayalı olarak vakıf arazisindeki binanın tahsisini veya bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın kira gelirinden alacak talep eden davacının başlattığı hukuki süreçte, ilk derece mahkemesi başlangıçta sükna hakkının sona erdiğini belirterek davayı reddetmiş; ancak Yargıtayın sükna hakkının bedele dönüştüğü yönündeki bozması üzerine davayı kabul etmiş, bu kararın davalı vekilince temyiz edilmesiyle Yargıtay, önceki bozmanın maddi hataya dayandığını, davacının sükna hakkına müstehak olup olmadığının kesin tespiti gerektiğini ve bozma sonrası ıslah yapılamayacağını gerekçe göstererek yeniden bozma kararı vermiş, mahkemenin bu son bozmaya direnmesi üzerine dosya Hukuk Genel Kurulunun incelemesine sunulmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/379 E., 2024/101 K.ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/1898 Esas, 2023/3931 Karar sayılı BOZMA kararı1. Taraflar arasında görülen vakfiyedeki sükna hakkına konu taşınmazın davacıya tahsisi, olmadığı takdirde alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesince sükna hakkına istinaden taşınmazın tahsisi talebinin reddine, fer'î talebin kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:I. YARGILAMA SÜRECİDavacı İstemi4. Davacı vekili, müvekkilinin... Vakfının sükna hakkına müstehak vakıf evladı olduğu ancak vakfiyede sükna hakkına konu edilen ... Mahallesi, 78 ada, 84 parsel sayılı taşınmazın ... Vakfının evlada meşrut malı olduğunu, ancak davalı idarenin dava konusu gayrimenkul üzerindeki binayı evlada vermeyip otele dönüştürerek otel olarak ... Uluslararası Otelcilik ve İşletme A.Ş’ye kiraya vermesi sebebiyle müvekkilinin sükna hakkını kullanamadığını ileri sürerek iş bu otelin sükna hakkına dayalı olarak müvekkilinin kullanımına tahsis edilmesine, olmadığı takdirde ise otelin kiraya verildiği tarihten itibaren kira bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL bedelin tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 24.10.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 467.377,00 TL 'ye yükseltmiştir.Davalı Cevabı 5. Davalı ... vekili, harap ve yıkılmış olması nedeniyle sükna hakkı konusu taşınmazdaki bu hakkın sakıt olduğunu, yeni yapılan binada ise sükna hakkı tesis edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazda bulunan harap evlerin yıkılarak arsa hâline geldiğini, müvekkili idarece otel yapılmak kaydıyla, 49 yıllığına ... Uluslararası Otelcilik ve İşletmecilik A.Ş'ye kiraya verildiğini, söz konusu yerde hâlen ... Otelinin mevcut olduğunu, sükna hakkının hukuken ortadan kalkması sebebiyle davacının işbu davayı açma sıfatının bulunmadığını, sükna hakkının ancak bir ailenin ikâmet edebileceği yer kadar olabileceğini belirterek davanı reddini savunmuştur.Mahkemenin Birinci Kararı6. İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.02.2010 tarihli ve 2009/12 Esas, 2010/29 Karar sayılı kararı ile; sükna hakkına konu taşınmazın yok olması ile hakkında sonra ereceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Birinci Bozma Kararı7. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 19.06.2012 tarihli ve 2012/4925 Esas, 2012/7579 Karar sayılı kararında; davacının dava konusu ... Mahallesi 78... parsel numaralı taşınmazda vakfiye hükümleri doğrultusunda sükna (oturma) hakkına sahip olduğu, taşınmazlar üzerindeki evlerin vakfın kurulduğu tarihte tahsis edildiği biçimde kalmayıp yok olduğu, artık mesken olarak kullanılmalarının mümkün bulunmadığı, evlerin bu hâle getirilmesinde davacının bir kusurunun olmadığı, böylece vakfiyedeki sükna (oturma) hakkının artık bedele dönüştüğü, vakfiyedeki düzenlemeye göre mahkemece sükna (oturma) hakkına sahip vakıf evladının yaşı, sosyal statüsü ve ekonomik durumu yöntemince araştırılarak kendisine bu oturma hakkının kullanılmasına karşılık gelecek uygun bir yer tahsisinin veya bunun mümkün olmaması hâlinde tespit edilecek parasal karşılığının tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.Mahkemenin İkinci Kararı 8. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 08/11/2016 tarihli, 2013/16 Esas, 2016/373 Karar sayılı kararı ile; ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. İkinci Bozma Kararı 9. Söz konusu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 05.02.2019 tarihli, 2017/17094 Esas, 2019/1032 Karar sayılı kararında; Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 19.06.2012 tarihli ve 2012/4925 Esas, 2012/7579 Karar sayılı bozma kararının maddi hataya dayalı olduğu gerekçesi ile bozma ilâmının ortadan kaldırılmasına karar verilerek işin esası incelenmiş ve vakfiyedeki sükna hakkına dair şatlar doğrultusunda davacının vakfın azatlı kölelerinin evlatlarından olduğu yönünde bir iddiası da olmadığı dikkate alınarak, davacının sükna hakkına müstehak olup olmadığının duraksamasız bir şekilde tespit edilmesinden sonra eğer sükna hakkına müstehak olmadığı sonucuna varılırsa davanın reddine karar verilmesi, sükna hakkı sahibi olduğu kanaatine varılırsa, talep hakkında toplanan deliller doğrultusunda karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ile bozma ilâmından sonra ıslah yapılamayacağı dikkate alınmadan ıslahla artırılan miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.Mahkemenin Üçüncü Kararı10. Mahkemece bu bozma kararına da uyulmuş ve 16.02.2013 tarihli, 2019/300 Esas, 2023/71 Karar sayılı kararla; yapılan araştırma ve alınan bilirkişi raporlarına göre davacının sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğunun tespitine, asli talep olan sükna hakkına istinaden taşınmazın kendi kullanımına verilmesi talebinin reddine, fer'î talebin taleple bağlı kalınarak kabulü ile 20.000,00 TL'nin 16.06.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, davacının fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir. Üçüncü (Direnmeye Esas) Bozma Kararı11. Karar bu kez davalı vekilince temyiz edilmiş ve Özel Dairenin 22.06.2023 tarihli, 2023/1898 Esas, 2023/3931 Karar sayılı kararıyla bu kez; "...Buna göre; davacının eldeki davayı açabilmesi için öncelikle sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı olması gerektiği, davacının bu yönde kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan eldeki davayı açamayacağından davanın bu nedenle reddi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru görülmemiştir..." şeklindeki gerekçeyle karar bozulmuştur.Direnme Kararı12. İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli ve 2023/379 Esas, 2024/101 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesine ek olarak davacının sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğunu kanıtlaması durumunda sükna hakkına dayalı alacak davasında davacı olarak taraf ehliyetinin gerçekleşeceği, Yargıtayın 05.02.2019 tarihli ikinci bozma kararında da davacının öncelikle sükna hakkına sahip vakıf evladı olup olmadığının araştırılması yönünde tespitte bulunulduğu, bu bozma gerekçesi doğrultusunda davacının öncelikle sükna hakkına sahip vakıf evladı olup olmadığının incelendiği, 20.05.2022 tarihli bilirkişi raporlarıyla davacının ... Paşanın azatlı kölelerinin ve onların çocuklarının soyundan gelen vakıf evladı olduğunun belgelerle ispat edildiği, bundan sonra davacının sükna hakkına sahip olup olmadığının araştırıldığı, her ne kadar Yargıtay 22.06.2023 tarihli üçüncü bozma kararında, 05.02.2019 tarihli ikinci bozma kararından farklı olarak davacının öncelikle sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğunu kanıtlaması gerektiği ve davacının elinde sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğunu kanıtlayan kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan bu davanın açılamayacağına karar vermişse de artık mahkemece bu konuda bilirkişi incelemesi ile yapılmış ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında oluşturulmuş bir hukuki tespit bulunduğundan mahkemenin Yargıtayın 05.02.2019 tarihli ikinci bozma kararına uygun şekilde verdiği, davacının vakıf evladı olduğunun tespitine ilişkin kararının Yargıtayın 22.06.2023 tarihli üçüncü bozma kararındaki gerekçenin de karşılandığı, Mahkemenin Yargıtayın 05.02.2019 tarihli ikinci bozma kararına uygun şekilde karar vermiş olmasının davacı lehinde usulü kazanılmış hak oluşturduğu, ayrıca davanın Yargıtayın 22.06.2023 tarihli üçüncü bozma kararında yazılı olan gerekçe ile reddine karar verilmesi durumunda, davacının vakıf evladı olduğunun tespitine ilişkin ayrı bir dava açmasının usul ekonomisi ilkesine ve Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkının ihlâline ilişkin kararlarına aykırılık oluşturacağı gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.Direnme Kararının Temyizi13. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.II. UYUŞMAZLIK14. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğunu kanıtlayan kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan bu davanın açılıp açılamayacağına noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 15. Davada, vakıf evladı olması nedeniyle sükna hakkına sahip olan davacıya vakfa ait ve üzerinde otel inşa edilen taşınmazın kullanımının tahsis edilmesi, mümkün olmadığı takdirde ise buradan elde edilecek gelirin ödenmesi talep edilmiştir.16. Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/125 Esas, 1993/487 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; davanın tevliyete ehil vakıf evladı tespiti ile açıldığı, daha sonra talep ıslah edilerek galle fazlasına müstehak vakıf evladı ile sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğunun tespitinin istendiği, mahkemece 14.07.1993 tarihli ve 1988/125 Esas, 1993/487 Karar sayılı ilâmı ile davacının... Vakfının sükna ve galle fazlasına müstehak olduğunun tespitine karar verdiği, davalı ... Müdürlüğünün temyizi üzerine (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 21.06.1994 tarihli ve 1994/7174 Esas, 1994/8534 Karar sayılı bozma ilâmı ile davalının sair temyiz itirazları reddedilmiş, galle fazlası yönünden ise "...sükna hakkından yararlanacak vakıf evlatlarına galleden herhangi birşey bırakmadığı..." gerekçesi ile bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi yönündeki hükmün bozulmasına karar verilmiş, böylece davacının sükna hakkına müstehak vakıf evladı olduğu hususu kesinleşmiştir.17. Hâl böyle olunca Mahkemesince davacının sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğu yönünde verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir.18. Ne var ki, davalı ... İdaresi vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir. IV. KARARAçıklanan sebeplerle;Direnme kararı yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı uygun olup, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle mahkemesince Hukuk Genel Kurulu kararının taraflara tebliği ile karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise mahkemesince doğrudan YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Geçici Madde 3” hükmü uyarınca uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,12.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.