1416 Sayılı Kanun ile yurt dışına gönderilen öğrencinin doktora eğitimini tamamlayamaması üzerine taahhütname ihlali ve sağlık durumu gerekçeleriyle yapılan masraf iadesi davasının temyiz incelemesi.
Özet: 1416 sayılı kanun uyarınca yurt dışı doktora eğitimi için gönderilen bir öğrencinin, eğitimini tamamlayamaması ve ilişiğinin kesilmesi üzerine, davacı kurumun öğrenci ve kefillerden yapılan masrafların iadesini talep ettiği bu davada; davalı öğrenci, ayrımcılığa bağlı ruhsal rahatsızlıklar nedeniyle eğitimi bitiremediğini savunmuş; ilk derece mahkemesinin kısmi kabul kararı, istinaf mahkemesince öğrencinin sağlık durumuna ilişkin uzman raporu alınması gerektiği gerekçesiyle kaldırılmış ve yeniden yargılamada ilk derece mahkemesi, sunulan sağlık raporlarını doktora eğitimini engellemeye yeterli bulmayarak master eğitimi dışındaki masrafların iadesi yönünde bir değerlendirme yapmıştır.
3. Hukuk Dairesi         2024/3885 E.  ,  2025/5364 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/808 E., 2024/1789 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/139 E., 2022/405 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı ...'nın 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun (1416 sayılı Kanun) kapsamında ... Üniversitesi adına ABD'de öğrenim görmeye hak kazanması üzerine, .... ..... Noterliğinin 14.01.2008 tarihli taahhütnamesi karşılığında yurt dışına gönderildiğini, diğer davalılar ........ ve ..... 'in taahhütnamede kefil olduklarını, davalı ...'nın taahhütname hükümlerine aykırı hareket etmesi sonucu öğrencilikle ilişiğinin kesilmesi nedeniyle yapılan ödemelerin iadesinin davalılardan talep edildiğini, talep yazısına karşı davalı ...'nın iptal istemiyle Ankara 11. İdare Mahkemesinde açtığı 2016/969 E. sayılı davanın reddine dair verilen kararın kesinleştiğini, davalı ..., için yapılan masrafların taahhütname kapsamında davalılardan tahsili gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 306.310,60 USD ile 7.323,44 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davalı ...'nın eğitim gördüğü üniversitede yaşanan gelişmelerden davacı Kurumu haberdar ettiğini, müvekkilinin üniversitedeki danışmanının tutumu nedeniyle doktorasını tamamlayamadığını, müvekkilinin doktorasını yaptığı .... Üniversitesinde uğradığı ayrımcılık nedeniyle akıl sağlığının bozulmasına kadar giden sorunlar yaşadığını, doktora dönüşü master derecesi ile göreve başlatılma talebinin davacı tarafından değerlendirilmediğini, harcama listesi ile ilgili beyanların gerçeğe aykırı olduğunu, davalı kefillerin sorumluluğunun kefaletnamede belirtilen 140.000 USD ile sınırlı olduğunu, genel işlem şartları taşıyan sözleşmenin davalılar aleyhine yorumlanamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ
1. İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2019 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 166.198,73 USD'nın (140.000 USD'nın 10.05.2018 dava tarihinden itibaren TCMB tarafından tespit ve ilan edilen yasal faiz oranı ile davalılar ..........ve .......... sorumlu tutulmaları kaydıyla) 21.04.2016 tarihinden itibaren USD için TCMB tarafından tespit ve ilan edilen yasal faiz oranı ile davalılardan tahsilat tarihindeki TCMB tarafından tespit ve ilan edilen efektif satış kuru üzerinden hesap edilecek TL karşılığı veya USD olarak tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli kararıyla; dava konusu olay nedeniyle tarafların karşılıklı tazminat taleplerinin ve itirazlarının değerlendirilip hesaplanması için davalı öğrenci ..........n doktora öğrenimini tamamlayamamasını, 1416 sayılı
Kanunun 11... . maddeleri uyarınca sağlık durumunun bozulmasına dayandırdığı göz önünde bulundurularak, davalı ...'nın yaşadığını ileri sürdüğü ruhsal rahatsızlığın 28.08.20 11... .08.2016 tarihleri arasında doktora öğrenimini engelleyecek derecede olup olmadığı ve bu rahatsızlığın halen devam edip etmediğinin incelenip değerlendirilmesi için denetime elverişli rapor alınması gerektiğinden bahisle tarafların istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'nın yurt dışına gönderilme amacına uygun olarak master eğitimini tamamladığı, doktora eğitimini tamamlamadığı, davalının görev talebi üzerine kendisinden doktora eğitimi süresince yapılan masraflarla ilgili ödeme yapmasının talep edildiği, davalının bunu kabul etmemesi üzerine master ve doktora eğitimi süresince yapılan masrafların talep edildiği görülmüş ise de, master eğitiminin süresinde usulünce tamamlandığı, bu hususunun davacının bilgisi dahilinde olduğu, istinaf kararında belirtilen gerekçeler gözetilerek uzman hekiminde bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alındığı, davalının yurt dışında yaşıyor olması ve aradan geçen zaman değerlendirildiğinde psikiyatri servisine sevkinin mümkün olmadığı, davalının sunmuş olduğu sağlık raporunun da doktora eğitimini tamamlamaya engel derecede rahatsızlığının bulunduğunu ispata yeterli ve elverişli olmadığı, davalıdan master eğitimi için yapılan masraflar nazara alınmaksızın süresinde tamamlanmayan doktora eğitimi için yapılan masrafların talep edilmesi gerektiği, yüklenme senedinde kefil olan davalıların sorumlu tutulacakları tutarın yüklenme senedinde yazılı tutar ile sınırlı olacağı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 140.000 USD'nin T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilen yasal faiz oranı ile birlikte (davalı ... için faiz başlangıç tarihi 21.04.2016; davalılar ......... ve ...... için faiz başlangıç tarihi 10.05.2018 olmak üzere) tahsilat tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilen efektif satış kuru üzerinden hesap edilecek Türk Lirası üzerinden davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 26.198,73 USD'nin T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilen yasal faiz oranı ile birlikte (faiz başlangıç tarihi 21.04.2016 olmak üzere) tahsilat tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilen efektif satış kuru üzerinden hesap edilecek Türk Lirası üzerinden yalnızca davalı ...’ten tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya yönelik talebin reddine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2024 tarihli kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 598/3 maddesine göre zamanaşımı süresinin dolmadığı, alınan denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, davalı asıl borçludaki psikososyal bozukluğun doktorayı engeller bir durum teşkil etmediği, davalı asıl borçlu yönünden hükmedilen alacağa ilişkin faiz başlangıç tarihinin belirlenmesi açısından Kanunun 117. maddesinde yer alan genel hükümlerin uygulanması gerektiği, imzaladığı taahhütnamede faiz başlangıç tarihinin yazılmadığını, davalı doktorayı bitirememiş ise de, master öğrenimini başarıyla tamamlayan davalının ülkeye döndükten sonra davacıdan mecburi hizmetini yerine getirmek üzere görevlendirme talep ettiği, davacının doktoraya ilişkin taahhütnamelerin imzalanmasını şart koştuğu ve görevlendirme talebini kabul etmediği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacının görevlendirme için davalıya bu şekilde şart koşmasının hukuka aykırı olduğu, eldeki davada doktora masraflarına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı kefiller tarafından imzalanan 14.01.2008 tarihli kefaletnamede, faizin sarf tarihinden itibaren başlayacağı açık şekilde yazıldığı, imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'na (818 sayılı Kanun) göre geçerli olan bu kefaletnamedeki kesin vade gözetilmeksizin davalı kefiller yönünde faizin dava tarihinden itibaren işletilmesine karar verilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle; davacının istinaf talebinin kısmen kabulüne, davalıların istinaf talebinin esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile 140.000 USD'nin T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilen yasal faiz oranı ile birlikte (davalı ... için faiz başlangıç tarihi 21.04.2016; davalılar ......, .... ve ... için faiz başlangıç tarihi sarf tarihi olmak üzere) tahsilat tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilen efektif satış kuru üzerinden hesap edilecek Türk Lirası üzerinden davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 26.198,73 USD için, T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilen yasal faiz oranı ile birlikte (faiz başlangıç tarihi 21.04.2016 olmak üzere) tahsilat tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilen efektif satış kuru üzerinden hesap edilecek Türk Lirası üzerinden yalnızca davalı ...’ten tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya yönelik talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; davalı ... mecburi hizmetini yerine getirmediğinden yüksek lisans eğitimi için yapılan masraflarında tahsili gerektiğini, asıl borçlu ve kefiller için sarf tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili; hükme esas alınan 03.02.2022 tarihli kök ve 17.04.2022 ek raporda akademisyen bilirkişi, müvekkilinin ihmal veya kusurunun bulunmadığını tespit etmesine rağmen hatalı değerlendirme yapıldığını, hükme esas alınan psikiyatri bilirkişilerinin görüşlerine katılmanın mümkün olmadığını, müvekkilinin ülkeye dönerek görev talep ettiğinde kendisinden tamamlayamadığı kısım ile ilgili olarak herhangi bir sağlık raporu istenmediğini, müvekkilin taahhütnameye aykırı bir davranışnın olmadığını, müvekkili ile aynı konumda bulunan öğrencilere davacı tarafından farklı muamele uygulanlanmasının Anayasaya ve kanunlara aykırı olduğunu, davacının davasını dayandırdığı makam onayının yasal dayanağı olmayıp, bu yönde kesinleşmiş yargı kararları dosyaya sunulmadığını, genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler bakımından inceleme yapılmadığını, zamanaşımı itirazının değerlendirilmediğini, hükme esas alınan 03.02.2022 tarihli kök ve 17.04.2022 tarihli ek bilirkişi raporlarında; seçenekli hesaplamaların her ikisinde kefillerin sorumlu olacağı azami miktar yönünden bilirkişi kurulu tespitlerinin hatalı olduğunu ve faiz başlangıç tarihinin Bölge Adliye Mahkemesince hatalı belirlendiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 1416 sayılı Kanun kapsamında yapılan eğitim giderlerinin davalı asıl borçlu ve kefillerden tahsili talebine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre; davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6098 sayılı Kanunun 598. maddesinin üçüncü fıkrasında; ''Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.''düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu hükme göre kefalet sözleşmelerinin adi veyahut müteselsil olması farketmeksizin, her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren on yıllık sürenin dolması ile ortadan kalkacak ve böylelikle kefalet sözleşmesi kendiliğinde sona erecektir.
Davalı kefiller ile ... ...... Noterliğinin 14.01.2008 tarihli taahhütnamesiyle kefalet sözleşmesi yapılmıştır.
Kefalet sözleşmesi, 818 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde yapılmış olsa da, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesine göre; kefalet sözleşmesinin sona ermesine ilişkin Türk Borçlar Kanunu'nun hükümlerinin uygulanması gerekir. Kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanunda, kefaletin süresine ilişkin bir sınırlama hükmü bulunmamakta ise de; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanunun 598/3 maddesinde gerçek kişiler tarafından verilen her türlü kefaletlerde geçerlilik süresi on yıl olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla, kefalet sözleşmesi kurulmasından başlayarak on yıl geçmesi ile kefalet kendiliğinden ortadan kalkacaktır.
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; kefilllerin sorumluluğu yönünden on yıllık sürenin geçip geçmediğine yönelik yanılgılı değerlendirme yapılması, yine dosya kapsamında kefalet senedi ile ayrı bir borç ödeme günü belirlenmediği anlaşılmakla, davacı tarafından düzenlenen borç bildiriminin tebliğ ile birlikte davalının temerrüde düşeceği gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde şekilde karar verilmesi, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
1.Davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesi uyarınca davalılar yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.