İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak İtirazının İptali Davasında, Davalının Ticari Defterlerini İbraz Etmemesinin Belirleyici Delil Niteliği.
Özet: Bir hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacı şirket, davalıya sunduğu iş sağlığı ve güvenliği danışmanlık hizmetlerine karşılık kestiği faturaların ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın kaldırılmasını ve takibin devamını talep etmiştir; yapılan yargılama sonucunda, davacının yasalara uygun tutulan ticari defterlerinin alacağını doğruladığı, davalının ise savunma sunmadığı ve defterlerini incelemeye ibraz etmeyerek itirazını destekleyici delil sunamadığı anlaşılmıştır.

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/738KARAR NO : 2026/286DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 08/10/2024KARAR TARİHİ : 07/04/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile bu kanunun dayanak gösterdiği mevzuatlar kapsamındaki ilgili hükümler çerçevesinde hizmet veren bir firma olduğunu, bu doğrultuda davalıdan ş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunmasını talep ettiğini, taraflar arasında anlaşma sağlanarak 23/11/2023 imza tarihli İş Sağlığı Ve Güvenliği Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme ile müvekkilinin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanunu ile bu kanunun dayanak gösterdiği mevzuatlar kapsamındaki ilgili hükümler doğrultusunda davalı şirkete iş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunmayı; davalı şirket ise sunulan hizmete karşılık müvekkile bedel ödemeyi üstlendiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirdiğini ve akabinde davalıya fatura kestiğini, davalının faturaları ödemediğini, müvekkili tarafından davalı aleyhine ---. İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alındı. İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 100.771,84 TL bedelli takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 10.09.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 16.09.2024 tarihinde takibe itiraz ettiği, takibin durduğu belirlendi.İlgili vergi dairelerine yazı yazılarak tarafların BA-BS formları istenilmiş olup gelen yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır.Davacı yanın ticari defter ve kayıtlarını incelemek üzere ------ Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış olup talimat mahkemesince alınan raporda özetle; davacı defterlerinin usulüne uygun olduğunu, takip tarihi itibari ile davacının kendi defterlerinde davalıdan 95.159,50 TL alacaklı olduğunu belirtmiştir.Davalı yan defterlerini incelemek üzere davalı tarafa defterlerin yerini bildirmesi ya da inceleme gün ve saatinde hazır etmesi için 02/12/2025 tarihli celsede ihtaratlı süre verildiği, davalıya 29.12.2025 tarihinde duruşma zaptının tebliğ edildiği, davalının süresinde beyanda bulunmadığı gibi defterlerini inceleme gününde hazır etmediği tespit edildi.Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali davası olduğu tespit edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: taraflar arasında sözleşme bulunup bulunmadığı, davacının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirip getirmediği, davacının işbu ilişkiden doğan alacağının bulunup bulunmadığı bu kapsamda davacı tarafça yapılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay ----- Karar sayılı kararı)Yukarıda belirtilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce davalı yanın defterlerinin incelenmesi hususunda ara karar kurulduğu, davalıya usulüne uygun ihtarat yapıldığı, davalı yanın defterlerini sunmadığı davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile taraflar arasındaki ticari ilişki ve davacının alacaklı olduğu ve takip tarihi itibari ile haklılığı kanıtlanmıştır.Her ne kadar takip dosyasında işlemiş faiz talep edilmiş ise de; taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığında ve borçlunun bir ihtar veya ihbarla temerrüde düşürülmediğinde işlemiş faiz talebi kabul edilemeyeceği, davacının düzenlemiş olduğu fatura tutarının ödeneceği vade belirtilse dahi bu durumu değiştirmeyeceği (Yargıtay----- anlaşılmakla, anılan bu şartlar gerçekleşmediğinden davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir.İK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle1-Davanın KABULÜ İLE, davalının ----. İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyasında vaki itirazının İPTALİ ile, takibin 95.159,50 TL asıl alacak, üzerinden DEVAMINA,2-Hükmolunan alacağın %20 sine tekabül eden icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Alınması gerekli 6.500,35 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.720,94 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.779,41TL'nin davalıdan tahsiline hazineye irad kaydına,4-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 2.148,54 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davadan önce gidilen arabulucuklukta devletçe karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.021,78 TL'sinin davalıdan, 178,22 TL'sinin de davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,7-Davacı tarafından sarfedilen 8.666,00 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 8.183,36 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 482,64 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.