3. Hukuk Dairesinin alışveriş merkezi otomatik kapı kazası sonucu bitkisel hayata girerek vefat eden davacının mirasçılarının maddi ve manevi tazminat talepleri üzerine verdiği ilk derece mahkemesi kararına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Bir kişi, bir alışveriş merkezindeki otomatik kapının çarpması sonucu ağır kafa travması geçirerek bitkisel hayata girip vefat etmesi üzerine açılan davada, vefat edenin mirasçıları, yaklaşık 1.8 milyon TLyi aşan tedavi masrafları için maddi tazminat talep ederken, vefat edenin kızları ve torunları da yaşadıkları derin üzüntü ve çöküntü nedeniyle manevi tazminat istemektedir; davalı alışveriş merkezi yönetim ve sahibi şirketler ise kusurlarının bulunmadığını, kapının standartlara uygun olduğunu, kazanın müteveffanın veya bir bakıcının kusurundan kaynaklandığını savunarak davanın reddini talep etmekte ve ilk derece mahkemesi tedavi giderlerini belirleyerek kazada tarafların kısmi kusurlu olduğuna karar vermiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2458 E., 2024/2378 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Tüketici MahkemesiSAYISI : 2017/121 E., 2024/140 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından duruşma istemli, asıl ve birleşen davada davalılar vekili ve asıl ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından ayrıca duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde gelen asıl ve birleşen davada davacı ... vekili Avukat.... ile asıl ve birleşen davada davalılar .... Tur. Sağ. Yat. ve İşl. San. ve Tic. A.Ş., ... Yön. Hiz. ve Tic. A.Ş. ve ... Gayrımenkul Yat. Yön. ve Tur. A.Ş vekili Avukat ....geldiler. Başka gelen olmadı. Sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA1.Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin 08.05.2013 tarihinde davalı .... .... Hizmetleri ve Tic. A.Ş. (.... A.Ş.)nin yönetimden sorumlu, diğer davalıların ise sahibi/ortağı olduğu .... Alışveriş Merkezinde otomatik kapının çarpması sonucu düşürek başından yaralandığını, yaklaşık olarak 1 ay yoğun bakımda kaldığını, tüm müdahale ve tedavilere rağmen bitkisel hayata girdiğini, TBK'nun 49.maddesi uyarınca davalı ... A.Ş.'nin kusurlu yapı maliki konumundaki diğer davalıların ise kusursuz sorumlu olduğunu, olay sonrası 1 ay yoğun bakımda kalan müvekkilinin sonrasında hastanenin başka bir odasında tedavisinin devam ettiğini, aylık yaklaşık tedavi giderinin 25.000,00 TL olup yine sağlık durumunun ağırlığı sebebiyle 24 saat gözetim ve bakım altında kalması gerektiğini ve bunun profesyoneller tarafından gerçekleştirilmesi gerektiği için müvekkilinin anlaştığı 4 hemşire tarafından dönüşümlü olarak bakımın yapıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik belirsiz alacak niteliğindeki 400.000,00 TL tutarındaki maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama devam ederken davacının 20.07.2021 tarihinde vefat etmesi üzerine, mirasçıları ... ve ... tarafından davaya devam edilmiş, dahili davacılar vekili 01.03.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; maddi tazminat talebini 1.863.051,71TL'ye artırmıştır.2.Birleşen davada davacılar vekili; asıl dosyadaki beyanları tekrarla ... ve ...'ın bitkisel hayata giren ...'in kızları olduğunu, büyük üzüntü ve çöküntü yaşadıklarını ileri sürerek; yaşadıkları bu durumdan ötürü kızları için her biri adına 750.000,00'er TL manevi tazminat, müvekkilleri ....'ın ise ...'ın kızı, ...'in torunları olduğunu, anneanne torunluk ilişkisinin yanında yakın bir ilişki içerisinde olduklarını, kaza sebebiyle büyük bir üzüntü ve manevi çöküntü yaşadıklarından her biri için 250.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP1.Asıl davada davalılar vekili; davacı tarafın davaya konu yaralama nedeniyle kendi hesabından harcama yapmadığını, dolayısıyla maddi zarara uğramadığını, kazanın meydana geldiği kapının tüm teknik standartlara uygun olduğunu, ceza soruşturmasında takipsizlik kararı verildiğini, bu kapsamda müvekkillerinin kusuru bulunmadığını, davacının yaşlı ve yardıma muhtaç olduğunu, kazanın da dava dışı yardımcının kusurundan ötürü vuku bulduğunu, bu nedenle kusursuz sorumluluğa gidilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu kazanın meydana geldiği tarihte müvekkili şirketlerin çeşitli sigorta şirketleri nezdinde sigortalı olduklarından davanın sigorta şirketlerine ihbarını, davacının aklı selim olduğunun kabulü halinde davacının kusurlu olduğu, aksi halde dava dışı bakıcısının kusuru ve ihmali ile kaza meydana geldiğinden müvekkillerinin kusursuz sorumluluğuna gidilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.2.Birleşen davada davalılar vekili; asıl davada sundukları cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla; usüli itirazlarının bulunduğunu, ...'ın İstanbul 25.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/412 Esas sayılı dosyasında manevi tazminat talebinde bulunduğundan iş bu dosyanın mükerrer olarak açıldığını, davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tedavi masraflarına ilişkin hastanelerden celp edilen fatura tutarlarının toplamda 1.863.051,71 TL olduğu, Mahkemece benimsenen 21.10.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacının %50 oranında, davalı alışveriş merkezi yönetiminin %50 oranında kusurlu olduğu hususlarının tespit edildiği, davacı müteveffanın meydana gelen olaydaki kusuru oranınca indirim yapılması gerektiği, diğer davalıların ise meydana gelen olayda kusursuz olarak sorumlu oldukları anlaşılmakla davalıların yapılan tedavi masraflarından müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları, birleşen dosya yönünden; dahili davacıların anneleri müteveffanın yaklaşık 8 yıl yoğun bakımda geçirdiği ve sonunda vefat ettiği, bu süreçte davacıların duyduğu bu ızdırap ve eleminin bir nebze tatmini bakımından tarafların mali ve sosyal durumu, olaydaki kusur durumu nazara alınarak makul bulunan her bir davacı için 250.000,00 TL manevi tazminatın uygun görüldüğü, her ne kadar davacılar ... ve ... yönünden de manevi tazminat isteminde bulunulmuş ise de; davacılar ile müteveffa arasında manevi olarak çok yakın ve sıkı bir ilişki olduğunu gösterir durumun dosya kapsamına yansımadığı anlaşıldığından bu davacılar yönünden manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile; 931.525,85 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... mirasçılarına İstanbul 9.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/944 E., 2021/916 K. sayılı veraset ilamı esas alınarak verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen dava yönünden; davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 250.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına süresi içerisinde sunulan delillere ve hükme esas alınan raporlara göre mahkemece verilen kararın yerinde bulunduğu gerekçesiyle davacıların ve davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Asıl ve birleşen davada davacılar vekili; davalıların kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduklarını, bu nedenle müteveffaya %50 oranında kusur atfedilen raporun hükme esas alınmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, birleşen dava yönünden; müteveffanın dava konusu kaza öncesinde hayatının önemli bir kısmını evinde torunları ....ve...'la birlikte geçirdiğini, son derece yakın bir ilişkileri olduğunu, bu müvekkilleri aleyhine manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.2. Asıl ve birleşen davada davacı ... vekili; olayda kusursuz sorumluluk hali söz konusu olup meydana gelen olayda müteveffanın kusuru oranında indirim yapılmasının yerinde olmadığını, müteveffaya kusur atfeden rapora yapılan itirazların dikkate alınmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Asıl ve birleşen davada davalılar vekili; tazminatlara olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin doğru olmadığını, hiçbir kusuru olmayan müvekkiline %50 kusur atfeden raporun denetime elverişli olmadığını, yürümekte ve ayakta durmakta dahi zorlanan davacıya karşı bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen refakatçinin, söz konusu olayda tek ve dolayısıyla asli kusurlu olduğunu, raporda iddia edilen zararın tıbben zaruri ve gerekli olup olmadığının incelenmediğini, hesaplanan maddi tazminat tutarının ve hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada; davacının geçirmiş olduğu kaza sebebi ile yapılan tedavi giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, birleşen davada ise; davacıların murislerinin geçirmiş olduğu kaza nedeniyle yaşadıkları elem, üzüntü ve ızdırap sebebi ile manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. TBK'nın 49.maddesi; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklindedir. TBK'nın 56/2. maddesi gereği; ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.TBK'nın ''Yapı malikinin sorumluluğu'' başlıklı 69.maddesi gereği bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yapım bozukluğu; bir inşaatın kötü yapılmasını, imal ve inşaat zamanında uyulması gerekli olan teknik kurallara uyulmamış olmasını ifade eder. Bir yapı eserinin maliki, bunların hiç kimse ve hiçbir şey için tehlike taşımayacak şekilde yapılmasını ve işlemesini garanti etmekle yükümlüdür. Bu nedenle, bir yapı eserinde herhangi bir yapım bozukluğu olmasa bile, ek güvenlik ve koruma tertibatının bulunmaması, yine de bir yapım eksikliği sayılır. TBK'nın 117.maddesi; ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.'' şeklindedir.Hükme esas alınan raporların Yargıtay denetimine elverişli olduğu, hesap bilirkişi raporunda dosyaya sunulan faturalar ile tespit edilen zararın, tıbben zaruri ve gerekli olup olmadığı hususunun doktor bilirkişi tarafından incelendiği, davacıda meydana gelen durum ile yapılan harcamalar arasında illiyet bağı olduğunun tespit edildiği, dava konusu olay aynı zamanda haksız fiil niteliğinde olduğundan davalıların olay tarihi itibariyle temerrüde düşmüş oldukları, bu nedenle olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin TBK'nın 117/2. maddesine uygun olduğu, hükmedilen manevi tazminatın yerinde olduğu, TBK'nın 56/2. maddesinde yer alan ''yakınları'' ifadesinin her olay yönünden ayrıca ve dar olarak yorumlanması gerektiği anlaşılmakla taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,Peşin alınan temyiz harçların istek halinde temyiz eden davacılar ... ve ...'e iadesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine,40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.