Banka çalışanlarının dahil olduğu sahte tüketici kredisi kullanımı sonucu oluşan alacağın, iflas eden şirketin masasına kayıt ve kabulüne dair temyiz incelemesi.
Özet: Bir bankanın tüketici kredisi alacağının tahsili için açtığı davada, ilk derece mahkemesi, ceza mahkemesi kararlarıyla sabitlendiği üzere, asıl borçlu ve kefil görünen şahısların imzalarının sahte olduğunu, kredinin banka çalışanları ile işbirliği yapan bir şirket tarafından hileli şekilde kullanıldığını tespit ederek şahıslar hakkındaki davayı reddederken borcun şirketten tahsiline karar vermiştir; Yargıtay ise kredinin gerçek kullanıcısının şirket olduğunu ve şirketin yargılama sürecinde iflas etmesi nedeniyle alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuş, bozmaya uyan mahkeme de, iflas masasının alacağı kabul etmemesi üzerine davanın iflas masasına kayıt ve kabul davasına dönüştüğünü ve şahısların sorumluluğunun bulunmadığını yeniden teyit etmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2025/2275 E.  ,  2025/5387 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2023/107 E., 2025/27 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalılardan .. ....’ın 16.07.1998 tarihinde tüketici kredisi kullandığını, diğer davalıların da müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, kredinin geri ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini ileri sürerek, 17.971,98 TL alacağın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili; müvekkil şirketin ve çalışanlarının hiçbir borcu olmadığını, davacının müvekkil şirketten ve diğer davalılardan herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.09.2012 tarihli kararıyla; İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2004/360 Esasa sayılı Ceza dosyasında kredi kullandığı bildirilen kişi ve kefillerin bankaya gelmedikleri ve imzalarının şirket yetkilerince temin edildiği ve dava konusu kredi hesabının kapatılmasında da davalı şirketi çalışanı adına açılan ancak davalı şirket tarafından kullanılan hileli olarak açılan bir hesapta banka kaynağı kullanılarak ve işletilerek elde edilen repo gelirinden yararlanıldığının tespit edildiği, bu hususların davacı bankanın müfettişlerce yapılan soruşturma raporunda da vurgulandığı ve davalı ... .... asıl borçlu diğer davalı şahısların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak gözüktükleri sözleşmedeki kredinin bu davalılarca alınıp kullanılmadığı, Kredi sözleşmesini imzalamaya dahi bankaya gelmedikleri, işlemlerin krediyi asıl kullanan ........ Profil şirketinin kendi çalışanları ve onlarla işbirliği yapan banka çalışanlarınca tamamlandığı, bu nedenlerle açılan bu krediden, kredi çekmiş gibi gözüken davalı şahısların hukuken sorumlu olmadıkları, davalılardan ... şirkenin ise kesinleşen İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2004/360 Esas - 2009/201 karar sayılı kararına göre tüketici kredisi sahteciliğini davacı Banka Şube Müdürlüğü yetkilerince gerçekleştirdikleri tespit edildiğinden talep edilen ve bilirkişi raporuyla belirlenen ve talep gibi 17.971,98 TL alacağın bu davalıdan tahsiline, asıl alacak miktarı olan 1.921,35 TL'ye dava tarihinden itibaren yıllık %81,60 oranında tememrrüt faizinin yürütülmesine,diğer davalılar açısından taraf delilleri ve dosyada alınan raporlar bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşmedeki imzanın davalı ...'ın eli mahsulü olmadığı gerekçesiyle diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş, karar süresi içinde davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Yargıtay(kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 04.05.2017 tarihli ilamla; davacının tüm, davalı şirketin sair temyiz itirazları ret edildikten sonra, sözleşmedeki kefil olarak imzası bulunan...Sanayi ve Ticaret Şirketinin bünyesinde çalışan işçiler adına kredi alıp kendisinin kullandığı asıl borçlunun şirket olduğunun ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle, davalı şirket iflas etmediği, davacı bankanın açtığı alacak davası yasa gereği masaya kayıt kabule dönüşen bir dava haline geldiği, bu davada masayı iflas idaresinin temsil edeceği, bu durumda mahkemece, davalı şirketin sorumluluğunun diğer davalılar ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi, davacı banka alacağının masaya kayıt ve kabul edilip edilmediğinin araştırılması, masaya kayıt talebi reddedilmişse ve ayrıca kayıt kabul davası açılmamışsa davaya iflas masasına kayıt ve kabul davası olarak devam edilmesi, alacağın masaya kayıt edilmesi halinde davanın konusuz kaldığının göz önüne alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin yargılama aşamasında iflas etmiş olduğu iflas işlemlerinin Gebze 4. İcra Müdürlüğü 2019/9 iflas dosyası ile işleme konulduğu, dava konusu alacak kredi sözleşmesine dayandığından ve yargılama gerektirdiğinden iflas masası tarafından kabul edilmediği davanın bu hali ile iflas masasına kayıt ve kabul davasına dönüştüğü, tüm dosya kapsamından İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2004/360 Esasa sayılı Ceza dosyasında kredi kullandığı bildirilen kişi ve kefillerin bankaya gelmedikleri ve imzalarının şirket yetkilerince temin edildiği ve dava konusu kredi hesabının kapatılmasında da davalı şirketi çalışanı adına açılan ancak davalı şirket tarafından kullanılan hileli olarak açılan bir hesapta banka kaynağı kullanılarak ve işletilerek elde edilen repo gelirinden yararlanıldığının tespit edildiği, bu hususların davacı bankanın müfettişlerce yapılan soruşturma raporunda da vurgulandığı ve davalı ... .... asıl borçlu diğer davalı şahısların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak gözüktükleri sözleşmedeki kredinin bu davalılarca alınıp kullanılmadığı, Kredi sözleşmesini imzalamaya dahi bankaya gelmedikleri, işlemlerin krediyi asıl kullanan ......... Ot. Yan. Ür. SAn. ve Tic. A.Ş.'nin kendi çalışanları ve onlarla işbirliği yapan banka çalışanlarınca tamamlandığı, bu nedenlerle açılan bu krediden, kredi çekmiş gibi gözüken davalı şahısların hukuken sorumlu olmadıkları, davalılardan ......... Ot. Yan. Ür. SAn. ve Tic. A.Ş.'nin ise kesinleşen İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2004/360 Esas - 2009/201 karar sayılı kararına göre tüketici kredisi sahteciliğini davacı Banka Şube Müdürlüğü yetkilerince gerçekleştirdikleri tespit edildiğinden talep edilen ve bilirkişi raporuyla belirlenen ve talep gibi 17.971,98 TL alacağın bu davalıdan tahsiline, asıl alacak miktarı olan 1.921,35 TL'ye dava tarihinden itibaren yıllık %81,60 oranında tememrrüt faizinin yürütülmesine, diğer davalılar açısından taraf delilleri ve dosyada alınan raporlar bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşmedeki imzanın davalı ...'ın eli mahsulü olmadığı gerekçesiyle diğer davalılar yönünden karar verilmiş; 09.01.2025 tarihli tavzih kararıyla; her ne kadar hükmün 1. maddesinde "1- Talep gibi 17.971,98 TL'nin davalı...AŞ'den tahsiline, asıl alacak miktarı olan 1.921,35 TL'ye dava tarihinden itibaren yıllık %81,60 oranında temerrüt faizinin yürütülmesine," şeklinde hüküm kurulmuş ise de sehven iflas masasına kayıt kabulüne yazılmadığı anlaşılmakla, hükmün 2. maddesinin "1- Talep gibi 17.971,98 TL'nin davalı...AŞ'den tahsiline (iflas masasına kayıt kabulüne), asıl alacak miktarı olan 1.921,35 TL'ye dava tarihinden itibaren yıllık %81,60 oranında temerrüt faizinin yürütülmesine, " şeklinde düzeltilerek mahkeme kararının tavzihine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davaya konu kredi ilişkisinde ...'ın kredi borçlusu, diğer davalıların ise müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatını haiz oldukları,.......... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. dışındaki davalılar hakkında davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, faiz oranın hatalı belirlendiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödenmeyen tüketici kredisi bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Temyize konu edilen Mahkeme kararının; uyulan bozma ilamında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine imkan bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.