3. Hukuk Dairesi: Türk Borçlar Kanununun şekil şartlarına uymayan icra kefaletinin geçersizliği ve cebri icra baskısıyla ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkin içtihat.
Özet: Bu dava, davacının, diğer bir şirket ortağının şahsi borcu nedeniyle cebri icra baskısı altında olduğu iddiasıyla icra dosyasına ödediği bedelin iadesi ve kötü niyet tazminatı talebine ilişkindir; davacı, icra kefaletinin Türk Borçlar Kanununun 583. (kefilin el yazısı ile azami miktar ve tarih) ve 584. (eş rızası) maddelerindeki geçerlilik şartlarını taşımadığını ileri sürmüş, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, kefaletin TBKdaki şekil şartlarına uymadığı gerekçesiyle geçersiz olduğuna ve ödenen meblağın faizi ile kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar vermiş, Yargıtay da icra kefaletinin TBKdaki geçerlilik koşullarına tabi olduğunu belirterek bu kararı onamıştır.
3. Hukuk Dairesi         2025/1402 E.  ,  2025/6059 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1693 E., 2025/96 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 26. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/328 E., 2021/49 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin ... Gıda Ltd. Şti. nin ortağı olduğunu, diğer şirket ortağı dava dışı ...’ın şahsi bir borcundan dolayı davalıya bono verdiğini, davalı tarafından İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2016/28608 E. sayılı dosyasında 119.635,73 USD'nin tahsili için icra takibi başlatıldığını, müvekkiline usulsüz şekilde tebligat yapılarak şirket adresinde haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını, haciz işleminin usulsüz olduğundan bahisle istihkak iddiasında bulunmuşsa da davalı tarafın mal kaldırmaya yönelik ısrarları üzerine cebri icra baskısı altında icra kefili olduğunu, kefaletin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583. ve 584. maddelerinde belirtilen şartları taşımadığından geçersiz olduğunu, müvekkilinin haciz tazyiki altında kendisinden zorla alınan taahhüt kapsamında 20.03.2017 tarihinde 82.710 USD karşılığı 300.000,00 TL, 13.04.2017 tarihinde 62.950 USD karşılığı 231.058,06 TL olmak üzere toplam 145.660 USD karşılığı 531.058,06 TL'nin icra dosyasına ödediğini ileri sürerek; müvekkilinin borçlu olmadığının tespitiyle, cebri icra tehditi altında ödemiş olduğu toplam 531.058,06 TL karşılığı 145.660 USD’nin fiili ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; haciz esnasında davacıdan alınan kefaletin hukuken geçerli olduğunu, davacının kendi özgür iradesi ile kefil olduğunu ve istirdat davası açamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; icra kefaletinin 6098 sayılı Kanun'un 583. ve 584. maddelerinde belirtilen şartlara uygun olarak düzenlenmediği ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile 20.03.2017 tarihinde ödenen 77.705,30 USD ile 13.04.2017 tarihinde ödenen 62,950 USD olmak üzere toplam 140.655,30 USD' nin ödeme tarihinden itibaren devlet bankalarının 1 yıl vadeli aynı tür mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ve bu bedelin %20'si 28.131,06 USD'nin, icra takibi tarihi 29.09.2016 itibari ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif alış kuru 2.9744 TL üzerinden karşılığı 83.673,02 TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vekalet ücreti ve kötüniyet tazminatının dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanmasının Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına uygun olduğu ve Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, davacının kendi rızasıyla kefil olduğunu, kefaletin hukuken geçerli olduğunu, dosyada hesap hatası olduğunu ve buna dair uzman görüşü alarak bilahere sunacaklarını, davacı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, icra kefaleti nedeniyle takip dosyasında ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.02.2021 tarih ve 2017/351 E., 2021/57 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; icra kefaletileri, üçüncü şahısların kefil sıfatıyla, icra dairesi önünde, borçlunun takibe konu olan borcunu kısmen ya da tamamen ödemeyi üstlenmelerini öngören kefaletler olup, esasen bir borçlar hukuku kurumu olan ve 6098 sayılı Kanun’da düzenlenen kefalet sözleşmelerinin icra hukukunda kazandığı görünümdür.
İcra kefaletinin şekli hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda özel bir düzenleme yer almadığından kefaletin şeklini ve geçerliliğini düzenleyen 6098 sayılı Kanunu'nun 582. ve devamı maddeleri uygulanır.
2. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 6098 sayılı Kanun'un 583. maddesinde kefalet sözleşmesi için öngörülen şeklin geçerlilik şartı olduğu, dava konusu kefalette kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihinin kefilin el yazısı ile belirtilmediği ve 584. madde gereği davacı kefilin eşinin kefalete rıza gösterdiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından kefaletin hükümsüz olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.